metu-adm
23 Ağustos 2020
Sürekli Gelişiyor, Değişiyor Ama Hiçbir Yere Varamıyorsanız Bu Yazı Sizin İçin
Biri hayatında bir zorlukla karşılaştığında çok söylenen bir söz vardır: "Bu senin iyiliğin için başına geldi." Nereden kaynaklandığı belli olmayan bir duygu dalgası yaşadığımızda ya da yıllardır karşılaştığımız bir problemi tekrar tekrar yaşadığımızda, bunun nedeni davranışımızda değiştirmemiz gereken "depolanmış bir titreşim frekansı" davranışının farkına varmadığımız içindir. Buradaki fikir, bilincinizde bir şey yüzeye çıktığında, bunun bir amacı olduğudur.
Ancak bu düşünce, her ufak sıkıntıyı rasyonelleştirmenin bir yolu haline geldi. Pek çok insanı sürekli olarak devam eden, hiç bitmeyen bir "iyileşme" döngüsü içinde olduklarına inanma eğiliminde. Bu bir dereceye kadar doğru.
Hayat, bir gelişme süreci ve en temelde kim olduğumuza dönüşme yolculuğu değilse anlamsızlaşır. Yine de, iyileşme söz konusu olduğunda hala bir şeylerde daha iyi olduğunuzu hissetmiyorsanız aslında tehlikeli bir şekilde sıkışıp kalmış olabilirsiniz.
Zihniyetiniz "İyileştim, değiştim, tam istediğim gibi yaşıyorum" yerine "İyileşiyorum, büyüyorum, yeni bir hayat inşa ediyorum" ise ilk başta aşmaya çalıştığınız koşulları yeniden yaratmaya devam edeceksiniz. Pek çok insan farkında olmadan zihniyetini değiştirecek ve düzeltecek yeni şeyler için kendini koşullandırıyor ve bu devam eden gelişme döngüsünde sıkışıp kalıyorlar. Yüzeyde proaktif görünebilir ancak bu daha derin bir sorunun belirtisidir. Dünyadaki tüm bilgeliğe, bilgiye ve uzmanlığa sahip olabilirsiniz ancak her gün basit bir neşe içinde yaşayana kadar, gerçekten iyi değilsiniz. Gerçekten iyileşmediniz.
İyileştiğinizi düşünüyorsanız ama aslında o kadar da değişiklik yoksa kendinizi iyileştirme fikrine bağımlı hale getirebilirsiniz. Çözülecek bir şey kalmadığında ise "Ele alınacak başka sorun var mı?" diye düşünüyor olabilirsiniz. Muhtemelen bu sorunların bazılarını yoktan yaratıyorsunuz. Sürekli değiştiğinize ve geliştiğinize inandığınız bir yerdeyken, kendinizi sürekli bir şeylerin üstesinden gelmeniz gereken birine dönüştürüyorsunuz.
Hayatınızı gerçekten değiştirmek istiyorsanız, şimdiki zamanla konuşmaya başlayın.
İşte birkaç örnek:
● Hiç olmadığım kadar sağlıklıyım.
● Her zamankinden daha iyi durumdayım.
● Her zamankinden daha iyi bir finansal durumdayım.
● Hiç olmadığım kadar mutluyum.
● Hiç olmadığım kadar huzur içindeyim.
● İşimle hiç olmadığı kadar gurur duyuyorum.
● Her zamankinden daha fazla nefes alma ve hayatı tamamen deneyimleme yeteneğine sahibim.
Bunun ne kadar büyük bir değişim olduğunu şu düşünceden anlayabilirsiniz: "Daha sağlıklı olmak istiyorum, formda olmaya çalışıyorum, parayla daha iyi olmaya çalışıyorum, mutluluk istiyorum." Farkı görebiliyor musunuz?


Problemler ve modeller arasındaki fark

Kendini geliştirmeye bağımlı insanlar diğerlerinden daha duyarlı ve bu nedenle daha savunmasız olma eğilimindedir. Sürekli kendileri üzerinde çalışmak, tehditlerle yüzleşmeden önce onları belirleyip ortadan kaldırmanın bir yolu olan bir tür savunma mekanizmasıdır. Tüm bunlarla birlikte, kişisel gelişim sadece iyi bir şey değil, bir erdemdir. Olmak istediğimiz kişi olmak ve yaşamak istediğimiz gibi yaşamak istiyorsak bu her birimizin taahhüt etmesi gereken bir şeydir.
Öyleyse, çözülmesi gereken asıl sorun ile bizi tuzağa düşüren acı modeli arasındaki farkı nasıl anlayacağız?



Bu karmaşıktır ancak cevap acıyı mantıkla kontrol etmektir. Kendinize şunu sormalısınız: Bir şekilde hayatımı mahvetme veya kendime zarar verme tehlikesiyle mi karşılaşıyorum? Cevap evet ise, değişiklik yapılması gerekiyor. Cevap hayır ise, serbest bırakılması gereken bir acı modelidir.
Herhangi bir gerçek değişimin püf noktası, artık geçmişe kafa yormamak, tüm enerjinizi ve niyetinizi şimdiyi ve geleceği yaratmak için kullanmanızdır.
Nerede olursanız olun, gerçekten başladığımız yer burasıdır: Bugünü yaşamaya hazır olduğunuzda ve sadece hayatta kalmaya çalışmak yerine yaşamı deneyimlemeye hazır olduğunuzda, her şekilde iyileşmeyi başarırsınız.
4

Yorumlar (1)


arrow_upward