Üretemediğim her günü yaşanmamış sayarım.
18 Ağustos 2019
Mezun Oldunuz ya da Olacaksınız ve Tutkunuzu mu Arıyorsunuz? Sabırlı Olun
ABD'li akademisyen, psikolog ve bilim yazarı Angela Duckworth'ün New York Times'daki bir makalesinden derlenmiştir.
...
Mezuniyet töreninin olduğu güne kadar, tek işi öğretmeninin istediğini yapmak olan bir öğrenciydiniz. Şimdi kendinize bir şey sormak zorundasınız: "Ne yapacağım?"
Yönünüzü belirlemek için bir açılış konuşmacısına güveniyorsanız, günün sonunda kafanız daha da karışabilir. Mezun olmanıza yakın, insanların “tutkunu takip et” dediklerini duyarsınız. Bu tutkunun ne olduğunu biliyorsan bu harika! Ama ya bilmiyorsan?
Genç mezunlar tutkuyu keşfetme anının bir filmde olduğu gibi olduğunu hayal edebilir: bir içgörü aydınlanması gibi. O aydınlanmadan önce, kendini bulmakta zorlanıyordun ve bir anda bir şey oldu ve artık kim olduğunu biliyorsun. İnandırıcı geliyor mu? Bana gelmiyor.
Birinci sınıf başarıları inceleyen bir psikolog olarak, tutkunuzu takip etmenin çok romantik olmadığını söyleyebilirim. Asla sapmak istemeyeceğiniz ve hep sadık kalacağınız bir yönünüzü geliştirmek çok zaman alır.
Genç mezunlara tavsiyem “tutkunu takip etmek” değil, “tutkunu güçlendirmek”tir. Bunun için üç önerim var.

Sizi ilgilendiren şeylere doğru ilerleyin.

Mükemmel uyum içinde olduğun bir kariyer yolu hayal edemiyor musun? Bu çok normal. Paniklemene gerek yok. Bunun nedeni tutkunun keşfedilebilir bir şey değil, geliştirilebilir olmasıdır. Bilim insanları da motivasyon konuşmacılarının öve öve bitiremedikleri bu cazibe türünün genellikle tam olarak çiçek açması için zaman ve deneyim gerektirdiğini söylüyorlar.

Örneğin, Julia Child Smith Koleji'nden mezun olduğunda, 30'lu yaşlarının sonlarında Fransız mutfağına aşık olacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Yemek kitabı yazmak ve TV programı yapmak bir gün onun arayacağı bir şey değildi.
Yeterince iyi bir uyum, mükemmel olandan daha makul bir amaçtır. İlk işinizi öngörülemeyen, verimsiz bir deneme yanılma sürecine başlama fırsatı olarak düşünün. Kemancı Roberto Díaz bana denemeden önce viyol adlı enstrümana bayılacağını bilmediğini ve viyola ile yıllardır yaşadığı bu aşkı önceden asla öngöremeyeceğini söyledi.

Amacı arayın.

“Büyüdüğümde ne olmak istiyorum?” sorusunu sormak yerine, “Dünya nasıl bir şekilde farklı olsun isterdim? Hangi problemin çözülmesine yardım edebilirim?” gibi sorular sormak daha doğrudur. Bu, başka insanlara nasıl hizmet edebileceğinize odaklanılması gereken cevapları doğurur.
Binlerce yetişkin üzerinde topladığım verileri analiz ederek, kalıcı bir tutkuya sahip olanların “Ne yapacağımı seçerken, diğer insanlara fayda sağlayıp sağlayamayacağını daima dikkate alıyorum” gibi ifadelere olumlu cevaplar verdiklerini gördüm. Hepsi "Dünyayı daha iyi bir yer haline getirme sorumluluğum var.” minvalinde açıklamalar yaptılar.
En çok neyi veya kiminle ilgilendiğinizi düşündüğünüz an bunu bir yere yazın. Psikologlar, insanlardan temel değerlerini yazılı olarak yansıtmalarını istemenin motivasyon üzerinde mucizevi etkileri olduğunu keşfettiler. Çünkü bunlar genellikle bu dünyadan gittiğinizde hatırlanacağınız değerlerdir. David Brooks'un “övgü erdemleri” olarak adlandırdığı şey de budur. Yani insanların siz bu dünyadan ayrıldıktan sonra sizin hakkınızda neler söylemelerini istediğinize dair bir paragraf yazmayı düşünebilirsiniz. Biliyorum biraz ürkütücü geliyor ama belki de bu bakış açısı henüz vaktin varken ne yapacağını bulmana yardım eder.
Kişisel ilgi ve kendini aşma amacı, içsel motivasyonun iki önemli motorudur. Bu ikisi bir araya geldiğinde tüm etmenlerden daha güçlüdürler.
Kendim için konuşursak, psikoloji dikkatimi diğer konulardan daha fazla çekiyor, ama sabah beni yataktan çıkaran şey merak değil. İşimden zevk alıyorum ve aynı zamanda bunu iyi yapmanın diğer insanların refahına katkıda bulunabileceğine inanıyorum.

Güçlü şekilde sonlandırın.

İlk işinizin son işiniz olması çok çok düşük bir ihtimaldir. Peki bir sonraki adımınızı anladığınızda, ne yapmalısınız?
Psikolojik araştırmaların uzun vadeli kariyerim olacağını bilmeden önce işin biraz değiştirdiğimi itiraf ediyorum. Ancak bu işlerin her birinde, şu anki çalışmamda kullanabildiğim bilgi ve beceriler edindim.
Ayrıca bir işi kabul ettiğinizde verdiğiniz taahhüdü de göz önünde bulundurun. Bir yıl kalma sözü mü verdiniz? Ayrılmadan iki hafta önce haber vereceğinize mi söz verdiniz? Sözünüzü tutmaya çalışın. Kişisel gelişim önemli olsa da, profesyonel bir yetişkin gibi davranmak zorundasınız.

Son gününüzde, ilk gününüzdeki kadar çok çalışın. Nereye giderseniz gidin, bulunduğunuz yerden en iyi şekilde yararlanmak için bir fırsatınız var.

1
Bizi Facebook'tan takip edin.

arrow_upward