Yılların Modası ‘Yıkıcı İnovasyon’ Kavramı Nedir? (Part-2)

Çağatay Gültekin

Çağatay Gültekin

CEOtudent - reklamcı kafası

Geçen yazıda, yıkıcı inovasyon kavramının ortaya çıkışına, teorisine ve Uber örnek çalışmasına bakmıştık ve demiştik ki, “Uber, yıkıcı bir inovasyon değil”. Sebeplerinden bazılarına değinmiştik, şimdi biraz işin derinliklerine girerek “Neden?” sorusuna daha doyurucu bir cevap arayacağız. Hadi, o zaman yıkıcı inovasyon kavramını incelemeye devam edelim.

Yıkım bir süreçtir.

İnovasyonların büyük bir çoğunluğu, küçük çaplı deneyler olarak başlar. Yıkıcı olsun veya olmasın, durum bu şekilde. Yıkıcılar, genel olarak üründen ziyade iş planına odaklanır. Bu süreç zaman alabilir ve yerleşmiş şirketler, savunmaya geçerek yıkıma karşı koymaya çalışabilirler.
Yıkımın, anlık bir olgu olmadığını ve bazen çok zaman aldığını Netflix – Blockbuster vakasında görebiliyoruz. Seneler süren bir mücadele olan bu hikayeye burada yer vermiştim. Bu ders, piyasanın tamamına hükmeden bir dev olan Blockbuster’ın, pazara yeni çıkmış ve film kiralama işine farklı bir açıdan yaklaşan Netflix arasında geçiyor. Sektörün lideri olan Blockbuster, yerleşmiş ve zamanla deyim yerindeyse hantallaşmış bir şirkettir.
Dinamik ve genç Netflix ise alt pazarlara hitap edebilen ve ihtiyacı göz ardı edilen tüketicilerin yardımına koşan bir girişimdir. Blockbuster’ın gölgesinde geçen seneler ardından Netflix, Blockbuster’a güçlerini birleştirme teklifiyle gidiyor. Hantallaşmış ve piyasanın değiştiğini okuyamayan Blockbuster bu teklifi reddediyor ve kendi sonunun başlangıcını hazırlıyor. Teknolojinin gelişimiyle ve alt kitlelerin benimsemesiyle Netflix güçlenerek yoluna devam etti ve yeniliğe ayak uyduramayan Blockbuster dibe çöktü. Uzun süre sonunda Netflix yıkıcılığını başarıyla tamamladı ve sektör lideri oldu.

Yıkım uzun sürdüğü için, yerleşmiş şirketler yıkıcı inovasyonu çoğu zaman görmezden gelme hatasını yapar.

Yıkıcılar, çoğu zaman yerleşmişlerden çok farklı iş planları izler.

Netflix örneğini yeniden ele alacak olursak, iki şirket aynı işi yapmasına rağmen çok farklı şekillerde iş yürütüyorlardı. Netflix; daha rahat, daha samimi ve genç işi bir iş planına sahipken Blockbuster klasik mağaza mantığı ile çalışıyordu. Operasyonları, iletişimleri, pazarlama aktiviteleri, yönetim şekilleri, finansal öncelikleri çok farklıydı. Yıkıcı olan Netflix, statik düzenli Blockbuster’ın sistemine karşı koyarak yepyeni bir organizasyon şeması ve iş modeliyle piyasaya çıktı. Yıkıcı olmasının sebeplerinden birisi de buydu.

Blockbuster, Netflix’in yıkıcı gücüne direnemeyerek tarih sayfalarındaki yerini kendi elleriyle hazırladı.

Kimi yıkıcılar başarır, kimileri başaramaz.

Yıkıcı inovasyon konusundaki bir diğer yanlış anlaşılma ise inovasyonun yıkıcılığını başarısı ile ölçmek. Başarı, yıkıcılıktan bağımsız bir değerdir. Yıkıcı her inovasyon başarıya ulaşamayabilir. Aynı zamanda her başarılı inovasyon da yıkıcı olmayabilir. Uber’in başarılı bir şirket olması, onun yıkıcı inovasyon olmasını zorunlu hale getirmiyor. Bunlar, birbirinden farklı ölçüler ve sonuçlar.

Yıkıcılık ve başarı, orantılı değerler değildir.

“Yık veya Yıkıl” mottosu bizi yanlış yönlendirebilir.

Yerleşmiş şirketler, bir yıkım gerçekleştiği zaman buna tepki gösterme ihtiyacı hisseder. Fazla tepki göstererek yolunda giden ve kar elde edilen bir işi parçalamak, aşırı tepki göstermek olur. Bunun yerine çekirdek tüketiciyle ilişkileri güçlendirmeye yatırım yaparak sürdürülebilir inovasyonlar yapmak daha akıllıca ve yerinde bir karar olur. Bu yaptıklarınız, yıkımdan etkilenmeyecek bir kitle yaratmayla sonuçlanabilir ve sizi yıkımdan koruyabilir.
Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, yerleşmiş şirketlerin yapabileceği en doğru hamlelerden birisinin çekirdek işlerini, yapılan yeni yatırımlarından ayrı tutmaları olduğunu gösteriyor. Bu, şirketlerin zaman zaman iki ayrı operasyon yürütmeleri gerektiği anlamına geliyor.

Şirketler, yıkılmamak için önlem alırken kendilerini parçalamamaya dikkat etmelidir.

Yıkıcı inovasyon mu değil mi?

“Bunu konuşmuyor muyuz saatlerdir Çağatay zaten?!” diyebilirsin şu an ama inan ki bu sorunun yüzde yüz doğru cevap yok. Yeni bir teknoloji veya hizmet ortaya çıktığında, genellikle sürdürülebilir veya yıkıcı olarak nitelendirilmez. Bu yenilikler ortaya çıktığında, Yıkım Teorisi, yöneticilere ne yapması gerektiğini veya ne yapmaması gerektiğini söylemez. Bunun yerine, yıkıcı bir yol mu yoksa sürdürülebilir bir yol mu izleyebilecekleri konusunda stratejik yardımda bulunur.

Bir şirketin yıkıcı inovasyonlara sahip olup olmadığının ayırdına varmak, pek de kolay değil. Bir otomobilde, tahmin edilenden daha fazla teknolojiye sahip olan Tesla Motors otomobilleri kimileri tarafından yıkıcı inovasyon olarak nitelendirilirken kimilerine göre yerleşmiş bir şirket. Yıkıcı inovasyon olduğunu iddia edenler, üretilen teknolojinin bambaşka bir boyutta olduğunu ve Elon Musk’ın öncülüğünde Tesla’nın, otomobil sektörünü yeniden yorumladığını savunuyorlar. Karşı taraf ise Tesla Motors’un oturmuş ve hiç de alt kesime hitap etmeyen bir şirket olduğunu dile getiriyor. Tesla’nın yöneldiği kitlenin, ana akım tarafından görmezden gelinmediği de bir gerçek. Bu sebeplerden dolayı Tesla Motors’un konumu hakkında bir tartışma sürüyor.

Yıkım Teorisi’nin doğruluğu senelerdir sorgulanıyor. Yoruma açık bir konu olması ve genelgeçer formülleri olmadığı için konu üzerine farklı görüşler mevcut. Deneysel çalışmalarla, Yıkım Teorisi, daha ölçülebilir olması ve daha doğru tahminlere ulaşması planlanıyor.
Senin bu konudaki düşüncelerin ne? Yukarıda saydığım özelliklere katılıyor musun?
Kategoriler: Girişimcilik

Yorumlar (0) Yorum Yap

/