CAMUS FELSEFESİ 

16 Ağustos 2019

Camus’a göre ölümü seçmek, yaşamın bizi aştığını ya da onu anlamadığımızı söylemektir. Eğer insan ölmeye yanaşmıyorsa, o halde yaşamı seçiyor demektir. Bu da yaşama, göreli de olsa bir değer vermektir
Camus’un de içinde yer aldığı varoluşçu gelenek aklın bu dünyayı kavrama noktasında yetersiz kaldığı görüşündedir. Gerçekliğin bilinebilirliği konusunda şüpheci bir yaklaşımı benimseyen Camus için, kendi deyimiyle, “yalnızca görünüşlerin dökümü yapılabilir, yalnızca iklim duyurulabilir.”
Camus, Sisifos Efsanesi’nde, insanın dünyayı anlama isteğine karşılık bulamaması ve sonuç olarak ortaya çıkan absürt duygusunu sorgulamış, felsefe açısından cevaplanması gereken en önemli sorunun “yaşamın yaşanmaya değip değmediği” sorunu, yani intihar olduğunu belirtmiştir. Camus’un felsefesinde intihar, hayatın anlamı sorununu aydınlatmada kilit bir kavram rolündedir. Camus’a göre intihara neden olan şey absürt duygusudur. Camus’un “basit kaygı” olarak adlandırdığı bu duygu, insan ile dünya arasında açılan ve gittikçe büyüyen bir uçurumun yarattığı sarsıcı baş dönmesidir. Birdenbire hayatın tekdüze akışını sekteye uğratan ve insanı dünyaya yabancılaştıran bu duygu absürdün uyanışını ifade eder. Camus’un Sisifos Efsanesi’ndeki deyişiyle, “kişi günlük devinimler zincirinin koptuğu, yüreğin kendisini yeniden düğümleyecek halkayı bir türlü bulamadığı garip bir tinsel durum içindedir.” Başka bir deyişle, insan, anlamını kavrayamadığı dünyanın bu akıldışı yoğunluğunu sezinleyerek, kendisine de dünyaya da yabancı olduğunu fark eder.

Camus okuyucularını düalizmle tanıştırır. Mutluluk ve keder, yaşam ve ölüm, karanlık ve aydınlık. Hayatın çeşitli biçimlerde geçtiğini ve insanın ölümlü olduğu gerçeği de budur. Bir yanda yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte öte yandan da eninde sonun da yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak “absürt ”ün ta kendisidir. Eğer hayatımızın anlamsız ve boşuna olduğunu biliyorsak kendimizi öldürmeli miyiz? Bu trajik kısır döngü nasıl aşılır? Camus saçma kavramını burada kurar. Yaşamın anlamsızlığının bilincinde olan insan. Fakat Camus intihardan yana değildi, yaşamın anlamsızlığının yok edilemeyeceğini biliyordu fakat yine de bununla savaştı.

Camus absürt düşüncesini açıklarken:

Absürt kelimesinin kötü bir geçmişi var ve bunun beni rahatsız ettiğini itiraf ediyorum. Absürtü Sisifos Efsanesi’nde ele alırken bir metot arıyordum doktrin değil. Sistemli bir şüphe pratiği yapıyordum. Daha sonra bir şeyler inşa edebileceğim düşüncesiyle “tabular asa” yöntemini kullanmaya çalışıyordum. Eğer hiçbir şeyin anlamı olmadığını varsayarsak, dünyanın absürt olduğu sonucuna ulaşmalıyız. Fakat gerçekten hiçbir şeyin anlamı yok muydu? Bu noktada kalabileceğimize hiçbir zaman inanmadım.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/