Google’ın 10 Altın Kuralı

Nurullah ESENDEMİR

Nurullah ESENDEMİR

Yale University | Story Telling & Design Academy

15 Temmuz 2017

Google, birçoğumuz için internetle özdeş, hatta onun da ötesinde; hayat demek. Bir sabah uyanıp “Google” adı verilen sitenin kapandığını öğrensek ne yaparız acaba?
İşte hayatımızda bu kadar önemli bir yer tutan bu şirketle ilgili bir yazı var karşınızda.
Google’ın 10 Kuralı!
Microsoft’un, Facebook’un veya Apple’ın nasıl kurulduğu, hangi şartlarda çalıştığı ile ilgili çok şey yazıldı, söylendi. Ama Google’ın felsefesi bu kadar irdelenmedi. Muhtemelen kurucuları Bill Gates, Steve Jobs (rahmetli) ve Mark Zuckerberg gibi çok meşhur insanlar oldukları içindi.
1998 yılında kurulan Google, bugün artık bir dünya devi.
Onu bu pozisyona getiren şeyler neler acaba diye araştırırken bulduklarımızı sizinle paylaşıyoruz.  Umarım size de ilham verir.

                                                                     “10 Şey”
İlkelerini ve genel felsefesini anlattıkları yazıya “Doğruluğundan Emin Olduğumuz 10 Şey” gibi çok iddialı bir başlık verilmiş. En başta, şöyle bir açıklama yapıyor Google amca:
“Bu ‘10 şey’i henüz Google birkaç yaşındayken yazdık. Zaman zaman bu listeye geri dönüyor ve doğruluğunu koruyup korumadığına bakıyoruz. Umarız koruyordur ve siz de her zaman bizden bu listeye bağlı kalmamızı isteyebilirsiniz.”

Belirledikleri ilkelere sadık kalmak için çabalayan ve kullanıcıları önünde hesap verebilme açıklığına sahip bir şirketle karşı kaşıya olduğumuzu anlıyoruz.

1.   Kullanıcıya odaklan; gerisi kendiliğinden gelir.

Kullanıcılara en üst düzeyde bir internet keyfi sunma amacıyla ve insanı merkeze alarak hareket edilmiş.

“Size hizmet ettiğimizden emin olmaya çalışırız…Sizi “farklı bir şekilde tasarlansaydı nasıl olurdu” diye düşünmek zorunda bırakmamaya çalışırız.”

2.  En iyisi; tek bir şeyi gerçekten ama gerçekten iyi yapmaktır.

Google’ın gerçekten ne iş yaptığını düşünün: “Biz arama yaparız.”
Birçok alanda orta düzeyde başarı yakalamak yerine bir alana odaklanıp en iyisi olmak istiyorlar. (Gerçi Google’ın da başarısız olduğu alanlar yok değil ama bu, başka bir yazının konusu olsun.)
“Google’ın misyonu, tüm dünyadaki bilgileri düzenlemek ve bunları herkes için erişilebilir kılarak kullanışlı hale getirmektir.”
 
3.  Hızlı, yavaştan iyidir.
Bir site düşünün ki kullanıcıları girer girmez siteyi terk ediyor ve site sahipleri bu duruma seviniyor 😀 “Biliyoruz ki zamanınız değerli. Muhtemelen dünyada bizden başka kimse web sitesi en hızlı şekilde terk edilebilsin istemez.”
Google’ın geliştirdiği Chrome internet tarayıcısı, diğerlerinden daha hızlı olduğu için kısa sürede liderlik koltuğuna oturdu.

4.  Web’de demokrasi işliyor.

Ne ilgisi var demeyin, her bir web sayfasının önem derecesini, 200’den fazla sinyal ve patentli PageRank™ algoritması gibi bir dizi teknik kullanarak değerlendirdikleri için böyle bir ifadeye yer vermişler.

5.  Bir cevaba ihtiyaç duymanız için masa başında olmanız gerekmez.

Kişisel bilgisayarlardan mobil cihazlara hızlı geçişi erken fark eden Google, “Dünya giderek daha da mobil hale geliyor: Kişiler nerede olurlarsa olsunlar, ihtiyaç duydukları anda bilgiye erişmek istiyorlar.” diyerek Android işletim sistemini geliştirdi.

6.  Kötülük etmeden de para kazanabilirsiniz.

Muazzam gelirler elde eden şirketimiz, bu değirmenin suyuna dair bir açıklama yapıyor: “Google bir işletmedir. Yarattığımız kazanç, şirketlere sunduğumuz arama teknolojisinin yanı sıra sitemizde ve web’deki diğer sitelerde görüntülenen reklamların satışına dayanır.” Ve ekliyor: “Kullanıcılarımız tarafsızlığımıza güvenir ve hiçbir kısa vadeli kazanç, bu güvenin zedelenmesine değmez.”

7.  Daha keşfedilmeyi bekleyen pek çok bilgi var.

Dünyada keşfedilmeyen tonla veri olduğuna göre ve bu veri hiç bitmeyeceğine göre, tam tersine gittikçe artacağına göre Google’ın önünde gidilmesi gereken uzun bir yol var.

8.  Bilgi ihtiyacı sınır tanımaz.

Herkes için interneti ulaşılabilir kılmak isteyen Google, arama ekranını 130’dan fazla dilde sunuyor, ayrıca engelli bireyler için de çalışmalarını devam ettiriyor. Accessibility Scanner adında bir uygulamayı Google Play’de bulabilirsiniz.

9.  Takım elbise giymeden de ciddi olabilirsiniz.

Kurucularımız Google’ı “işin zor ve zorun da eğlenceli olması gerektiği fikri” üzerine inşa etmişler: Resmiyetten uzak bir ortamda çalışıyor olabiliriz, ama kafemizdeki bir kuyrukta, bir ekip toplantısında veya spor salonumuzda yeni fikirler ortaya çıktığında, bunlar baş döndürücü bir hızla paylaşılır, test edilir ve uygulamaya konur. Dahası; bu fikirler dünya çapında kullanıma girecek yeni bir projenin sıçrama tahtası da olabilir.
Bu sözler, bana TED sahnesinde Steven Johnson tarafından yapılan harika bir konuşmayı hatırlattı, izlemek isterseniz:
http://www.ted.com/talks/steven_johnson_where_good_ideas_come_from

10.             Sadece harika olmak yetmez.

“Bir alanda çok iyi olmayı, ulaşılacak son nokta olarak değil, bir başlangıç noktası olarak görürüz.”
Google, ayrıca logosunu değiştirecek kadar yenilikçi bir girişim. Her şeyin hâlihazırdaki durumuyla yetinmeyip sürekli gelişim ve değişim peşinde koşuyorlar.
Bugünün iyisiyle yetinmeyip yarının mükemmelini tasarlayan herkese selamlar, sevgiler.
                                                                                                                     Nurullah ESENDEMİR
                                                                                                   [email protected]

NOT: Kaynak olarak yararlandığım “Google Şirket Felsefesi” yazısını okumak isterseniz yazıya  https://www.google.com.tr/intl/tr/about/company/philosophy/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/