Anime 101: Yeni Başlayanlar için Anime Dünyası

Onur Kenar

Onur Kenar

Metin ve reklam yazarı. İçerik üreticisi.

Anime nedir? Son dönemin değil; her dönemin popüler sorularından biri olan bu soruyu sormaya başladıysanız evet siz de bir anime takipçisi olmaya adaysınız. Çocukluluğumuzda farkında olmadan izlediğimiz çoğu çizgi filmin anime olması gibi (Bknz. Pokemon, Yu-Gi-Oh, Ay Savaşçısı) günümüz sinematik evreninin ve yapıtlarında bir kısmı ilgi çekici bu animelerden oluşuyor. Peki sorduğumuz bu sorunun tam olarak cevabı ne? Gelin birlikte bakalım?


Anime Nedir?

En temel anlamıyla animeler manga adı verilen Japon çizgi romanlarından uyarlanan ve belirli teknikler ile çizilen yapımlardır. Anime kelimesinin kökenine baktığımız zaman kelimenin Fransızcada “dessin anime” olarak kullanıldığını görürüz. Aynı kelime İngilizcede “animation” olarak kullanılmıştır. 

Naruto, One Piece gibi bilinen başyapıtlar ile birlikte Hayao Miyazaki gibi efsaneleşen isimlerle kendini dünyaya duyuran animelerin filmleri, dizileri hatta haklarında çekilmiş belgeselleri vardır. Animeler genelde manga adı verilen Japon çizgi romanlarından uyarlansa da tamamen bağımsız bir şekilde hikâyeleştirilip yayına hazır hale getirilebilir. Peki, manga nedir?


Manga Nedir?

Manga ABD çizgi romanlarına benzer bir kalıba sahip olan Japonların oluşturduğu çizimli kitaplardır. Genel olarak popüler animelerin çoğunun önceden yayınlanmış bir mangası vardır. Bu kitapları yazan kişilere mangaka nedir. Mangaların bizim aşina olduğumuz soldan sağa okumanın yerine sağdan sola okunarak anlaşılabilir. Yani her resim kutusunun üstündeki metin balonculuğunu sağdan başlayarak standart kalıpların dışında okumanız gerekir.

Tıpkı çizgi romanların Japonyadaki yansıması olduğu gibi mangalarda pek çok farklı kültürde eş değerini yaratmıştır. Son zamanlarda popüler hâle gelen Çin anime alanındaki çizgi romanlara manhua, Kore yapımı çizgi romanlara ise manhwa ismi verilir. Sadece dijital ortamlarda okunabilen Kore menşeili renkli çizgi romanlara webtoon denilmektedir. Okumasının oldukça rahat olduğunu söyleyebilirim.


Japon Mange ve Anime Tarihine Kısa Bir Bakış

Bu ve bir sonraki kısımda anime ve manga tarihine kısa bir bakış atacağınız. İlginizi çekebilecek kısımlar için doğrudan ‘Anime Türleri’ bölümüne atlayabilirsiniz.

Japon tarihine az bir merakı olanlar ya da halihazırda anime takip edenler bilecektir Japonya tarihi ve kültürüyle her zaman korumacı bir millet olmuştur. Öyle ki ülkenin kendisi Edo Dönemi denilen dönemin sonuna kadar oldukça kapalı bir hayat yaşamış, bir ada ülkesi olarak ülke dışından gelenlere karşı çok hoşgörülü davranmamıştır. İlk manganın Paris’teki Dünya Fuarı’nda sergilenmesi de bu dönemin sonuna gelir. Özellikle bu dönemde dünyayla iletişime geçen Japon kültürü hem etkilediği sanatçılar hem de etkilendiği dünya ile iletişime geçerek manganın ve dolaylı yoldan animenin köklerinin atılmasını sağlamıştır.

Bu dönemde yayınlanan mangalara baktığımız zaman hicivli bir dilin hâkim olduğunu ve yergilerin çoğunlukla kullandığını görüyoruz. Özellikle hükümet karşıtı içeriklerin yayınlandığı mangalarda yoğun bir şekilde sosyo-ekonomik durum ve kapitalist ekonomi modeli eleştiriliyordu. Özellikle bu dönemde yani 20. yüzyılın başlarında mangaların eğlence amacından çok siyasi bir amaçla oluşturulduğunu söyleyebiliriz.


Manga ve Animenin Tarihsel Gelişimi

Manganın bu tarihsel gelişiminin ardından 20. yüzyılın başlarında ilk Japon animasyon örnekleri ortaya çıkmaya başlar. Fakat ne yazık ki depremler ve II. Dünya Savaşı’ndan dolayı bu eserlerin çok azı günümüze ulaşmıştır. 

Bugün elimize ulaşan en eski animasyon Seitaro Kitayama’nın Japon masallarına ve efsanelerine dayanan animesidir. Günümüze ulaşan en eski anime ise onun çırağı tarafından yapılan Obasuteyama (Yaşlı Kadınların Terkedildiği Dağ) ve Kame to Usagi (Kaplumbağa ve Tavşan) animleridir. Bunlar müzik eşliğinde sesli anlatımla tasarlanmış animelerdir. İlk sesli anime ise, 1927’de Noburo Ofuji’nin Kujira yani Balina‘sıdır.

