Aşık Olmak: Bilimsel Açıklaması Da Var

Aşık olmak, mutluluğun ve heyecanın en üst düzeyde hissedildiği bir duygu durum hali. Karşımızdaki kişiyi idealize eder, kusurlarını yok sayarız. Aklımız sürekli aşık olduğumuz kişiyle meşguldür. Hoşlanmadığımız bir şey yaptığında dahi yaptığı yanlışı görmeyiz. Bir çeşit sanrı olan aşk, bizi gerçek dünyadan koparıp hayaller diyarına taşır. Eskilerin kara sevda olarak adlandırdığı bu coşkulu halin, bedensel etkileri de fazlasıyla mevcut.


Aşık Olduğumuza Dair Göstergeler Neler Olabilir?

aşık olmak

Uyanır uyanmaz bu kişiyi düşünmemiz ve gün içinde devamlı aklımıza gelmesi, işaretlerden yalnızca ikisi. Onu gördüğümüz anda dizlerimizin bağı çözülür, kelimelerimizi toparlayamayız. Kalbimiz yerinden çıkarcasına atar. Yanımızdan ayrıldığı an özlemeye başlarız ve yoksunluğunu hissederiz. Dış görüntümüze daha da özen göstererek bizi beğenmesini arzu ederiz. Fedakarlık seviyemiz artar, aşık olduğumuz kişinin ihtiyaçlarına koşarız. En ufak detaylarına bile hayran olur, onun olmadığı bir hayat düşünemeyiz.

 


Bilim Aşık Olmak İle İlgili Ne Düşünüyor?

bilim

2017 senesinde yayınlanan Dr. Helen Fisher’ın araştırmasında, dopamin seviyesinin artışı ve aşık olma arasındaki ilişki açıklanıyor. Beynimizdeki odak ve istekle ilgili Ventral Tegmental Alan bölgesi, aşkın hormonal sorumlusu. Dr. Robert Sterberg’in üçgen teorisine göre; ihtiras, sadakat ve yakın olma hali muhteşem aşkı oluşturuyor. Aşık olmada, beyindeki üç kimyasal devreye giriyor. Dopamin, noradrenalin, feniletilamin. Dr. Helen Fisher, aşık olmayı üç farklı aşamaya ayırıyor. 

1) Cinsel dürtünün hissedildiği dönem.

2) Dopamin, adrenalin ve noradrenalin salınımı sonucu öfori (coşku) hali.

3) Oksitosinin salgılanmaya başlamasıyla kurulan bağın iyice güçlenmesi.

Oksitosin, sarılma hormonu olarak da biliniyor. Sevdiklerimize dokunduğumuzda, bu hormon sayesinde yakınlık hissimiz artar. Aşık olduğumuz kişiyi görünce ellerimizin terlemesi, kalbimizin hızla atması, yanaklarımızın kızarmasında beyin kimyalarımızın çok büyür bir rolü var. Özellikle kadınlarda, oksitosinin daha etkin rol oynadığı biliniyor.


Neden Aşk Acısı Çekeriz?

aşk acısı çekmek

Aşık olmak, başlı başına bir motivasyon kaynağı. Enerjimizin arttığı, iliklerimize kadar neşeli hissettiğimiz bir dönem. İster platonik ister karşılıklı olsun, aşkı kaybettiğimizde neden mutsuz oluyoruz?

Dopamin; beslenmeden, heyecan verici olaylardan ve ilişkilerden keyif almamızı sağlıyor. Ödül noktamız olan bu hormon, bağımlılıkla da ilişkili. Aşkın da bir tür bağımlılık olduğu kuşkusuz. Biten bir ilişkinin ardından, dopamin düşüşe uğrayarak ızdırap kaynağı oluyor. Daha aktif ve enerjik hissettiren aşk nesnesinin kaybı, trajik bir reaksiyona sebep oluyor. Kişiler depresyona girebiliyor, işlevsellikleri azalabiliyor.

Dopamin fazlalılığında, duygusal bağlanma sağlıksız bir hale gelebiliyor. Harvard Üniversite’sindeki bir bilim insanının yaptığı çalışmada, dopamin ve oksitosinin aşk üzerindeki etkisi ele alınmış. Sağlıklı seviyelerdeki oksitosin ve dopaminin, aşkın kaybında daha rasyonel tepki vermemizdeki etkisine değinilmiş.


Aşk Bir Tür Delilik Midir?

aşık olmak

Aslına bakarsak, realitemizi değiştirdiği için delilik diyebiliriz. Aşık olan kişinin, karakterine tamamen zıt eylemleri gerçekleştirdiğini görürüz. Normalde seyahat eymeyi sevmeyen birinin kilometrelerce yol tepmesini ele alalım. Saplantının yoğun seviyesini barındıran aşk, kişiyi gerçeklerden koparır. Karşı tarafın her eyleminden anlam çıkarıp olağanüstü bir ümit besleyebilir. Platonik bir aşk olsa bile sevildiğine inanabilir. Karşı taraf hiçbir şey hissetmese dahi kavuşacaklarına dair güçlü bir inanç besleyebilir.


Aşk Geçici Midir?

aşık olmak

Amerikalı psikolog M. Scott Peck’e göre, gerçek sevgi ve aşk oldukça farklı. Psikolog, aşkın yalnızca dürtüsel ve geçici bir çekim olduğunu söylüyor. Aşık olduğumuz kişi kim olursa olsun; er ya da geç bu hissimizin biteceğini, sevgininse devam edebileceğini ekliyor. Sevgiyi daha güvenilir bulan Peck, pek de haksız değil. Bilimsel bakış açısı dışında, deneyimlerimizde de bunu görebiliriz. Yani; aşkın sonsuza dek sürmesini beklemek, ütopik bir umuttan fazlası değildir. Aşk bittiğinde, gözümüzde büyüttüğümüz kişinin tüm olumsuz yönlerini görmeye başlarız. Çünkü sanrı bitmiş, yerini gerçekliğe bırakmıştır. Yaşamış olduğumuz o büyülü coşku, yerini boşa geçen zamanın pişmanlığına bırakabilir.

Karamsar gibi görünse de, aşık olmak yalnızca bir idealize etme biçimidir.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/