Bir An Önce Kurtulun: Enerjinizi ve İç Kaynaklarınızı Tüketen 10 Psikolojik Alışkanlık

Arzu Dokuzoğlu

Arzu Dokuzoğlu

İTÜ-Kimya Müh.

İlerlemenize engel olan alışkanlıklarınızdan kurtulma zamanı geldi.

Dinlemek istemediğiniz bir müziği kapatabilme özgürlüğüne sahipsiniz. Duymak istemediğiniz sesleri, kafanızı karıştıran fikirleri de duymak zorunda değilsiniz. Bu sizin hayatınız. Devam edebilmek ve hayatınıza konsantre olabilmek için gürültüyü (kafanızdaki gereksiz, enerjinizi emen gürültüyü) kesmelisiniz. Bu gürültüler çoğu zaman enerjimizi ve iç kaynaklarımızı tüketir. Bizi hayata karşı daha tahammülsüz biri haline getirebilir.
Peki bu seslere nasıl son verebiliriz?
İlk adım, bu gürültüyü destekleyen toksik, enerji emici psikolojik alışkanlıkları ortadan kaldırmaktır.

1) İşler yolunda değilken bile yolundaymış gibi davranmak.

Bunalmış hissettiğiniz zamanlar olur. Ya da vazgeçmek istediğiniz. Bunda utanılacak hiçbir şey yok. Robot değilsiniz; olsanız bile, bazen bakım için durmanız gerekir. Kendinizi yorgun ve bitkin hissetmenizde utanılacak bir şey yok. Bu insan olmanın doğal bir parçası. Eğer bunun farkındaysanız, işleri tersine çevirebilirsiniz. Bir süreliğine dağılmak iyidir. Her zaman güçlü davranmak zorunda değilsiniz ve her şeyin yolunda gittiğini sürekli olarak kanıtlamanıza gerek yoktur. Başkalarının ne düşündüğü ile de ilgilenmemeniz gerekir, gerektiğinde ağlayın. Gözyaşı dökmek sağlıklıdır. Ne kadar erken kabullenebilirseniz o kadar erken tekrar gülümseyebilirsiniz.




2) Geçmişinizdeki acıların bugünü mahvetmesine izin vermek.

Zor zamanlarım sayesinde daha güçlüyüm, hatalarım nedeniyle daha akıllı ve üzüntü duyduğum için daha mutluyum.

Bence bu hepimiz için geçerlidir. Yaptığınız her zor konuşma, size kendiniz hakkında bir şeyler öğretir. Her hayal kırıklığı, gönül yarası ve korku dolu an, bir öğretmendir. Unutmayın, hiçbir şey göründüğü kadar kötü değildir. “Ben bunu yaşarsam nasıl dayanacağım?” dediğiniz her anı yaşadığınızda o kadar da zor olmadığını ve ne kadar güçlü olduğunuzu göreceksiniz. Her deneyimin sonunda saklı bir fayda ve nimet vardır. Bu yüzden, geçmişteki olaylar yüzünden bugününüzden vazgeçmeyin. Bunu düşünmeyin bile. Her gün yeniden denemek için yepyeni bir gün!


3) En iyi günlerinizin geçtiğine ya da daha gelmediğine inanmak.

Bütün hayatınızı bir labirente sıkıştırarak, bir gün nasıl kaçacağınızı veya bunun ne kadar inanılmaz olacağını düşünerek devam edemezsiniz. Şimdiden kaçmak için geleceği kullanmayın. Bu, birçoğumuzun stresli ve mutsuz olmasına neden olan şeydir. Tersi de geçerlidir- geçmişe takıntı yapmak.

Kabul etmemiz gereken şey, yılda hiçbir şeyin yapılamadığı iki gün vardır: dün ve yarın.



Bugün, bu an sevmek, gülmek, çalışmak ve cesurca yaşamak için en doğru zamandır. Bu an sizin dikkatinize ihtiyaç duyuyor çünkü gerçekten hayatta olduğunuz tek yer ve zaman tam da bu an.

4) Yaşanan fırtınalardan sonra aynı kişi olmaya devam etmek.

Zor zamanlar, size karşı esen güçlü fırtınalar gibidir. Bu fırtınalar, sizi gidebileceğiniz yerden alıkoymaz. Sadece kendinizi gerçekten olduğunuz gibi görmenizi sağlarlar. Bu harika bir şeydir. Şimdi imkansız gibi görünse de bir gün geçen fırtınalara bakacak ve sessizce teşekkür edeceğiz. Birçoğumuzun içimizde sahip olduğumuz şefkat ve nezaketi bulmamızı sağlayan bu fırtınalardır.


5) Değişime ve büyümeye direnmek.

Kendinize sürekli sormanız gereken bir soru: “Kendimi iyi hissetmek için mi uğraşıyorum yoksa büyümek için mi?”