Bu ekstra bilgilerin ardından manga ve anime tarihine dönecek olursak karşımıza Taisho Dönemi çıkar. Bu dönem Japonya’daki I. Dünya Savaşı öncesi dönemdir. Mangaların ve animelerin hükümeti eleştirir bir şekilde kullanmasına kızan imparatorluk bazı kararlar almış ve mangakaları ‘tehlikeli düşünceleri’ yazmamaları yönünde baskı yaparak zorlamıştır. Bu dönemden sonra hükümet manganın ve animenin aslında ne kadar güçlü olduğunu görmüş onu bir propaganda silahı olarak kullanmaya karar vermiştir.


Propaganda Malzemesi Olarak Anime ve Manga

Tarihten bildiğimiz Mançurya Olayı’yla birlikte Japon siyasi iktidarı manga sanatçıları ile iş birliğine gitme kararı almış ve mangayı Japonya’nın düşmanlarına karşı açık bir propaganda malzemesine dönüştürmüştür. 1940 yılında yani II. Dünya Savaşı sırasında kurulan ‘Yeni Japonya Manga Sanatçıları Birliği, düşman askerlerine saldırmayı meşrulaştıran mangalar resmetti. 

Hatta bu dönemde ilginç bir bilgidir. Japon hükümetinin o dönem yaşadığı ambargolardan dolayı kâğıt kıtlığına girmesine rağmen bir savaş stratejisi olarak cinsel içerikli (pornografik) mangaları gökyüzünden ABD ve İngiliz askerlerinin üzerine doğru attığı ve onların dikkatini bu şekilde dağıttığından bahsedilir. Bu dönemde manga ve animenin değerinin daha çok anlaşılmasıyla animatörlere sağlanan kamu ödeneği artırılmış; manga tam olarak hükümet kontrolüne girmiştir.


Savaş Sonrası Dönem

II. Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın savaşı kaybettiği dönemde ülke büyük bir kıtlığa ve ekonomik buhrana girdi. Özellikle bu durumdan halkı kurtarmak ve motive etmek için devreye konu değişikliğine giden mangalar ve animeler girdi. Mangalar bu dönemde sadeleşti, daha eğlenceli ve günlük hayattan konuları işlemeye başladı. Bu dönemde hükümetin uyguladığı sansür görece devam etse de mangakalar genel olarak rahat bir dönem sürdü.

Bu dönemin diğer problemi kağıt yokluydu ama her zorluğun kendi çözümüyle gelmesi gibi bu dönemde anime ve manganın tanrısı sayılan Osamu Tezuka ortaya çıktı. Osamu Tezuka’nın Akabon denilen yani kırmızı ciltli kitaplara yazdığı mangalar büyük bir sorunun önüne geçti ve o dönemde 400 binden fazla kopya satmayı başardı. Bu japon anime ve manga kültürü için bir dönüm noktasıydı. Tezuka’nın 1947’de 250 sayfadan oluşan mangasının ismi Shintakarajima yani Yeni Hazine Adası adasıdır.


Japon Tarihine Etkileri

Savaş sonrası dönemin ardından her şey çok hızlı ilerledi. Tezuka’nın dikkat çektiği bu alan ve yeni manga yaklaşımına herkes dikkat kesilmişti. Bu dönemdeki genç manga sanatçıları bu sayede batı tarzı çizgi romanlara eğilim gösterdi ve Walt Disney’den Alman ve Fransız sinematik tekniklerine kadar farklı yöntemlerden faydalanmaya başladılar. Yakın çekimler, kareli anlatım ve batılı teknikler okuyucuların ve izleyicilerin mangaları ve animelere karşı olan ilgisini artırmaya başlamıştı.

Bu başarı mangakaların çizgi roman sektörüne girmesini sağladı. İlk başta batının etkisi ve pek tabii ki sömürüsü altındaki Japonya’da Walt Disney’in esintileriyle batılı tarzda eserler ortaya çıksa da bir süre sonra Japon kültürü, mitleri ve karakterleri daha fazla takip edilmeye başladı. Modern animelerin doğuşu da bu şekilde gerçekleşti.

Zamanla gelişen Japon sanayisi ve artan refah seviyesiyle birlikte halkta manganın daha büyük karşılığı olmaya başladı. Özellikle 1964 Tokyo Olimpiyatları’ndan sonra dünya çapında da tanınmaya başlayan bu kültür çok satan mangaların anime uyarlamalarının ortaya çıkmasına, yeni animasyon stüdyolarının kurulmasına ve animelerin küresel ölçekte ses getirmesine yol açtı. 


1990’lara Kadar Tanınmayan Bir Kültür: Anime ve Mangalar

Burada bir ilginç bilgiyi daha vermem güzel olacaktır diye düşünüyorum. Japon hükümeti 1990’lı yılların sonlarına kadar manga ve animeyi Japon kültürünün bir parçası olarak kabul etmedi. Japonlar çok resmi ve kültürüne bağlı insanlardı ve bu kültür onları yansıtmıyordu. Fakat artan popülarite yanında tanınmayı getirdi. Kültür endüstrisinin bir parçası olarak görülen bu iki tür Japonya tarafında dünyaya ihraç edilen ekonomik bir değer haline geldi. Hangimiz 2000’lerde Pokemon izlemedik ki?

