Empresyonizm: İzlenimcilik Akımının Gelişimi

Empresyonizm, kelime anlamı olarak “izlenimcilik” demektir. Fakat pek çok zaman yalnızca izlenimcilik olgusunu duyduğumuz zamanda da tam anlamıyla neyi ifade ettiğini kavramakta güçlük çekebiliriz. Gündelik yaşantıda sıklıkla kullanılan bir kelime olmadığı için empresyonizm ve izlenimcilik, karşılaşıldığında araştırılma ihtiyacı duyulan olgular arasındadır. Sanatla ilgisi olanların yakından bildiği bu kavram, genellikle resimler üzerinde kullanılırken edebiyat ve müzikte de bu akımın örneklerini görmek mümkündür. 

Kendisine sanat camiasında değişmez bir yer bulan empresyonizm, kısaca gördüğümüzün bize ne hissettirdiğinin yansıması olarak açıklanır. Bu noktada empresyonizm akımına dâhil olan eserlerin, karşılarındaki nesnenin sanatçıya neler hissettirdiğinin yansıması olduğu şeklinde bir özet yapılabilir. Gelin hep birlikte bu ilgi çekici akımın nasıl ortaya çıktığını, özelliklerinin neler olduğunu ve temsilcilerinin kimler olduğunu öğrenelim.


Empresyonizm Ne Demek?

Empresyonizm

Empresyonizm akımı, sanatçıların dış dünyaya ait olanları içselleştirerek öznel bir bakış açısı kazandırmaları anlamına gelir. Özellikle dünyaya ait renklerin herkeste farklı bir his uyandıracağını düşünen empresyonistler, öznelliğe son derece önem vermişlerdir. Aynı sahnenin farklı kişilerde birbirinden bağımsız hisler uyandıracağına dair örneği şu şekilde betimleyebiliriz. Örneğin deniz kenarında dalgaların izlenebildiği bir noktada boş bir bank olduğunu düşünelim. Bu sahne, kimilerine huzurlu bir anı simgelerken bir başkasına ayrılığı, hatta ölümü dahi çağrıştırabilir.

Empresyonizm akımının, az önce verilen örnekte olduğu gibi, aynı sahneye bakan iki insanın farklı hislere sahip olacağı fikri üzerinden şekillendiği söylenebilir. Bu noktada izlenimcilik olacak da bilinen empresyonizm, dünyaya ait olan renklerin, tepkilerin ve hüzünlerin anlık yakalandığı bir akım olarak karşımıza çıkar. Fakat dikkat edilmesi gereken bir noktanın mevcut olduğu söylenmelidir. Empresyonizm, ışık ile resim yapma olarak bilinir. Bu noktada empresyonistlerin çizimlerini yaparken izledikleri temel kaynağın güneş olduğu söylenebilir.

Özellikle resim ve edebiyat alanlarında kendisine yer bulan empresyonizm akımı, gölge ve ışık karşıtlığına dayanan üslubun yumuşamasını sağlamıştır. Empresyonizm ne demek sorusuna verilebilecek en güzel cevaplardan biri belki de “ressamların atölyelerinden çıkarak güneş ışığı altında gördükleri karşısındaki hislerini açığa vurması” açıklaması olabilir. Çünkü empresyonizmle birlikte içe işleyen dramatik etki giderek kaybolmuş ve yerini daha yumuşak bir üsluba bırakmıştır.


Empresyonizmin Maddeler Hâlinde Özellikleri

Empresyonizmin

Empresyonizm ne demek sorusunun tümüyle anlaşılması için teması, odak noktası ve amaçladıkları da bilinmelidir. Bu anlamda genel özelliklerinin özetlendiği maddeler, empresyonizm ne demek sorusunu açıklamaya yeterli olacaktır:

