Günde 45 Dakika Ayırarak Tasarımsal Düşünme Yeteneğinizi Nasıl Geliştirirsiniz?

Yağmur Avvurur

Yağmur Avvurur

Founder @ceotudent

Son dönemlerde karşımıza sıkça çıkan Design Thinking (Tasarımsal Düşünme), UI, UX gibi kavramlarla beraber teknolojide ve dijital çağda tasarımın ciddi oranda önem arz ettiğini biliyoruz.
Bir ürünü geliştirme aşamasında sadece tasarımcının değil ekipteki herkesin tasarım hakkında fikir üretmesi ve ürünün geliştirilmesinde rol oynaması gerekiyor. Özellikle girişimcilerin ve girişimci adaylarının bu konuda daha fazla efor sarfetmesi şart.
Tasarımı kendi kendine öğrenmiş ve her fırsatta geliştirmeye çalışan biri olarak uzun süredir takip ettiğim, sıkça esinlendiğim, ilham aldığım ve zaman geçirirken motive olduğum bazı kaynaklar var. Bu kaynaklara günde sadece 40 dakikanızı ayırarak tasarımsal düşünme yeteneğinizi geliştirebileceğinize ve estetik bakış açınızın genişleyeceğine inanıyorum.
Adobe‘a ait olan Behance, görsel sanatçılarının ve tasarımcıların online portfolyolarını oluşturabilmeleri ve birbirleri ile etkileşim kurabilmeleri için oluşturulmuş bir sosyal ağ. En azından ben bu şekilde tanımlıyorum. Günümüz trendlerini en iyi şekilde takip edebileceğiniz platformlar arasında yer alıyor. Her gün olmasa da birkaç günde bir giriyorum ve her girdiğimde yaklaşık bir 10 dakikamı harcıyorum.
Girdiğimde kendimi en çok kaptırdığım kaynaklar arasında. Anasayfaya girdiğiniz anda çok farklı alanlardan çok farklı çalışmaların bir arada bulunduğu bir akış ile karşılaşıyorsunuz. Farklı alanlarda tasarlanmış bu çalışmaların ortak noktası ilham verici olmaları. Yani en azından internet sitesinin editörleri bunu amaçlıyor. Arayüzü oldukça sade ve hızlı. Her gün yaklaşık 5 dakika geçiriyorum.
Designspiration’a oldukça benziyor. Fakat buradaki içerikler sanatsal çalışmalardan çok dijital medya ya da reklam amaçlı yapılan çalışmalar. Burada da günde birkaç dk göz gezdiriyorum.
Daha çok kadınlara hitap eden sosyal ağ tabanlı platformdaki içeriklerin yaklaşık %80’ini fotoğraflar oluşturuyor. Tema olarak lifestyle, moda, makyaj ve food art ağırlıklı olan platformdaki fotoğrafların kontrast ayarları, ışık kullanımı, doğru filtreleme ve amatör fotoğrafçılık gibi konularda bireysel katkı sağladığını söylemek mümkün. Ayrıca mobil uygulaması da fazlasıyla başarılı. Her gün mutlaka birkaç dakika ayırmaya çalışıyorum.
Birbirine oldukça benzeyen bu iki internet sitesi sıra dışı ve başarılı olan web sitesi tasarımlarını sergiliyor. Yukarıdaki internet sitelerinde de web tasarımlar mevcut fakat aradaki fark şu ki; bu iki platformda gördüğünüz sitelerin tamamını online olarak da görüntüleyebiliyorsunuz. Yani tasarımı yalnızca statik olarak görmektense bir domain üzerinde görüntüleyip içinde gezinme imkanı sunuyor size. Ve tabi ki bu durum çok daha faydalı bir deneyim yaşatıyor. 2 günde bir girdiğim bu internet sitelerine her girişimde toplamda 7-8 dakika geçiriyorum.