2004’de “İçerik Endüstrisi Teşvik Kanunu” kabul edilmesiyle mangakalar ve anime stüdyoları daha çok destek almaya başladı ve günümüzde hala etkisi artmaya devam eden bu kültürün daha fazla yayılmasını sağladılar. Şimdi bir hatırlayın biriktirilen Yu-Gi-Oh kartlarının, Pokemon toplarının ya da cipslerden çıkan Beyblade’lerin ne kadar büyük bir kültürün aslında küçük bir yansıması olduğunu. Japonlar zeki insanlar gerçekten.


Japonlar Bizi Kıskanıyor… Neden Uzun Bacaklar? Neden Büyük Gözler?

Eski animelerin çoğunda vurgulanan hala Code Geass gibi modern klasiklerde görebileceğimiz bu tip özellikler çoğu kişi tarafından “Japon halkı batı halkını kıskandığı için böyle karakterler çiziyorlar.” şeklinde yorumlanan bir yanlış algıdır. Çok kısa bir şekilde açıklık getirmek istediğim bu konu aslında Japonların duyguyu ve hareketleri en iyi şekilde yansıtmayı amaçlayarak göz ve ayağı ön plana çıkarmayı seçmesinin bir sonucu.

Bununla birlikte anime gelişim tarihinde gördüğümüz gibi Disney gibi büyük animasyon sektörlerinden etkilenen Japon anime efsaneleri o dönemin efsanevi yapımları olan Pocahontas ya da Bambi gibi gözün ve bacak boyunun vurgulandığı yapımlarından etkilenmiş bu çizim tekniklerini kültürlerine taşımışlardır. Onları takip eden öğrencileri ve diğer mangakalar da bu tekniği başlangıçta benimsemişlerdir. Son dönem animelerinde gözler hala büyük bir duygu aktarım aracı olarak görülse de ayaklar bu özelliğini yitirmiştir.


Her Yaşa Uygun Bir Anime Var mı? Anime Türleri Nelerdir?

Hayallerle dolu bir dünyaya yelken açıp sınırsızı mı aramak isterseniz; yoksa kanlı ve psikolojik tahlillerle dolu bir dünyada hayatta kalmaya çalışmak mı? Gerçekten 7’den 70’e herkesin takip edebileceği bir türü olan animelerin alt başlıklarıyla birlikte 20’den fazla türü vardır. Tarihi, romantik, komedi vs gibi ana türleri almak istemediğim bu listede sadece animelere özel tür ayrımlarına değinmek istedim.

Kodomo: İleride örnekler verdiğim Japon kelimlerden biri olan ‘kodomo’ çocuk anlamına gelir. Kodomo animeler daha çok küçük çocuklara hitap eder. O bizim sabahları erkenden kalkıp televizyonun başına geçmemize neden olan Pokemon, Digimon ve Yu-gi-oh gibi animeler bu tür başlığı altında sayılabilir. Aslında farklı kaynaklarda shounen olarak da ele alınabiliyor bu animeler.

Shounen: Japınca kelimenin anlamına baktığımız zaman kelimenin anlamının “genç erkek” olduğunu görürüz. 13-17 yaş arası erkeklere hitap eden anime türüdür. Mangalarından tutun da filmlerine kadar animele türleri arasında en popüler olan türdür. Animeler içerisinde üç büyükler dediğimiz Naruto, One Piece ve Bleach animeleri bu türe mensuptur. Bu üç büyükler zaman içerisinde değişime uğrayabilir. 


Her Yaşa Uygun Bir Anime Var!

Seinen: Kelime “yetişkin” anlamına gelir. Bu tarz animelrde genel bir yaş sınırlandırması olmasa da genelde 17 yaş üstü erkeklere hitap eder. Bu animelerin diğer animelerden farkı ağır olmaları (anlaşılma açısından), sağlam kurgularının olması, kan ve şiddetin net bir şekilde açıkça gösterilebilmesidir. Aslında gerçek hayatın gerçeklerinin en iyi şekilde animelere taşındığı tür seinen türüdür. Drifters burada size önerebileceğim tarihi atmosferde geçen bir seinen animedir.

Shoujo: Kelime “genç kız” anlamına gelir. Genelde 13-17 yaş arası kızlara hitap ettiği söylenir. Hitap ettiği kitleden dolayı genellikle içerisinde ağır romantizm vardır. Ara ara aksiyon ve komediye de yer verilir. 

Josei: Shoujo’nun daha üst bir yaş segmentine hedeflenmiş halidir. Yaş olarak değerlendirdiğimizde 17 yaş üstü kadınlara hitap ettiği söylenebilir.

Slice of Life: Doğrudan çevirisi yaptığımızda ‘hayattan kesitler’ anlamına gelen bu tür gerçek hayatı en çok benzeyen anime türlerinden biridir. Benim de popüler animelerimden birkaçı bu türe ait. Özellikle Natsume Yuujinchou animesini kesinlikle izlemenizi öneririm. Soft geçişleri, kendi mistik havası ve hikaye örgüsüyle çok dinlendirici bir anime.

Light Novel: Eğer doğrudan çevirisini yapacak olursak ‘Hafif Roman’ anlamına gelir. Genellikle 200 sayfayı geçmeyen ve içinde illüstrasyonlar bulunduran kısa romanları tanımlamak için kullanılır. 


