MODANIN İNCİLİ: VOGUE “Ve Vogue Modayı Yarattı”

İlayda B.

İlayda B.

Researcher

5 Şubat 2019

 İlk sayısı 17 Aralık 1892’de Amerika Birleşik Devletleri’nde yayınlanan, başlarda Arthur Baldwin Turnere tarafından kurulduğunda haftalık dergi olması planlanan Vogue’un şu anda Amerika’da 11, dünya çapında 12,5 milyon okuyucusu bulunuyor. Fiyatı o zamanlar 10 cent[1] olan derginin kuruluş amacı “hayatın törensel yanı” ile ilgili “attracts the sage as well as debutante, men of affairs as well as the belle“[2] hedef kitlesi doğrultusunda, yani ayrıcalıklı tabakayı oluşturan her iki cinsiyetin mensuplarının da ilgisini çekecek makaleler üretmekti. Şimdi gelmiş geçmiş en ünlü ve moda dünyasında sözü geçen yayın yönetmeni olan Anna Wintour’un da inkar edilemez katkılarıyla daha spesifik bir rotayı seçerek moda üzerine yoğunlaşmış, çoğunlukla kadınlara hitap eden aylık basılan bir dergiye dönmüş durumda.

Sadece trend değişimlerine uyum sağlamakla yetinmeyen Vogue 124 yıllık geçmişindeki başarılarını sürekli daha iyisini üretmeye çabalamasına ve sektördeki trendsetter pozisyonuna borçlu. Dergi iddialı sloganını olan “Ve Tanrı modayı yarattı.” cümlesinin ilhamını İncil’deki meşhur “Ve Tanrı dünyayı yarattı.” ayetinden alıyor.

Üst sınıfa hitap etmeyi amaç edinen bir dergi olsa da gerek verilen bilgilerin konularının gittikçe genişlemesiyle gerek üst sınıfa hitap eden her şeyin zaman geçtikçe alt sınıflara da inmesi kuralı buyurunca artık tüm dünya tarafından bilinen ve takip edilen bir yayın haline geldi. Teknolojik gelişmeler sayesinde ise Vogue’un gelmiş geçmiş en büyük dijital arşivlerinden birine sahip olduğuna kanıt olan veri tabanına erişim sağlanarak bir asrı aşkın süredir derginin nasıl bir evrim geçirdiği gözlemlenebilir.

                   Reklamlara yer verilen sayfaların fazlalığı, yorumların kalitesizliği ve içeriğin kıtlığı yüzünden son zamanlara eleştirilse de, Vogue hala moda dünyasının en çok okunan yayınları arasında. Bunun sebebi ise tekelleşmeden ziyade, derginin okuyucularla arasında duygusal bir bağ kurarak bünyelerde alışkanlık etkisi yaratması olarak gösterilebilir.

                     Condé Montrose Nast tarafından kurulan ve bünyesinde 18 dergiyi daha bulunduran Condé Nast şirketinin 1909’da Vogue’u almasıyla derginin basılan sayfa sayısı 100’e çıkarak 70 sayfa arttı, hem erkeklere hem kadınlara hitap eden dergi aynı zamanda kaliteyi arttırıp içeriği belirginleştirmek ve özelleştirmek için yalnızca kadınlara yönelik makale üretmeye başladı. Konu başlığı olmaksızın yayınlanacak kadar güçlenen derginin bir sonraki aşaması ise küreselleşmekti. 1912 yılında Amerikan Vogue ilk kez İngiltere’ye satılmaya, 1916 yılında ise Vogue İngiltere adıyla başka bir ülkede ilk kez basılmaya başlandı. 1920’de Vogue Fransa, kapağında tenis oynayan iki kadının illüstrasyonuna yer verilerek basıldı ve böylelikle modanın başkenti yeni kutsal kitabına kavuşmuş oldu.

                    Moda fotoğrafçılığında, modele değil üzerindeki giysiye odaklanmayı başlatarak netliğin olmadığı bir fotoğraf karesini kitlelere duyurarak büyük bir devrimin temellerini attı. Bu fotoğraf karesini çeken Baron Adolphe de Meyer ise uzun zaman sofistikeliğin simgesi olan fotoğrafları çekmesi için başvurulan kişi oldu.

Teknolojik gelişmeleri en başından beri bünyesinde hızla uygulayarak ilerleyen dergi 1932 yılında ilk defa illüstrasyon yerine renkli kapak fotoğraflarıyla basılmaya başlandı. Edward Steichen elinden çıkan bu aktif yaşamı temsil eden fotoğraf dergi tarihinde bir dönüm noktasıydı.

                    Dünyanın en çok okunan dedikodu köşelerinden birini yazan efsanevi stil ikonu Diana Vreeland’ın Vogue Amerika’nın başına geçmesiyle dergi sadece sosyete arasında değil tüm dünyada sözü geçen baskın bir dergi haline geldi. Moda tarihinin en ünlü fotoğrafçılarından Richard Avedon, dünyanın en güçlü ve dominant karakterli kadınlarından biri olan yayın yönetmeni Anna Wintour ise derginin bugünkü şöhretine ulaşmasını sağlayan en önemli insanlar arasında yer alıyor. Derginin düşmeye başlayan satışlarını patlatan ünlü Anna Wintour cümlesi ise yayıncılık dünyasında geniş kitlelere ulaşmanın sırrını özetler nitelikte “Ben Vogue’un hızlı, kesin ve seksi olmasını istiyorum. Ultra zenginler ya da sosyete benim ilgimi çekmiyor. Okurlarımızın kendi parasını kazanan enerjik ve ilgili kadınlar olmasını istiyorum.” (Çatkın, 2016) Derginin ünlü insanları çekimlerde kullanmama geleneğini çiğneyerek Madonna’yı kapağa taşıyarak, satışları beklenenin aksine arttırdı.

