@CEOtudent
6 Eylül 2019
Tutkunuzu Takip Etmek Kötü Bir Tavsiye Olabilir Mi?  
Bir şeyleri başarmak bizi mutluluğa ulaştıracak diye düşünürüz. Özellikle tutkunu bul ve onun peşinden git, diyenler elbette ki azımsanacak kadar az değil. Tutku, acıdan beslenir. Kelime kökeni Latince ‘patior’ (acı) demektedir. Acı istekler barındırdığımız ve bunun peşinden hangi duyguyu barındırırsa barındırsın durmadan devam ettiğimiz bu yol tutkularımızın eseri.
Manzaraya baktığımızda tutku doğru bir şekilde kullanılmıyor. Anlatılanlar, kitaplarda geçenler gerçek değil. Yaptığınız şey hakkında tutkulu olup olmadığınızı ölçmek istiyorsanız, bu meyveyi yetiştirmek istiyor muyum? Tabii ki meyveyi hiç yetiştirememe ihtimaline karşılık. Eğer cevabınız hayırsa, üzgünüm ama bu iş için yeterince tutkulu değilsin.
Umutsuz olmak yok ama bir tutkumuz var sonuçta ve bunu doğru bir yere yöneltmemiz gerekiyor. O yüzden nerede olduğumuza bakmak için tutkunuzu takip edeceğimiz yola beraber bakalım.

Yan Acele Kültürü

Öncelikle temelden başlayalım: Son zamanlarda “tutkunu takip et” mottosu neden bu kadar popüler hale geldi? Bunun altında yatan nedene göre, tutkunuzu sürdürürseniz zenginliklerin ortaya çıkacağı yanılgısıdır.
Dünya çapında, tamamen organize edilmiş ve kullanıma alınmış işlere giriyor ve çalışıyoruz. Yapılan bir Gallup çalışması, ABD ve Çin’de çalışanların %85’inin işe girmediğini ve yıllık kayıp veriminde 7 trilyon dolar kaybına uğradığı ortaya çıktı.
Belli bir yaşa kadar hayatınızı sürdürdüğünüz bu serüvende her gün sevmediğiniz, yeteneklerinizin ve potansiyelinizin gerçekleştirilmediği bir yerde bulunuyor ve en önemlisi armağanlarınızın karşılığını alamıyorsanız, elbette ki acil alarmını çalıştırıyor ve tutkunuzu sürdürmek için yolculuğa çıkıyorsunuz.

Tutkunuzun Önderlik Ettiği Yer

Yan aceleciler sadece fazla gelir elde etmek için değil, özgürlüğü de temsil ederler. Nefret ettiği işten ayrılma ve tüm zamanını tutkunun peşinde koşmak için bir şans. Bunu yaptın değil mi? İstatistikler, uzun vadeli başarı şansınız için  hoş olmayan bir tablo çiziyor. Küçük İşletme İdaresi’ne göre, yeni bir işletmenin kalkınması beş yıldan fazla sürüyor.
Eğer kimliğinizi ve başarı anlayışınızı belirli bir sonuçla eşleştiren bükülmüş tutku tanıma bağlarsanız, sahip olduğunuz değeriniz büyük bir etkiye neden olacaktır. Tutkunuzu ve kendinizi başarısızlık olarak görebilirsiniz, bu düşüncelerin aklınıza girmesini engelleyemez ve umutsuzluk sonucuyla karşılaşma olanağınız yüksek. Kimliğinizi tutkunuza eklemeden, farklı bir yaklaşım önerisinde bulunabilirim.

“Neden” den Önce Değerinizi Bulun!

Simon Sinek “Neden ile Başla” kitabında, “neye” bakmadan önce “neden”i bulmamız gerektiğinden bahseder. Ama önceliğimiz olması gereken başka bir konu daha var. İlk önce kendinizi “neden” olarak görmeyi kabul etmelisiniz. Buna değer olduğunuzu, tutku ve başarısızlığı layık görmediğinizi hissetmeyebilirsiniz. Bu yüzden önce buradan “kendinizden” başlamalı ve geleceği ertelememelisiniz.
Tutkuyu kazmaya devam edelim mi? Kendinizi buna değer olduğunuzu görmek için şu soruya yanıt verin: Ben kimim? Kendinizi tanıdığınız zaman hem verdiğiniz değeri görmüş olur hem de neler yapabileceğiniz hakkında bir fikir oluşturursunuz.

Kim Olduğunuzu Keşfetmek İçin Adım Atın!

Söylemesi ne kadar kolay değil mi? Kim olduğunuzu bulmadaki ilk adım, göründüğü kadar kolay olmayabiliyor. Albert Bandura’nın “öz yeterlilik” kavramı işte tam burada ortaya çıkıyor, zorlu durumlarda başarılı olmak ya da zor bir işi başarmak için kendi yeteneklerimize olan inancımızı görüyor ve temeli inşa ediyoruz.
Bu zamana kadar yaptığınız zor şeyleri düşünün. Başarılı olup olmadığınız önemli değil, önemli olan “bunun gibi zor şeyler yapabiliyorum.” Zorlu bir işe kalkıştığınızda “Yapabileceğimi düşünüyorum”dan “Yapabileceğimi biliyorum”, “Yapabilirim” ve son “Yaptım.” Düşüncelerinizi yansıtarak, ilerlemeyi gerçekleştirebilir ve “Ben” ile kimliğiniz hakkında net bir ifade oluşturabilirsiniz.

Sahip Olduğun Yetenekleri Başkalarına Hizmet İçin Kullanma!

Sahip olduğunuz evrelerden geçerken, unutmayın ki sadece siz varsınız. Kendinizi bir kâşif olarak görün ve keşfetmeniz gerek şey, kendiniz. Değerinizi yeniden inşa edin ve içinizde yaşayan gerçekle yüzleşin. Sonuca odaklanmak yerine insanlara yardım edebileceğiniz yeteneklerinize odaklanın. Bu acı çekmek için iyi bir neden olsa gerek.

“Korkmasaydın ne yapardın?” Sheryl Sandberg

2
Bizi Facebook'tan takip edin.

arrow_upward