Robotlar, Kadın ve Erkeklerle Dolu Haremler!

Mecha: Japonya’nın başına gelen savaş felaketlerinde üstünde etkili olan bir tür olan mecha, teknoloji ve robotları yoğun olarak geçtiği bir türdür. Bilimkurgunun animelerdeki en iyi temsillerinden biri olan mecha animelerde genellikle dev savaş robotları, gelişmiş makineler, savaş gemileri ve uzay gemileri vardır. Mobile Suit Gundam ZZ ve Tengen Toppa Gurren Lagann animeleri bu türün iyi temsilcilerindendir.

Harem: Animelerde yoğun bir şekilde işlenen ve her türün bir şekilde kesişi noktası olan halidir harem. Çok çevirmeye ihtiyaç duymadan bir erkeğin ya da kadının etrafında onu cinsel yönden etkileyebilecek pek çok karakterin olması anlamına gelir.

Ecchi: Animelerin içerisinde ‘sapık’ gibi bir anlamada gelen bu kelimenin anlamı ‘çıplaklık’tır. Bu tür animelerde büyük bir absürtlük vardır. Karakterlerin bedenleri cinsel organları belli olacak şekilde çizilir ve oldukça sert cinsel içerikli şakaların geçmesi planlanır. Sanılanın aksine fiziksel cinsellik bu animelerde yoğun bir şekilde olmaz aksine sadece şakalar, ithamlar ve imalar üzerinden sürdürülür. Gerçek anlamda hayal gücüne bırakılan bir dünya.

Hentai: Kelime tam olarak “sapık” anlamına gelir. Cinselliğin ağır bir şekilde işlendiği aslında doğrudan porno diyebileceğimiz bir türdür.

Shounen ai: Ai kelimesi aşk anlamına gelir. Shounen’ın ise genç erkek olduğunu öğrenmiştik. Bu tür erkek erkeğe aşkının işlendiği animlerdir.

Yaoi: Shounen ai’nin içine cinselliğinde katıldığı bir sonraki aşamadır.

Shoujo ai: Shounen ai’nin kadın versiyonudur. İçerisinde kadın kadına bir aşk vardır. 

Yuri: Shoujo ai’nin içine cinselliğinde katıldığı bir sonraki aşamadır.


Aynı Sıkıcı Soru: Anime Çizgi Film midir?

Günümüzde sorulmaya devam eden sorulardan biri de “Anime çizgi film midir?” sorusu. Şimdiye kadar birlikte incelediğimiz anime türleri nelerdir, tarihi ve terimlerine baktığımız zaman animelerin çizgi filmlerden çoğu yönden ayrılan bir kültür olduğunu görebiliyoruz. Teknik olarak çizgi filmlere benzetilmeye çok yatkın olsalar da animeler Japon temelli, farklı çizim ve oluşum süreçlerine sahip eserlerdir.

Özellikle son dönemde batı ülkeleri tarafından da sıkça ortaya çıkarılan yetişkin içerikli çizgi filmler (Netflix yapımları) aradaki farkın gittikçe kapanmasına yol açsa da yarattığı kültür animelerin başka bir yere konumlandırılmasını hak etmektedir. Temel olarak animelerin farklılaştığı alanlar:

  • Çizim teknikleri
  • Mangalardan uyarlanması
  • Japon bazlı bir kültürün parçası olması
  • Türleri ve içerdiği olay kurgusu

Animelerin yaratılış süreci, mangaların nasıl animelere dönüştürüldüğü ve daha teknik bilgiler için Bakuman adlı anime serisini izlemenizi öneririm. Bu seri 2 mangaka sanatçısının kendi animelerini yaratma yolculuklarını oldukça sade bir dille anlatıyor. Bununla birlikte aradaki fark ne olursa olsun ne izlerseniz izleyin zevk almayı unutmayın. Animeler hakkında cevaplandıracağımız başka bir soruda görüşmek üzere. Umarım okurken keyif almışsınızdır.


Temel Seviye Anime Terimleri

Rastgele bir anime açın ve kategori sekmesinde yazan etiketlere bakın. İşte burada yazan OVA, Special ya da ONA’nın ne anlama geldiğini bilmiyorsanız yazımızın kısmı doğrudan size yönelik. Biraz kafa karıştırıcı gelebilir ama hem akılda tutması hem de takip ettikçe yorumlaması çok kolay olan bu temel seviye anime terimlerinin ne olduğuna gelin birlikte bakalım. 

Arc: Arc bölümler animenin ana bölümleridir. Genelde bir manganın bir serisinde işlenen konuların doğrudan animeye çevrildiği bölümlerdir. Animeler arc arc gider ve bu arclar hikâyenin genel akışını belirler. One Piece’in Marineford Arc’ı izlediğim anime arcları içerisinde benim favorilerim arasında.

Filler: Fill in the blanks. Tanıdığımız bu kalıp İngilizce test kitaplarındaki ‘boşlukları doldurun’ kalıbından başkası değil. Filler eğer bir anime çevrileceği manganın güncel sayısını yakaladıysa mangakanın yeni bölümleri çizene kadar TV uyarlamasının (animenin) tamamen konudan ve mangadaki olaylardan bağımsız bir şekilde işlendiği doldurma bölümlerdir. Genelde animenin akışını değiştirmezler.