                    Derginın gelmiş geçmiş en kalın yayını ise 832 sayfalık 2004 Eylül sayısı idi. Anna Wintour’un asırlık dergiyi geçmişine sadık kalarak mükemmel bir evrime uğratması ise yayın dünyasındaki acımasız bir rekabet sürecinden geçiyordu. Hakkında pek çok belgesel ve film çeken bu dünya hakkında en bilinen eserlerden biri 2003 yılında Anna Wintour’un eski yardımcısı tarafından yayınlanan The Devil Wears Prada[3] kitabı idi. 2006 yılında vizyona giren filmin aslında gerçeklik payı içermediğini ve ofislerin gösterildiği gibi süslü ve büyüleyici yerler olmadığı ise “The September Issue” belgeselinde moda dünyasının takipçileri ile paylaşıldı.

                  Türkiye’ye ilk kez 24 Şubat 2010’da moda sevenlerle buluşan dergi, İstinye Park’taki standın önünde kuyruk oluşturarak giriş yaptı. Hüseyin Çağlayan’ın reklamında oynadığı ve genel yayın yönetmenliğini Seda Domaniç’in yaptığı Vogue Türkiye’nin ilk 562 sayfalık sayısına sahip olan koleksiyoncular ise bekledikleri sıranın dergiye değdiğinin kanıtı olmak ister gibi sevinçliydi. Doğuş Medya’nın aracılığı ile halen ülkemizde satışına devam eden dergi elit markaların sponsorluğunda dolu dolu, özenli ve kaliteli bir içerik üreticisi olmaya devam ediyor. Reklamlar da içeriğin bir parçası ve fotoğrafçılık tekniklerini incelemek için bir fırsat olduğundan dergiyi bu konuda eleştirmek yersiz olsa da, sadece ünlü oldukları için dergide yer alan sıkıcı makalelerin başrolleri ve testerların[4] eksikliği ilk derginin eksikliklerindendi.

Vogue’un Amerika’daki efsanevi editörleri olan Diana Vreeland ve satışları %40 arttıran Anna Wintour’un yansıra diğer ülkelerde de baskıları derginin misyonundan çıkmadan kendi ülkelerinin kültürlerine son derece başarılı bir şekilde harmanlayarak satış rekorları kırdıran pek çok başarılı yayın yönetmeni var. Vogue İngiltere’nin başında hala, en uzun süre editörlük yapmış ünlü gazeteci Alexandra Shulman bulunuyor, en kaliteli edisyon olduğu söylenen Vogue Italya’nın baş koltuğunda ise moda yazarı Anna Dello Russo, Vogue Fransa’da ise Emmanuelle Alt editörlük yapmaya devam ediyor.

Vogue Türkiye, kapak kızının Jessica Stam olduğu ilk sayısında 62.440 adet sattı. Hussein Chalayan[5] defilesinin ön planda olduğu dergi satışları arttırmak için “Teen Vogue” , “Men’s Vogue” gibi farklı edisyonları piyasaya sürmenin yansıra ünlü isimleri kullanmaya ve merak edilen defilelerin arka planlarını okuyuculara aktarmaya devam ediyor. Dünyada ise en çok satan baskısı ise Nisan 2014 sayılı Kim Kardashian & Kanye West çiftinin kapakta olduğu sayıydı. Ünlü çiftin kapakta olduğu sayının 500,000 baskı satarak Beyonce ve Michelle Obama’yı geçmesi ise sosyal medyanın dergi satışları üzerindeki olağanüstü etkisine örnek olarak verilebilir.

                    Dünya genelinde 1,231,931 abonesi olan dergi, yeni pazarı olan Arabistan’a ise 2017’de girişini yapmayı planlıyor. Mankenlerin kapağına çıkmak için birbirini neredeyse ezdiği derginin gelmiş geçmiş en ünlü kapak kızları ise Madonna, Kendall Jenner, Lady Diana Spencer, Cindy Crawford, dünyanın en çok kazanan mankeni Gisele Bundchen, Lady Gaga ve Kim Kardashian olarak sıralanabilir.

                   Sadece bir basım sürecinin değil, aynı zamanda trendlerin sürekli değiştiği dünyanın en hızlı sektörlerinden biri olan dinamik moda sektörünün gelişim aşamasının gözlemlenebileceği Vogue dergisinin kuruluş amacı esinlendiği mottodan kolayca anlaşılabilir “Kadın yaratıldığı zaman, Vogue da modayı yarattı”. Modanın ihtişamlı dünyasını en kapsamlı ve zarif bir şekilde yansıtmasıyla kısa zamanda “modanın incili (bible of fashion)” olarak anılmaya başlamış olan dergi 124 yıllık geçmişinde pek çok kez amacını ve misyonunu değiştirse de sunduğu tavsiyeler ve öngörüler yararlı olarak kalmaya devam etti.

                   Yayın hayatını devam ettirmek için teknolojik gelişmeleri takip etmek zorunda kalan her dergi gibi Vogue da basım masraflarını indirgemek ve daha geniş bir kitleye ulaşabilmek için elektronik dünyaya giriş yaptı. Dev bir dijital arşivi okuyucularına sunan Vogue, e-dergi seçeneği ile 23 farklı ülkede moda dünyasının en önemli içerik sağlayıcılarından biri olmayı sürdürüyor.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/