Cumhuriyetimizin Yarım Kalan Projesi: Köy Enstitüleri

Ilker ELAL

Ilker ELAL

Sosyal Girişimci / Minorpreneurs

5 Temmuz 2017

Laik, ulusal, uygulamalı ve karma eğitim verilen bu kurumlarda, özgüveni yüksek, eleştirel düşünebilen, sorun çözebilen ve ‘Cumhuriyet için fedakar olabilen‘ gençlerin yetiştirilmesi ana hedefler arasındaydı ve başarı çok yakındı
Türk Eğitim Devrimimizin “yarım kalan projesi” olan köy enstitülerinin kuruluşunun üzerinden 77 yıl geçti. 169 yılı bulan öğretmen yetiştirme geçmişimizde, birçok özgün model en verimli aşamasında yok edilmekle birlikte, bunlardan hiçbiri köy enstitüleri kadar iz bırakamamış, adı bunca yıl kalıcı olamamıştır. Bu durum, köy enstitülerinin, köye öğretmen yetiştirmenin ötesinde, çok farklı bir misyon üstlenmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Hasan Ali Yücel “Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz.” diyerek bu misyonu daha işin başında işaret etmiştir. Tarihin cilvesi, gerekçesi olduğu gibi, kapatılış gerekçesi de olmuştur.
 

EĞİTİM DEVRİMİNİN 3 ADIMI

Türk aydınlanmasının omurgası eğitim devrimidir. Eğitim devriminin üç bileşeninden ilki 3 Mart 1924’te gerçekleştirilen Öğretim Birliği Yasası, ikincisi, 1 Kasım 1928’de yapılan Harf Devrimi’dir.

Bunlar, Türk aydınlanmasının hayata geçmesi için “olmazsa olmaz” koşullarındandı. Ancak devrimlerin kalıcılığı aydınlanma dalgasının ülkenin kılcal damarlarına kadar nüfuz etmesiyle mümkündü. Bu da nüfusun yüzde seksenini oluşturan köylünün eğitilmesini gerektirmekteydi.
Ülke genelinde yüzde 6-7 dolayında olan okuryazarlık oranı köylerde binde 1 seviyesinde idi. Harf devrimine rağmen okuryazarlığın düşünülen hızda yayılmamasına en büyük etken öğretmen sorunuydu. 1930’lu yılların ortalarında, 40 bin köyün 35bini öğretmensizdi ve öğretmenler okulları yılda 300-350 kadar mezun verebiliyordu. Basit bir hesaba göre, sorunun çözümü için on yıllarca beklemek gerekecekti. Peki bu sorunu nasıl aşmayı düşündüler?

ÖNCE KÖY EĞİTMEN KURSLARI

Çözüm, Cumhuriyetimizin ve ülkemizin kurucusu ve Türk Devrimi’mizin Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ten geldi. Çözümün ilk adımı “Köy Eğitmen Kursları” uygulamasıydı. Böylece eğitim devrimimizin üçüncü ve en önemli ayağının temeli atılmıştı. Atatürk’ün ömrü, projeyi tamamlamaya yetmedi. Bayrağı devralanlar projeye sahip çıktılar. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç‘a destek oldu. 17 Nisan 1940’ta çıkarılan tim atılımı uygulamaya geçirildi. Bu, eğitim devriminin üçüncü adımıydı.
Enstitüler, klasik öğretmen okulu mezunu vermeyeceklerdi. Onların yükleneceği görevi köy enstitülerinin mimarlarından dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel şu özlü sözleriyle ifade etmişti:
“Biz istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin verene dek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hakimidir. Bu manevi hakimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye aydın düşüncenin, bilimin adamını göndermeyi isteriz.”
Laik, ulusal, uygulamalı ve karma eğitim verilen bu kurumlarda, özgüveni yüksek, eleştirel düşünebilen, sorun çözebilen ve “Cumhuriyet için fedakar olabilen” gençlerin yetiştirilmesi ana hedefler arasındaydı. Bunu sağladıkları bir çok genç yetiştirebildiler fakat ülke genelinde bu etkiyi her bölgede yaratabilmek ne yazık ki mümkün olamadı. İkinci Dünya Savaşı’nın zor koşullarına karşın ülke coğrafyasına eşit aralıklarla serpiştirilen 20 aydınlanma ocağı ışık saçmaya başladı. 20 bine yakın mezun verildi. Ancak eğitim devriminin üçüncü adımının tamamlanması için en az 40 bin mezun yani 10-15 yıl daha gerekliydi. Peki, buna izin verilecek miydi?
Cumhuriyetimizin böylesine önemli bir projesi ile ilgili bu yazının devamını bir seri olarak sizlerle her hafta paylaşmak istiyorum. Esenlikle ve umutla kalın…Sevgi ve saygılarımla… 

Yorumlar (0) Yorum Yap

/