OVA: Eğer bu başlığı yeni başlayacağınız bir animenin kategori başlığında yazıyorsa ilk animenin asıl bölümlerini izlemenizi sonra OVA bölümlere geçmenizi tavsiye ederim. OVA’lar animeler son bulduktan sonra yayınlanan ek bölüm ve bölümlere verilen addır. Bazı animelerde tamamen alakasız ekstra OVA bölümleri olsa da bazılarında içeriğin akışını değiştirecek bilgiler bu OVA bölümlerde verilir.


Sadece Gönüllülükle Yapılan İş: Fansub

ONA: Original Net Animation yani Orijinal İnternet Animasyonu. OVA’ların aksine doğrudan satış merkezlerinde satılmak üzere değil; doğrudan internet üzerinden yayınlanmak için yapılan animelerdir/anime bölümleridir

Special: Bildiğiniz gibi doğrudan çevirisi ‘özel’ anlamına geliyor. Special’lar OVA’lara benzerdir ama aralarındaki temel fark genelde daha kısa olmalarıdır. Ortalama 3-4 dakika gibi bir süre.

Fansub: Benim çok anlamlandıramadığım ama animelerin başında kendi reklamlarında yapan gönüllü çevirmenlerin olduğu gruplara Fansub denir. Türkiye’de animeyi çizip çekenler kadar değerli bulunurlar. Altyazılar, karaoke düzenlemeleri ve zamanlamalar genellikle gönüllülerden oluşan bu grup tarafından hazırlanır. 

Otaku: Aslında bir türlü anime ve manga bağımlılığı olarak görünen ‘otaku’luk Japonya dışında yaşayanlar için Japon kültürüne bağlılığında bir sembolüdür. Genelde Otakular evlerinden dışarı çıkmayan, yemeklerini animenin karşısında yiyen, sevdiği animenin mangası çıktığında sıraya giren hiçbir bölümü kaçırmayan kişilerdir. Bu grup bir tür animeye saplantı derecesinde bağlı olan kişiler olarak tanımlanıyor.


Başka Bir Dünyayı Ziyaret Eden Anime Türü: Isekai

Isekai: Aslında bir tür olarak da konumlandırabileceğimiz ‘Isekai’ animeler ana karakterin başka bir dünyadan çağrılması ya da hapsolması anlamına gelir. Son dönem popüler animelerinden bazıları bu konu üzerinden ilerlemektedir. Bu başka dünyaya geçme olayı tamamen kurgusal bir evren ya da gezegen olabileceği gibi, gelecek geçmiş hatta bir oyunun içinden bile olabilir. Bu alanda Re:Zero, Sword Art Online ve Tensei Shitara Slime Datta Ken bu alanın öncü ve farklı animelerindendir.

Chibi: Isekai gibi aynı zamanda bir anime türü olan ‘chibi’ anime karakterlerinin maksimum iki kafa boyunda çizildiği, gözlerin büyük olduğu bir türdür. Bir anime en baştan bu şekilde çizilmeye başlandığı gibi bazı OVA ya da ONA bölümlerde ana animenin sırf eğlencesine chibi şeklinde yaratıldığı da olur.

Tsundere: Anime içerisindeki karakter tiplerinden biri olarak konumlandırabileceğimiz ‘tsundere’ler oldukça utangaç, hareketleri sert ama sevgi dolu, korumacı karakterler olarak konumlandırılır. Dışarıdan soğuk görünen bu karakterin içi sevgi pıtırcığıdır. Bir genelleme yapacak olursak neredeyse her animede bir tsundere karakter bulunur (abartılı haliyle). Bu karakterler başta sevilmese de zamanla izleyiciyle kendi arasında özel bir bağ kurarlar. Tsundere karakter yapısına sahip karakterlerden biri Naruto’daki Hokage Tsunade’dir. 

Yandere: Tsundere’nin aksine ölümüne seven, sevgisini belli etmekten çekinmeyen karakter tiplerine ise yandere denir. Aslında bir nevi Yeşilçam karakterleri gibi ‘benim ulacaksın uleyn” tipleridir. Kelimeye baktığımız zaman kelimenin “akıl sağlığı yerinde olmayan” anlamından geldiğini görürüz. Bu tanım pek çok şeyi açıklıyordur.


Japonlar Biraz da Abartıyor Gibi

Fan Service: Japon animelerinde sıklıkla başvurulan olaya ani bir cinsellik katmak, enerjiyi yükseltmek için kullanılan bir yöntemdir. Genelde erkek karakterin etrafındaki kadınların ona olduğundan daha yakın olması durumudur.  Karakterin verdiği pozlardan ve cinsel çekimin anlık artışlarından yararlanan bir reyting artırma tekniğidir. Bazı iyi animelerin bu dengeyi kuramadığı için izleyicilerden negatif yorumlar aldığı olmuştur.

Trap: Animelere özel kelimelerimizden biri de ‘trap’. İngilizce tuzak anlamına gelen trap kelimesi animelerdeki erkek karakterlerin cinsel ve fiziksel yönden erkeğe benzetilmesi anlamına geliyor. Aynı şekilde kadın karakterin ise davranışı ve fiziksel özellikleri ile erkeğe benzemesi olarak yorumlanabilir.