  • Empresyonizm akımı daha çok edebiyat ve resimde var olmuştur. Fakat müzikte de empresyonizm izleri görülür.
  • Doğrudan görülen gerçekliklere değil, izlediklerinin kendi üzerlerinde bıraktıkları etkiye odaklanmışlardır.
  • Duyguların yansımaları çalışmalarda gözlemlenebilir.
  • Empresyonizm akımına uygun sanatlarda genellikle anlam kapalıdır. Bu noktada sanatçının iç dünyasının anlaşılması gerekir.
  • Genellikle empresyonizm akımına uygun şekilde üretilen sanat eserleri, ilgilileri tarafından sıcak ve canlı bulunur.
  • Empresyonistler, etki ve duyguya son derece önem verirler.
  • Ruha hitap eden etkisi sayesinde empresyonizm akımı, hayale odaklanır.
  • Bu akım sanatın herhangi bir amaca hizmet etmesi gerekmediğini savunur. Bu noktada sanat için sanat yapma anlayışına sahiptir.
  • Objelerin direkt olarak resmedilmediği ve bıraktığı izlenimlere odaklandığı için empresyonizm, realizmin karşısında duran bir akımdır.

Oldukça belirgin özellikler taşıyan bir akım olarak karşımıza çıkar. Sanatçılar, dış dünyaya karşı son derece ilgisiz bir tutum sergiler. Bu noktada da eserler üzerinde anlam genellikle kapalıdır. Empresyon, kelime anlamı olarak da duygu ve etkiyi ifade ettiği için nesnellikten uzaklaşılması demektir. Bu akıma mensup sanatçılarsa bu noktada duygucu olarak ifade edilirler.


Tarihsel Gelişimi Kısaca Nasıl Özetlenebilir?

tarihsel gelişimi

Konunun ya da nesnenin ayrıntılı şekilde tasviri yerine bıraktığı izlenim üzerine odaklanır. Bu noktada gelişimi de kısmen sanatçının gerçekliği yeniden üretme becerisini değersizleştirdiği düşünülen fotoğrafa karşı bir tutum olarak düşünülebilir. Meydana geldiği dönemde hem portre hem de manzara resimlerinin olduğu gibi yansıtılması, aslında duygudan yoksun bir kareyi simgelediği için “gerçeklikten uzak” kaldığı düşünülmüştür.

Görülen her detayın ruha işleyen tınılar içermedikçe gerçekliği yansıtamaz düşüncesi, empresyonizm akımının çıkış noktası olmuştur. Fakat buradaki ince çizgi, özellikle akıma mensup olan ressamların direkt olarak göze hitap etmek gibi bir gayesi olmadığının anlaşılmasıdır. Bilinçaltında kimi kıvılcımların çıkmasını istemek, empresyonistlerin dayanak noktası olarak belirtilebilir. 1874 yılında dört başı mamur şekilde kurulacak bu akımın örnekleri aslında çok daha eskiye dayanır. Bu akımın kurulma hikâyesinin 1860 senesinde Paris’te toplanan bir grup genç ressamın başarısı olduğu söylenebilir.

Koyu gölgelerle ağırlaşan modellerin yerine taze ve canlı bir akım hayaliyle yola çıkan ressamlar, doğadan ilham alarak çalışmalar yapmak istemişlerdi. Bu çalışmaları hayata geçiren ve o dönemin “bir grup genci” daha sonra bir akımın temsilcileri olacaklarından habersiz 15 Nisan 1874 senesinde ilk sergilerini açmışlardı. Bu sergide yer alan resimler için olumsuz şekilde yapılan “duygucu” şeklindeki eleştiriler, o dönemde aslında tam da bu bir grup gencin benimsedikleri ekoldü.


Empresyonizm Akımındaki Temsilciler Kimlerdir?

Empresyonizm akımının farklı alanlarda birçok bilinen temsilcisi bulunur. Özellikle resim ve edebiyatta kendisini hissettiren bu akımın örnekleri müzikte de var olduğu için her alanın temsilcileri farklı başlıklar altında incelenmelidir. Ayrıca yazının ilerleyen başlıklarında özellikle edebiyatta oldukça bilinen Türk isimlerinden hangilerinin empresyonizm akımına dâhil olduğunu da görebilirsiniz.