Bir marka için ya da girişiminiz için bir kampanya ya da etkileşim görseli tasarlıyorsanız Ads of the World’e mutlaka bir göz atmanızı öneriyorum. Burada dünyanın her yerinden hazırlanan başarılı reklamlara gerçek zamanlı olarak yer veriliyor.
Buradaki en büyük kazanımınız; içerikleri muhteşem bir şekilde filtreleyebiliyor olmanız. Medya, ülke ve sektör gibi alt başlıklarda bir filtreleme oluşturabiliyorsunuz. Örneğin Japonya’daki otomotiv sektörü üzerine gerçekleştirilmiş açık hava reklamlarını görüntüleyebiliyorsunuz.
Ben özellikle baskılı reklamlar için giriyorum. Her gün girdiğim siteler arasında yer almıyor. Haftada birkaç defa giriyorum. Bunu güne oranlarsak; günde bir 5 dakika geçirdiğimi söyleyebilirim.
Her profesyonel tasarımcının aşkla bahsettiği Dribbble yine bir online portfolyo platformu. Minimal ve dijital illüstrasyonların ağırlıklı olduğu internet sitesinde fazlasıyla zaman geçirdiğimi söyleyebilirim. Özellikle GIF’lere bayılıyorum. Her gün mutlaka bir 5 dakika geziniyorum.
Paket tasarımları, endüstriyel tasarım üzerine muhteşem bir site. Her gün mutlaka giriyorum. Her gün birkaç dakika da burada geçiriyorum.
Olmazsa olmazlarımdan. Yine fotoğraf ağırlıklı takip ettiğim bazı profilleri sıralıyorum.
Bu kadar kaynağı gezip gördüğünüz halde başarılı çalışmaları bir yere kaydetmiyorsanız bence geçirdiğiniz bu zamanın kazanımını fazlasıyla düşürüyorsunuz. Her gün yüzlercesini hatta binlercesini gördüğümüz görselleri tekrar hatırlamak ne yazık ki mümkün olmuyor. Görsel hafızamız bize bu imkanı çok kısıtlı sunuyor. O yüzden beğendiğiniz, ilham aldığınız ya da bir gün hatırlamak istediğiniz bu çalışmaları mutlaka bir yere kaydedin.
Pinterest aslında tam da bu amaçla ortaya çıkmış. Chrome’un Pinterest eklentisini kurun. Daha sonra internette gezinirken gördüğünüz tüm görsellerin sol üstünde bir “Pin it” (ya da Kaydet) butonu beliriyor. Ve böylelikle beğendiğiniz çalışmaları Pinterest panolarınıza görselin kaynağı ile birlikte kolaylıkla pinleyebiliyorsunuz. Ve daha sonra dönüp dönüp bakma şansınız oluyor.
Pinterest’in pinlediğiniz görseller ya da Pinterest’in içinde gezinirken ilgi ve etkileşim gösterdiğiniz görselleri algılayarak anasayfasında size sevebileceğiniz çalışmaları gösterdiği muhteşem bir algoritması var. Dolayısıyla Pinterest’in içinde de mutlaka zaman geçiriyorum. Günlük bir 10 dakika da burada harcıyorum diyebilirim. Profilimi görüntülemek ve beni takip etmek isterseniz: https://tr.pinterest.com/yagmuravvurur/
Basit bir matematikle günde 45 dakikamı bu kaynaklardaki içerikleri tüketmekle harcıyorum. Dijital dünyada gün içinde bazen fazlasıyla zaman öldürebiliyoruz. Evet ben de öldürüyorum. Fakat bu zamanı olabildiğince minimuma indirgeyip bu tarz kaynaklara yönelmek hem kafamı boşaltmama, hem ilhamlanmama, hem de görsel vizyonuma katkı sağlıyor. Siz de gün içinde yaptığınız onlarca şeyden biraz biraz fedakarlık edip sadece 45 dakika artırarak hem keyifli zaman geçirip hem de tasarımsal düşünme yeteneğinize katkı sağlayabilirsiniz.
Kategoriler: Gelişim, Kreatif, Strateji

Yorumlar (0) Yorum Yap

/