Loli: Anime içerisindeki tiplerden biri de loli’lerdir. Sadece animelere özgü olmayan bu kelimenin animedeki karşılığı gerçekte olduğundan yaşça küçük olan kişilerdir. Örneğin 1200 yaşındaki bir ejderhanın 16 yaşında gözükmesi gibi. 

Yokai: Japon kültürünün bir parçası olarak yokai’ler animelerdeki doğaüstü canavarları, ruhları ve iblisleri betimlemek için kullanılıyor. Bu karakterlerler genelde insana benzer, insan gibi konuşur. Bununla birlikte çevremizde görebileceğimiz bir obje ile etkileşim halinde bulunurlar. ‘Her ruh geldiysen üç kere vur…’


Sık Duyacağınız Japonca Ekler ve Kelimeler

Animelerin içerisinde söylemlerin ve onu söyleyen karakterlerin ses tonu değişse de her kullanıldığında ‘Evet bunu demek istedi’ diyebileceğiniz bazı kelimeler ve söyleniş kalıpları mevcut. Artık animelerin bir parçası olan bu kelimelerin ne olduğuna gelin birlikte bakalım. 

Senpai: Genel olarak animelerde bir karakterin saygı duyduğu kendinden büyük veya tecrübeli kişilere karşı kullandığı bir kelimedir. Japon günlük hayatında da oldukça yeri olan bir kelimedir. Daha çok hiyerarşik olarak üst sınıftaki öğrencilere yönelik kullanılır.

Kohai: Senpai’nin tam tersi bir anlamı vardır. Büyüklerin küçükler için kullandığı bir sıfattır. Kohai’m yani alt sınıfım. Bu kelime animelerde çok fazla geçmiyor ama yine de kulak aşinalığınız olsun. Bu kelime yerine daha çok isme gelen -kun eki bu anlamı verir.

Sensei: İşte sadece animelerde değil doğu temalı tüm filmler ve dizilerde kullanılan o kelime: Sensei. Bir mentör, akıl hocası, usta ya da bir işin ustası anlamına gelir. Aynı zamanda bir saygı bildiren bir ifadedir.


Bu Ses Kulaklarınızdan Çıkmayacak: Kawai

Kawai: En popüler kelimelerimizden biri kawai. Genelde animelerde sesleniş olarak kawaiiii gibi bir şekilde telaffuz edilen bu kelimedir. Şirin, tatlı ve sevimli demektir. 

Namae: İngilizcedeki karşılığına benzeyen bu kelime Japonca isim demektir. ‘Kimi no na wa’ adlı (Senin Adın) isimli animenin kökü bu kelimeye dayanır.

Haha: Japonca anne demektir.

Chichi: Japonca baba demektir.

Kodomo: Japonca çocuk demektir. Genelde ebeveynler tarafından söylenir.

Aniki: Küçük kardeşlerin abileri için kullandıkları abi kelimesi yani ‘aniki’.

Ojisan: Genelleme yapacak olarak amca, dayı ve yolda görülen yaşlı (erkek) kişiler için kullanılır.

Obasan: Tıpkı ojisan gibi genel bir ifade olan ‘obasan’ teyze, hala anlamlarına gelir.


Ekler ve Saygı İfadeleri

-chan: Daha çok küçük çocuklar için kullanılan hitap ekidir ama aynı zamanda genç kızlar ve aşıklar arasında bir sevgi sözcüğü/eki olarak kullanırlır. Sevdiğiniz birinin ismine ekleyebilirsiniz. 

-kun: Yukarıda da bahsettiğim gibi kohai’nin ek haline getirilmiş hali. Animelerde sıkça geçer. Bir ismin sonuna geldiğinde isme yaşça veya mevkice küçük vurgusu yapar. Eşit kullanımda sevgi ve samimiyeti belirten bir işarettir. Arkadaşlar arası bir niteleme sıfatı gibi.

-san: Japonca saygı ifadelerinden biridir. İsme tıpkı Türkçedeki bey/hanım anlamlarındaki gibi bir anlam katar. Örneğin anime içerisinde Onur-san dediğimizde bu kişinin saygı duyulduğu, yeni tanışıldığı veya yüksek rütbeli, resmi bir dilin kullanması gereken bir kişi olduğunu niteler.

-sama: San’ın bir sonraki halidir. -Sama eki daha da saygı duyulması gereken arada hiyerarşik olarak keskin farkların olduğu kişilerin isimlerine ekleniyor. 

-dono: -San ve -sama’dan daha keskin bir şekilde doğrudan ‘lord’ anlamına gelen bir sözcüktür. Bu kelime daha çok tarihsel animelerde kullanılıyor. Örneğin Japonya’da EDO dönemi denilen bir dönem var. Bu dönemden bahseden animelerde -dono eki sıkça sıkça geçiriliyor. Bu dönem animelerinde bu ek sıklıkla geçmektedir. Toprak beyi gibi bir anlamı da karşılar. Tek başına kullanılmaz isme getirilir.


