Operations Coordinator @ceotudent
9 Mayıs 2017
MSA Kurucusu Mehmet Aksel ile Filtre Kahve

Aşçılık, baristalık, barmenlik, pastacılık ve ekmekçilik gibi birçok profesyonel eğitim veren, hem verdiği eğitimin niteliğiyle hem de mezunlarıyla adından söz ettiren Mutfak Sanatları Akademisi’ni bilmeyenimiz yoktur. Biz de bu başarının arkasındaki ismi ve çalışmalarını kendisinden dinlemek için MSA’nın Maslak Kampüsü’ne gittik. MSA Kurucusu Mehmet Aksel’i ofisinde ziyaret ederek onunla MSA’nın kuruluş hikayesi başta olmak üzere, kariyer, başarı ve cesaret gibi birçok konu hakkında sohbet etme fırsatı yakaladık.

CEOtudent’ı büyük oranda üniversite öğrencileri takip ediyor. Fakat birçoğu kendisini ne bölümüne, ne de okuluna ait hissediyor. Siz o dönemlerde ne düşünüyordunuz, ileriye dönük hayalleriniz neydi?

Büyükbabam ordinaryüs profesör doktordu. Keza babam ve amcam eğitimlerini 1950’li yıllarda, Amerika’da almışlar. Annem öğretmendi ama ben bu eğitimli aile ortamının içinde hiçbir zaman okula çok ısınan, didaktik eğitimin içinde kendini bulabilen bir insan olmadım.


Çok yönlü bir kişilik olduğunuz aşikar…

Kendimi birçok farklı şekilde geliştirmeye çalıştım; umarım bunu başarabilmişimdir. Bir sürü şeyin bana hayat içerisinde fayda sağladığını düşünüyorum. Özellikle sporun hayatıma kazandırdığı değerler; kazanmayı ve kaybetmeyi öğreniyorsunuz. İkisinin de normal koşullar olduğunu, kaybettiğiniz zaman da hayatın devam ettiğini görüyorsunuz.


Türkiye’de eksik olan bir konsepti oluşturdunuz aslında. Eminim şu an herkes biliyordur ama sizin ağzınızdan bilgi almak isteyenler için biraz fikrin çıkış aşamasından bahsedebilir misiniz?

Girişimcilik derslerinde hep olmayan ve daha sonra gerçekleştirilen projelerden bahsedilir ama benim hikayem böyle gelişmedi. İş yapmadığım ve bu yüzden zor zamanlar yaşadığım bir dönemdi. Bir şekilde bir şeyler yapmam gerekiyordu, eski iş arkadaşlarımın amatör mutfak meraklılarına kurslar düzenledikleri ve küçük workshop’lar yaptıkları bir olaya şahit oldum. Daha sonra kafamda bunun daha farklı bir şekilde yapılabileceğine dair bir fikir çıktı, sonra da gerçekleşti. Ufak ufak gerçekleşti ama gerçekleşti. :)


MSA’nın kuruluş hikayesinin ardında çok büyük bir cesaret ve aslında yenilgilerden doğan bir zafer olduğunu görüyoruz. MSA’nın bu başarısını neye bağlıyorsunuz?

Ben, Mehmet’i yansıtan, Mehmet’in hayatta yapmak istediklerini yaptım. Ben, çocukken ailem tarafından  “eline aldığın her şeyi çiçek açtırarak ver” denilerek büyütülen, bu fikirlerle kavrulan biri oldum. Bu okulu da, nasıl bir okula gitmek isterdim, nasıl bir okul olması lazım diye düşünerek oluşturdum ve yaptığım işe yönelik olarak her zaman titiz davrandım.


Girişimciler yapıları gereği planlarını gerçekleştirdikçe kafalarında yeni fikirler şekillenir. Geleceğe dair sizi heyecanlandıran bir projeniz var mı?

Sabancı Müzesi içerisinde, Sabancı Üniversitesi ile birlikte yaptığımız ve öğrencilerin çalışacağı bir uygulama restoranı açacağız, inşaatına başlandı. Dünyada örneği olmayan bir uygulama modeli olacak. İnşaatı başlamış bir şey benim için bitmiş bir şeydir. :) Onun dışında, şehir dışından ve yurt dışından gelen öğrencilerimiz için bir konaklama imkanı üzerinde çalışıyorum. Bir de MSA radyosu üzerinde çalışıyoruz. Herkes televizyon kanalı açıyor, biz de radyo kanalı açalım dedik. Okulun içinde, kendi bünyemizde bir radyo istasyonumuz olsun istiyoruz. Yurt dışında bir MSA çok isteniyor. Buna kıymet veren ülkeler var. Bunun üzerindeki çalışmalarımız devam ediyor.


Girişimci gençlere bu heyecan verici serüvenlerinde neler tavsiye edersiniz?

Bence girişimci fikri içinde, ruhunda yaşamalı. Ben 14 senedir aynı heyecanla MSA’dan bahsedebiliyorum. Geldiniz, iki soru sordunuz size seksen sekiz bin tane şey anlattım bakın. :) Çok sevdiğim bir TED konuşmacısı var, kendisiyle tanışma fırsatı da bulmuştum:  Simon Sinek. Dünyada en çok izlenen TED konuşmacılarından biri. Bu yazıyı okuma şansı olan herkese tavsiye ederim. İnsanların içlerinden gelen bir şey yapmalarını söylüyor.

