Biraz Yavaşlamamız Gerek: Slow Movement Nedir? Hayatımıza ve Bize Ne Kazandırır?

Slow Movement
Sabah yatakta gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren acelemiz başlıyor diyebiliriz. Alarmımız çalar; hızlıca banyoya gidip hazırlanmalıyız, hızlı bir kahvaltı belki kahvaltı bile değil bir küçük sandviçle evden çıkarız, kahvemiz de yarım kalmıştır. Halbuki sabah serinliğinde belki de o kahveyi tadını çıkararak bitirmek istemiştiniz.
Hikayeye devam ediyorum. Arabamız varsa trafikte acele acele işe, okula yetişmek için yoksa da varacağınız yere giden otobüsü, metroyu kaçırmamak için acele ederiz. Evet zamanınızı iyi yönetseniz acele etmek zorunda kalmazsınız tabi ki ama bunu hangimiz tam anlamıyla yapabiliyoruz ki? Dürüst olalım.
Slow Movement da tam bunlara isyan ederek doğan bir hareket. Dünyanın hızı, teknoloji çağı, rekabet, hızlı tüketim, makineleşme, stres, seri üretim vb. daha bu listeye birçok madde ekleyebileceğim modern yaşamın getirilerine bir karşı çıkış: Slow Movement.

Slow Movement Nedir ve Nasıl Başladı?

Carlo Petrini
Carlo Petrini, şarap ve yemek hakkında yazılarıyla bilinen İtalyan bir yazardır ve 1986 yılında Roma’da Piazza di Spagna’da açılan McDonalds’ı protesto ederek insanları eyleme çağırdı. Fast food yerine “Slow Food” hareketini böylece başlatmış oldu. 1989 yılında ise 15 delege ülkenin imzasıyla Slow Food hareketi uluslararası bir boyut kazandı.
Bu hareketinin savunucuları hızlı yaşamın yarattığı hızlı yemek endüstrisini eleştiriyorlar ve yerel, organik olana dönüşü, tarım üretimini iyileştirmeyi ve biyoçeşitliliği korumayı amaç ediniyorlar. Ayrıca kültürel yemek mirasının korunarak diğer nesillerle buluşması da onlar için oldukça önemli.
Yemek yemeyi yavaşlatarak hızlı dünyayla nasıl başa çıkabiliriz sorusunun cevabı da aslında içinde; çok basit bir eylem olan yemek yemeyi bile kısacık öğle aralarına sıkıştırdık keyif alarak yemeyi unuttuk ve en önemlisi de doğal ve güvenli yemekten uzaklaştık.
Aslında, Slow Food hareketi bir önceki cümleden de anlayacağınız gibi bilerek yavaş yapmak değil gereken hızına getirmek. Tam da bu yüzden, hareketin sembolü olan salyangoz gibi yavaş yavaş yiyerek uzun mesafeler kat edeceğiz, doğaldan uzaklaşmadan ve kültürel yemek mirasımızı arkamızda salyangoz gibi izimiz olarak bırakacağız.
Slow Food hareketinin yaygınlaşması ve felsefesinin benimsenmesi Slow Movement, Yavaş Hareketi, ‘nin de doğuşuna yol açtı. Hızlıca tükettiğimiz yemek ve diğer hızlı tüketim şeylere karşı olan bu hareket insanlara alternatif bir yaşam biçimi sunuyor. Stres düzeyi yüksek, rekabete dayalı “modern” yaşamın tersi bir hayatı savunan Slow Movement, yemekten ekonomik ilişkilere ayrıca sosyal ilişkilere kadar anı yaşamanın önemini ve kültürel bir dönüşümün gerekliliğini benimsemiştir.
Bir düşünün! Biz hızlı hareket ettikçe yaşadığımız şehirler de buna uygun bir şekilde düzenleniyor. Roma’da en güzel yerli restoranların içinde bir McDonalds… Bir de çoğalan alışveriş merkezlerine bakarsak aradığımız her şeyi bulacağımız zincir marketler, üst kattaki fabrikasyon yemekler ve de nasıl üretildiğinden bihaber olduğumuz çeşit çeşit kıyafetler. Bu kadar bilinmezliğin yerine yerel lokantalar, esnaflardan alışveriş yaparak onlara destekte bulunmak ve bir nevi özümüze, doğal olana dönmek bizi tatmin edeceği gibi diğerleriyle olan etkileşimimizi de iyileştirecek. Her şeyi de yavaş yapmak değil ayrıca tatmin olarak yapmak ve olması gerektiği hızda yerine getirmek.


Slow Movement Hayatınıza Ne Katar?

-Daha tatmin olduğunuz keyifli bir yaşam.
-Yaşadığınız toplumun farkında olmak ve yerel düzeyde etkileşimi artırmak; esnaflarla, çiftçilerle…
-Bilinçli alışverişe yönelmek; yemek, kıyafet alırken bilinçli davranmak.
-Stresten kurtulmak.
-Huzura her hareketimizde daha yakın olmak.
-Slow Movement’ı hayatınızın her alanına uygulayabileceğinizi keşfedeceğiniz bir bilinç seviyesine ulaşmak. Yavaş Okumak Yavaş Moda, Yavaş Mimari.. Bunlar zaten var olanlar siz bu listeye ne eklemek isterdiniz?
Kategoriler: Yaşam

Yorumlar (0) Yorum Yap

/