Yeni Başlayanlar için Anime Ustaları ve Filmleri

Anime tarihinin de büyük bir parçası olan, anime kültürünün dünyaya tanıtılması ve yayılmasında oldukça önemli olan Stüdyo Ghibli’nin kurucularından Hayao Miyazaki ve Isao Takahata bu alanda efsaneleşmiş isimlerdendir. Gelin bu isimleri çok kısa tanıyalım.

Anime film dünyası aklımıza ilk gelen isimlerden biri Hayao Miyazaki. O her yaştan insanın izleyebileceği anime filmleriyle dünyada tanınmış biri. Özellikle Komşum Totoro, Ruhlardan Kaçış ve Yürüyen Kale animeleriyle sayısız ödüllünde sahibi. Özellikle bu alanda bir dönüm noktası olan Oscar Ödülü’nün de sahibi. Sizi içine alan renkler, sıcak bir hikaye ve Japon mitolojisinin en ince detayına kadar anlatıldığı bu animeler kesinle izlemenmeye değer.


Miyazaki Filmleri (Sıralı Liste)

  • Kaze no Tani no Nausicaa – Rüzgârlı Vadi (1984)
  • Tenkuu no Shiro Rapyuta – Gökdeki Kale (1986)
  • Tonari no Totoro – Komşum Totoro (1988)
  • Majo no takkyûbin – Küçük Cadı Kiki (1989)
  • Kurenai no Buta – Kırmızı Kanatlar (1992)
  • Mononoke Hime – Prenses Mononoke (1997)
  • Sen to Chihiro no Kamikakushi – Ruhlardan Kaçış (2001)
  • Howl no Ugoku Shiro – Yürüyen Şato (2004)
  • Gake no ue no Ponyo – Küçük Deniz Kızı Ponyo (2008)
  • Karigurashi no Arrietty – Aşırıcılar (2010)  
  • Kaze Tachinu – Rüzgâr Yükseliyor (2013)

Bir diğer isim ülkemizde Hayao Miyazaki kadar tanınmasa da dünyada efsaneleşen ustalardan Isao Takahata. Tıpkı Miyazaki gibi kendisi de bir Ghibli üstadı. Takahata’nın Ateşböceklerinin Mezarı adlı animesi hala bir savaşın zararlarını anlatabilecek en iyi yapımlar arasında gösteriliyor. Hayal gücü, gerçekler ve mitolojiyi harika bir şekilde birleştiren yazarın filmlerini sizin için listeledim.


Isao Takahata (Kişisel Listemdekiler)

  • Taiyō no Ōji – Horusu no Daibouken – Güneş Prensi Horus (1968)
  • Tenkū no Shiro Rapyuta – Gökteki Kale (1986)
  • Kaze no Tani no Naushika – Gökteki Kale (1986)
  • Hotaru no Haka – Ateşböceklerinin Mezarı (1988)
  • Kaguya hime no Monogatari – Prenses Kaguya Masalı (2013)

Burada bir not düşmemde yarar olacağını düşünüyorum. Filmlerin bazılarının tarihi ve çizim teknikleri size eski gelebilir. Yine de anlattıkları hikâye ve kurguları kesinlikle sizi olayların içerisine sürükleyecek.


Bir Yeni Bilgi: Cosplay ve Seiyuu (Anime Ses Sanatçısı)

Anime kültürü hakkında öğrenebileceğiniz çok fazla şey. Sizinle başlı başına bu kültür olan anime kültürü hakkında iki ekstra daha bilgi paylaşayım.

Seiyuu: Yani animelerdeki karakterleri seslendiren Japon seslendirme sanatçıları. Seiyuu ismiyle anılan seslendirme sanatçıları bildiğimiz dublaj sanatçıları olarak konumlandırabiliriz. Seiyuu’lar genelde animelerdeki karakterlerin seslendirmesini yaparlar. Fakat aynı zamanda sesleri bu karakterlerle bütünleştiği için büyük hayran kitlelerine de sahiplerdir.

Özellikle efsaneleşen Naruto, One Piece gibi animelere yaklaşık 15-20 yıldır sesleriyle ruh üfleyen seiyuu’lar bulunuyor. Bu isimler büyük etkinliklere katılıyor, karakterlerin sesinden fan’ları selamlıyorlar. Burada size ilginç bir bilgi verebilirim. Örneğin Naruto ve One Piece’in ana karakteri Luffy’nin seslendirmenleri kadınlardır. Animeleri izlediğinizde ‘nasıl olur ya?’ diyebilirsiniz.

Cosplay: Sadece animelere özgü olmasa da Japonya’da bu alanda ayrı bir sektör oluşturduğunu söyleyebileceğimiz bir alan anime karakterleri hakkında ‘cosplay’ yapmaktır. Özel kafeleri, yarışmaları ve fanları olan cosplayerlar hakkında ulaşabileceğiniz pek çok bilgi var.

Genel olarak cosplayerlar anime veya manga karakterlerine benzemek için kostüm giyerler. Ayrıca görünüşlerini taklit etmek için makyaj yapıp peruk takarlar. Türkiye’de de son dönemde yaygınlanmaya başlamış bir alan olarak karşımıza çıkıyor.


Animelerdeki Saç Renkleri Karakterleri Ne Kadar Yansıtıyor?