Mesela MSA’nın bir ekol haline geldiğinden bahsettiniz. Bu tanım çok hoşuma gittiği için kullanmak istiyorum, ben öyle hissetmiyorum çünkü. Ben ekol olması için bir şey yapmadım. Ben içimden gelen bir şey yaptım. Bugün MSA’nın logosunu dövme yaptıran öğrencilerim var. Okula gizlice girip öğrencilerimin ceketlerini çalarak MSA mezunu olduğunu söyleyip iş başvurusunda bulunanlar oldu. :)


Kariyer geçmişinizi göz önünde bulundurduğumuzda aslında geçmişte aldığınız yenilgiler var ama bu yenilgilerin ardından her seferinde küllerinizden yeniden doğabiliyorsunuz ve başarılı projelere imza atıyorsunuz.

Mehmet: Siz bir müsabakayı kaybettiğiniz zaman hayata küsüp depresyona girer misiniz? Hayır, bir sonraki müsabakaya hazırlanırsınız. Aslında bu kadar basit hikaye. Arabanın benzini bitince yol kenarına terk edip gider misiniz, yoksa gidip bir depo benzin bulup onu tekrar çalıştırmaya mı uğraşırsınız? Para kazanamadığınız zaman açlıktan ölmeye mi bırakırsınız kendinizi, yoksa yiyecek bir şeyler bulmaya mı uğraşırsınız? Ben bir buçuk sene bütün işlerim kötü giderken, vergi borçlarım varken; yemek yiyecek paramın olmadığı günler oldu ama açlıktan ölmedim. Gittim ufacık da olsa bir iş yapıp gündelik harçlığımı çıkarmaya çalıştım.


Ayrıca titiz bir koleksiyoner olduğunuzu biliyoruz. MSA’nın içindeki müze oluşumundan bahsedebilir misiniz bize?

Mehmet: Çok fazla koleksiyonum var. Bir koleksiyoner için en zor şey, birden fazla konuyla uğraşması. Bir konuyla uğraşıyorsanız o konu hakkındaki çalışmalarınız daha düzenli ilerlerken konular çoğaldıkça bu pek mümkün olmuyor. Okulun içindeki müzeyi bir yiyecek-içecek müzesi olarak tanımlamak doğru olmaz, bir marka müzesi. Osmanlı’nın orta ve son döneminden, Cumhuriyet’in ilk ve orta dönemine kadar olan zaman diliminde markaların zaman içindeki yolculuğunu anlatıyor. Ayrıca hem akademik, hem de tarihi eserler bakından çok geniş bir yiyecek-içecek kütüphanemiz var.


Biz fayda ve ilham odaklı içerikler üreten bir platformuz. Son olarak, okuyucularımıza ilham vermesi ve kariyer yolculuklarında onların hedeflerine ulaşabilmeleri açısından neler tavsiye edersiniz?

Valla öyle listeler, pazar araştırmaları gibi şeylerden anlamam. Steve Jobs, iPhone’u yaptı. Hiç bir pazar araştırması yapıp da ben size nasıl bir telefon yapsam diye çalışarak bunu ürettiğini düşünüyor musunuz? Adam kendi kalbinden çıkan, kendi istediği gibi, kendi hayallerini gerçekleştiren ve insanların olmaz dediği bir şeyi yaptı. Benim hayatım hep doğduğum günden, daha doğrusu konuştuklarımı anlamaya başladığım günden beri hep neyi yapamayacağımı dinlemekle geçti. Duvara çıkarsın, “düşersin” derler,  bir şey yaparsın, “eline yapışır” derler, onu alırsın “tutma “derler, bunu yaparsın “eski köye yeni adet” derler. Ve bunları sana hep en yakınların söyler. Ailen, annen, baban, kardeşin, arkadaşların, etrafındaki insanlar…  Ben bunun son derece ve son derece yanlış olduğunu düşünüyorum.


İnsanların hayallerine yönelmesi gerekiyor değil mi?

Kesinlikle.İnsanlar hayalleriyle ve kendi düşündükleriyle varlar. Bilinçli veya bilinçsiz, hep neyin olmayacağını, neyin yapılmaması gerektiğini söyleyen insanların içinde yaşıyoruz. O sana yapamazsın diyenler, kendileri yapamadıkları için sana bunu söylüyorlar. Kendi cesaretleri olmadığı için, kendileri bir b*k beceremediği için. Sizin de beceremeyeceğinizi, sizin de yapamayacağınızı düşünüyorlar. Sizin de onlar gibi mutsuz olmanızı istiyorlar. Bu yüzden ben bilinmezde yaşamayı tercih ediyorum, rotayı yolda şekillendirme taraftarıyım. Hep iyi tarafa doğru, iyi niyetle, iyilikle.

facebook-paylas2 new-twitter-paylas2

0

arrow_upward