Resimde Temsilcileri

Van Gogh

Paris’te 1860 senesinde buluşan bir grup genç ressam arasında aşağıdaki isimler bulunuyordu:

  • Claude Monet
  • Edgar Degas
  • Camille Pissarro
  • Paul Cézanne

Her bir ressamın kendine has bir tarzı ve yorumu bulunduğunu da belirtmek gerekir. Ana temeller noktasında bağdaşan düşünceleri, işledikleri konu özelinde elbette ki farklılaşmıştır. Bu isimler dışında aşağıdaki ressamlar da bu akıma dâhil edilen isimler arasındadır:

  • Berthe Morisot
  • Konstantin Korovin
  • Alfred Sisley
  • Frédérick Bazille
  • Gustave Caillebotte
  • Armand Guillaumin
  • Van Gogh
  • Georges Seurat

Edebiyattaki Temsilcileri

Empresyonizm

19. yüzyılda Fransa’da doğan empresyonizm akımı, ilk olarak resimde kendisini gösterirken bir yandan da etkileri edebiyatta da filizlenmeye başlamıştır. Dış dünyanın sanatçıdaki izlenimlerini konu edinen bu akım, edebiyatta hayallerle süslenmiş yazılar olarak karşımıza çıkar. Edebiyat sanatçıları, empresyonizm akımından etkilenirken ölçü ve uyağa önem vermemiş, kişisel izlenimlere öncelik vermişlerdir. Elbette bu durum, sanatçılar için göreceli bir kavramdır. Edebiyatta karşımıza çıkan empresyonistlerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:

  • Rainer Marie Rilke
  • James Joyce
  • Paul Verlaine
  • Arthur Rimbaud
  • Concourd Kardeşler

Türk edebiyatında da empresyonizm akımı kendisine yer bulmayı başarmıştır. Herkesin aşina olduğu şu isimler, Türk edebiyatındaki empresyonist temsilciler arasındadır:

  • Ahmet Haşim
  • Cenap Şahabettin
  • Ahmet Muhip Dıranas
  • Cahit Sıtkı Tarancı

Sanatçılar kendi iç dünyalarını aktarırken herhangi bir kalıba bağlı kalmamışlardır. Özellikle yukarıda sıralanan Türk edebiyatındaki isimlerin eşsiz eserleri incelendiğinde bu durum açıkça görülebilir. Edebiyatta özellikle şiir ve tiyatroda kendisini gösteren empresyonizm, sanatkârların his ve hayal alemini izlenimlerle dökmesi anlamını taşır.


Empresyonizm Akımının Müzikteki Temsilcileri

Empresyonizm

 

19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan empresyonizm akımı, bütün sanat dallarını görece etkilemiştir. Bu noktada empresyonizm ne demek sorusu cevaplanırken her alan kendi özelinde incelenmelidir. Müzikte empresyonist içerik, tınıların peşinden koşmak anlamını taşır. Enstrümanların alışılmışın dışında kullanımı, empresyonizmin müzikte bıraktığı etki olarak değerlendirilebilir. Aşağıdaki sanatçılar, empresyonizmin müzikteki temsilcileri olarak belirtilir:

  • Claude Debussy
  • Paul Dukas
  • Eric Satie
  • Albert Roussel
  • Maurice Ravel

Enstrümanların alışılmışın dışında kullanımı, eserlerde kendisini fark ettirecek rengiyle karşımıza çıkar. Müzikal olarak ifade edilen soyut kavramlar, kendisini belli eden farklı tınılar aracılığıyla seçilir ve fark edilir hâle gelir.

Empresyonizm ne demek sorusunun tüm hatlarıyla cevaplanabilmesi için son derece geniş bir araştırma yapılması gerekir. Bu noktada farklı alanlardaki yansımaları, hissettirdikleri ve temsilcileri bir arada değerlendirilmeli ve bu şekilde sonuca varılmalıdır. Ancak bu şekilde tüm detaylarıyla kavranabilecek olsa da empresyonizm, her alanda kendisine “öznel bir ifade biçimi” şeklinde yer bulmuş sanat ekollerindendir. 




Kategoriler: Kültür, Sanat

Yorumlar (0) Yorum Yap

/