Animelerdeki hiçbir hareket genelde manasız olmuyor ve söz konusu mangakalar olunca genelde o ifadeyi, kişiliği ya da rengi gerçek hayattan bir tez, anti-tezle birleştiriyor. İşte bunun bir sonucu olarak da karşımıza animelerde kalıplaşmış bazı saç rengi& karakter uyumu olduğu ortaya çıkıyor. Her bir saç rengi bir karakter özelliğinin ağır bastığı karakteri vurguluyor. Ayrıca karakter gerçekten ruhunda saç renginin taşıdığı anlama göre hareket ediyor.

Siyah: Sade ve arka plan karakterinde kullanılır. Ana karakterde kullanıldığında sinirli ve gizemli bir hava katar.

Kahverengi: Bu saç rengine sahip karakterler genellikle güvenilir ve sadıklardır.

Sarı: Soylu, yabancı, yüksek rütbeli kişiler genellikle animelerde sarı renkli saça sahiplerdir. Bu saç tipi Japon tarihindeki yabancı algısı ve bakış açısını yansıtır. Bknz. İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD ile etkileşime giren Japonya’nın hızlı batılılaşması.

Beyaz: En kutsal renklerden biridir. Gizemli, narin, büyü gücü yüksek karaktere genelde bu saç rengi konur. Genelde çok acı çeken ya da çekecek karakterlerin saç rengi diyebiliriz.

Pembe: Kadınlarda tsundere erkeklerde samimi, kadınsı bir temayı temsil eder.

Yeşil: Daha çok komedi türünde kullanılıyor. Karakteri sportif, neşeli, aktif ve iyimser yönleriyle vurgular.

Mavi: Zeki ve durgun tiplere veriliyor. Genelde gizemli bir havaları vardır. Genelde soğuk ve çekici karakterlerin rengidir.

Turuncu: Oldukça sempatik olan bu saç rengi samimiyeti, dostluğu, enerjikliği ve azmi vurgular. Bknz Hinata.

Mor: Animelerde son dönemde çok kullanılmasa da asilliği, gücü ve büyü gücünü vurgulayan bir renktir. Bu karakterin zekâsı yüksek ve mistik bir geçmişe sahip olduğunu görürüz.

Kırmızı: Son olarak ateş kırmızısı. Erkeksilik ve liderlik temalarının vurgulandığı öncü bir saç tonudur. Genelde başrolde kullanıldığında karakterin hareketli, enerjik, söz dinlemeyen, azimli sıfatlarını vurgular.


İzlemek İsteyebileceğiniz Bazı Anime Önerileri

Herkesin izlemek istediği tür farklı. Bazılarımız çocukluk ruhumuzu korurcasına art arda alınan power upları seviyor bazılarımız ise saf gerçeklerle işlenen kanlı atmosferi. Bundan dolayı sizin için bir liste oluşturmaya çalıştım. 


Karakterin Power Up Alıp Durduğu Animeler

Bazı animeler vardır. Bu animeler karakterin en zor zamanında bir ışık, bir çığlık, bir dost yardımına yetişir. İşte o sıra karakter kendini tekrar tekrar keşfeder. Biz de onunla birlikte kendimizi keşfederiz. Hepimizi heyecana sürükleyen bu anları en güzel yaşatanların başında dört büyükler dediğimiz klasikler gelir.

  • One Piece
  • Naruto Shippuuden
  • Bleach (Sonsuz power up)
  • Dragon Ball

Saf Gerçekliğin Yüzümüze Çarptığı Anime Önerileri

Gerçekliği bir bir saklandığı yerden çıkarıp bu da olmaz ya dediğimiz animeler. Gerçekliğin yüzünüze çarpılmasına hazır olun. 

  • Drifters
  • Akame Ga Kill
  • Natsume Yuujinchou
  • Samurai Champloo

Kanlı Gerçeklik İçeren Anime Önerileri

Anime bu çocuk işi denildiğinde akla gelen psikolojinin ve dramın tavan yaptığı gerçekliği sorgulatan animeler. 

  • Tokyo Ghoul 
  • Elfen Lied
  • Claymore
  • Berserk (Rahatsız edici sahneler içerebilir.)

Peçeteleri Hazırlayın– Etkisinden Çıkamayacağınız Animeler

En son ne zaman iyi bir drama izlediniz. Gerçekten bir şeyi en son ne zaman izlediğinizde etkisinin 2 hafta boyunca hiç geçmediğini hissettiniz.

  • Ano Hi Mita Hana No Namae O Bokutachi Wa Mada Shiranai (Kısa ismiyle Anohana)
  • Shigatsu Wa Kimi No Uso 
  • Hotaru No Haka
  • Rainbow: Nisha Rokubou No Shichinin

Ön Yargı Yıkanlar 

Bazı animeler vardır. Onlar sadece ön yargı yıkmak için, yazılmak için; tarihte bir şeylerin büyük bir ispatı olmak için vardırlar. Arkanıza yaslanın ve zorlansanız bile ilk üç bölümü izleyin dördüncü bölümden sonra bitmesini istemeyeceğiniz animeler. 

  • No Game No Life
  • Hunter x Hunter
  • Gintama
  • Fullmetal Alchemist: Brotherhood

Hayao Miyazaki Filmleri: Anime Ustası Yönetmenin Filmleri

This post is also available in: English

Kategoriler: Film & Dizi, Kültür

Yorumlar (0) Yorum Yap

/