Çünkü büyümek, her zaman iyi hissettirmez ve iyi hissettirmek her zaman büyümemizi sağlamaz. Denge olduğu sürece ikisi de yanlış değildir. Önemli olan, konfor alanımızdan çıkmanın gerekli olduğunu bilmektir. Bu rahatsızlığı hissettiğinizde kaçmayın, kucaklayın. Enerjinizi ilerlemeye yönlendirin. Büyüme, konfor alanının sonunda başlar. Kendinizi rahatsız hissettiğinizde, yaşamınızda meydana gelen değişimin bir son değil, bir başlangıç olduğunu bilin.


6) Sürekli endişeli olup asla harekete geçmemek.

Endişe, en büyük düşmanımızdır. Sevincimizi çalmaktan başka hiçbir şey yapmaz ve sürekli bizi meşgul eder. Bu olumsuz alışkanlığı kırmalıyız!



Bir şeyler yaparak yorulmak, endişeden yorulmaktan iyidir. Ancak efor sarfetmekten kaçınarak da eforunuzu boşa harcamayın. Devam edin ve halledin. Bugün, kendinize gerçekte neyin önemli olduğunu sorun ve cevabınıza göre gününüzü inşa edin.

7) Herkes için fedakarlıkta bulunmak.

Kendinizi çok fazla feda etmeyin, çünkü zamanla sevdiklerinize dahi verecek bir şeyiniz kalmaz.

Kapana kısıldığınızı hissederseniz ve nefes almak sizin için zorsa, hatırlayın: önce kendi oksijen maskenizi takmalısınız!



Kendinize iyi bakmak sizi bencil yapmaz, özverili kılar. Aslında, insanın yaşayabileceği en gerçek özveriliğin şeklidir. Gerçekten başkasıyla sevgi dolu ve destekleyici bir ilişkiye sahip olmak için önce kendinizin en iyi arkadaşı olmayı öğrenmelisiniz. Her şey, önce kendinizi sevmek ve bu sevgiyi açığa çıkarmak için sevgi aramak yerine, sizi seven başkaları ile paylaşmaktan ibarettir.


8) Her şeyi kişisel algılamak.

Olayları kişisel olarak algılamadığınız müddetçe özgürsünüz. İnsanlar nadiren sizin yüzünüzden bir şeyler yapar, hatta genelde bu sizin yüzünüzden de değildir ancak öyle gösterilir. Yani kişisel görünse bile, muhtemelen değildir. Bunu hatırlayın. Kendinizi öfkeli, kalbi kırılmış veya başkalarının eylemleri tarafından mağdur edilmiş hissettiğinizde içinizde herhangi bir yumuşaklık tohumu arayın. Bu hislerin sebebinin siz olmadığını bilin.

9) Olumsuz düşüncelere izin vermek.

Duyduğunuz her şeye inanmayın -kendi iç sesiniz söylese bile.

Zavallı olmayı seçerseniz zavallı olmak için birden çok neden bulacaksınız. Mutlu olmayı seçerseniz ise mutlu olmak için birden çok neden bulacaksınız. Bu kadar basit. Sorunlarımız hakkında konuşmak en büyük bağımlılığımızdır. Bu olumsuz alışkanlığı kırın. Sevinçlerinizden, aşklarınızdan, hayallerinizden bahsedin. Çirkin ve makul olmayan bir şekilde pozitif olun. Aynı anda hem komik, hem yaratıcı, hem gülünç ve hem de neşeli olun. Daha iyi hissedeceksiniz.




10) Akışına bırakıp belirsizliğe açılmayı reddetmek.

Gerçek mutluluk cesaret ister. Bir aptal gibi görünmenin riskini alın. Sınırları zorlamak, özünüzün derinlerine inip kusurlarınızı görmek ve onları sevmek, aynı zamanda başkalarını bunlara maruz bırakmak kolay değildir. Normlardan kurtulup herkesin ne düşündüğünü umursamamak gerekiyor. Bu, hayata karşı bir tavır almakla ilgili. Yavaşlamak, hayattaki çılgın hızdan kurtulmak ve bir sonraki adımı düşünmeden gökyüzünü seyretmek için zaman ayırmamız gerekiyor. Egolarımızı rafa kaldırmalı ve içinde bulunduğumuz anı yaşamaya “evet” demeliyiz.


Bu toksik alışkanlıkların herhangi birini yaptığınızı düşünüyorsanız yalnız değilsiniz. Bazen hepimiz zihnimizin içindekilere takılıyoruz ve bizi gerçek potansiyelimizden uzaklaştırmalarına izin veriyoruz. Anahtar ise farkındalıktır -bu alışkanlıkları tanımak ve bunları değiştirmek.
Kategoriler: Yaşam

Yorumlar (0) Yorum Yap

/