StratejiYaşam
1 Yorum

20’li Yaşlarınızda Öğrenmeniz Gereken Zaman Yönetimi Dersleri: CEO Gibi Yönet, Öğrenci Gibi Öğren

TL;DR: Zaman yönetimi, 20’li yaşlarda edinebileceğiniz en yüksek getirili beceridir; çünkü erken kurduğunuz sistem, sonraki on yıllar boyunca bileşik olarak birikir. Ama yaygın tavsiyenin çoğu yanlış soruya odaklanır: bir güne nasıl daha çok iş sıkıştırırım. Bu, meşguliyeti üretkenlikle karıştırır. Doğru soru bir CEO’nunkidir: sınırlı zaman ve dikkatimi en yüksek getirili işlere nasıl tahsis ederim; ve bir öğrencininkidir: sistemimi neyin işleyip neyin işlemediğini ölçerek nasıl sürekli iyileştiririm. Bu yazı zaman yönetimini bu iki mercekle yeniden kuruyor. Boş meşguliyeti gerçek ilerlemeden ayıran birkaç kalıcı ilkeyi veriyor ve herhangi bir görevin zamanınıza değip değmediğini ölçen özgün bir puan kartı sunuyor. Amacı daha hızlı koşmanız değil, doğru yöne koşmanızdır.

En büyük yanılgı: meşguliyet üretkenlik değildir

20’li yaşların en pahalı zaman yönetimi hatası, meşgul olmayı verimli olmakla karıştırmaktır. Dolu bir takvim, tamamlanmış görevlerden oluşan uzun bir liste ve sürekli hareket hissi, ilerliyormuş gibi hissettirir. Oysa bunların hiçbiri, yaptığınız işin önemli olup olmadığını söylemez. Bir CEO, ekibinin ne kadar meşgul olduğuyla değil, hangi sonuçları ürettiğiyle ilgilenir; kendi zamanınıza da aynı gözle bakmalısınız.

Bu ayrımın altında yatan fikir eskidir ve sağlam durur. Pareto ilkesi (kalite öncüsü Joseph Juran’ın “hayati azınlık ve önemsiz çoğunluk” olarak genellediği örüntü) girdilerin küçük bir kısmının çıktıların büyük kısmını ürettiğini söyler. Çalışma gününüz de bir istisna değildir: bir avuç görev gerçek değerin çoğunu üretirken, uzun bir kuyruk zamanınızı yer ama az şey döndürür. Zaman yönetiminin ilk işi daha hızlı çalışmak değil, bu hayati azınlığı bulup korumaktır.

İkinci temel fikir Parkinson yasasıdır: iş, kendisine ayrılan zamanı doldurmak için genişler. Bir göreve bütün bir gün verirseniz, bütün bir gün alır; iki saat verirseniz, çoğu zaman iki saatte biter. 20’li yaşlarda bunu erken öğrenmek, sonraki on yıllarda binlerce saat kazandırır. CEO tarafı sınırları koyar (bu işe ne kadar değer, o kadar zaman); öğrenci tarafı sonucu gözlemler ve sınırı bir dahaki sefere ayarlar.

Zamanınızı yöneten kalıcı ilkeler

Zaman yönetimi tekniği boldur ama altta yatan ilkeler azdır ve değişmez. Aşağıdaki tablo, boş meşguliyeti gerçek üretkenlikten ayıran çekirdek ilkeleri ve neden işe yaradıklarını topluyor.

İlke Ne söyler Neden işe yarar (kaynak)
Pareto (80/20) Görevlerin azınlığı, değerin çoğunluğunu üretir Joseph Juran, hayati azınlık ilkesi; çabayı en yüksek getirili göreve yoğunlaştırmayı gerektirir
Parkinson yasası İş, ayrılan zamanı doldurmak için genişler Cyril Northcote Parkinson, 1955; sınırlar koymak, işi gerçek boyutuna çeker
Uygulama niyetleri “Ne zaman ve nerede” biçiminde bağlanan niyet, yalnızca hedeften daha güçlüdür Peter Gollwitzer, 1999; niyeti zamana ve yere bağlamak uygulanma olasılığını artırır
Tek görev Görevler arası geçiş, gizli bir zaman ve hata maliyeti taşır Görev değiştirme maliyeti araştırması (Rubinstein, Meyer ve Evans, 2001); odağı bölmek toplam süreyi uzatır
Zaman kaydı Saatlerin nereye gittiğini kaydedin, tahmin etmeyin Peter Drucker, The Effective Executive; yönetim, ölçmeyle başlar

Tablo: kaynaklar adı geçen çalışmalardır; bunları CEO+öğrenci merceğiyle birleştiren çerçeve bir CEOtudent editöryel sentezidir.

Bu ilkelerin ortak noktasına dikkat edin: hiçbiri “daha çok çalış” demiyor. Hepsi “daha az ama daha doğru çalış” diyor. Pareto hangi işin önemli olduğunu, Parkinson ona ne kadar zaman ayıracağınızı, uygulama niyetleri onu ne zaman yapacağınızı, tek görev nasıl koruyacağınızı ve zaman kaydı gerçekte ne olduğunu söyler. Beşi birlikte, meşguliyet yanılsamasını gerçek üretkenlikle değiştiren bir sistem oluşturur.

CEOtudent Görev Değeri Puan Kartı

20’li yaşlarda öğrenilecek en önemli zaman yönetimi becerisi, bir görevin zamanınıza değip değmediğine karar vermektir. Çoğu insan bunu içgüdüyle yapar ve içgüdü, aciliyeti önemle karıştırır. Aşağıdaki özgün CEOtudent çerçevesi, herhangi bir görevi beş faktörde 0’dan 5’e puanlamanızı sağlar; toplam 25 üzerindendir.

Faktör Soru 0 ila 5 ölçeği
Getiri Bu görev tamamlandığında ne kadar gerçek değer üretir? 0 = neredeyse hiç, 5 = büyük etki
Bileşiklik Bu görevin faydası zamanla birikir mi, yoksa tek seferlik mi? 0 = tek seferlik, 5 = yıllarca birikir
Devredilebilirlik Bunu bir başkası (ya da bir araç) sizden neredeyse aynı kalitede yapabilir mi? 0 = yalnızca siz yapabilirsiniz, 5 = kolayca devredilir
Geri döndürülemezlik Bu görevi ertelemenin ya da atlamanın maliyeti kalıcı mı? 0 = önemsiz, 5 = kaçırılırsa telafisi yok
Hizalanma Bu görev, gerçekten önemsediğiniz uzun vadeli hedefe hizmet ediyor mu? 0 = alakasız, 5 = doğrudan hizmet eder

Tablo: CEOtudent Görev Değeri Puan Kartı, bir editöryel çerçeve. Puanlar bir yargı yardımcısıdır, ölçüm değildir.

Yorumu şöyle: yüksek getiri + yüksek bileşiklik + yüksek hizalanma ama düşük devredilebilirlik alan görevler, zamanınızın merkezine koyacağınız işlerdir; bunları koruyun. Düşük getirili ama yüksek devredilebilirlik alanlar, devretmeniz ya da otomatikleştirmeniz gerekenlerdir. Yüksek geri döndürülemezlik alanlar, ne kadar sıkışırsanız sıkışın kaçırmamanız gerekenlerdir. Aciliyet bu tabloda hiç yoktur; çünkü acil olan çoğu zaman önemli değildir ve 20’li yaşların büyük dersi tam da bu ikisini ayırmayı öğrenmektir.

Bu ilkeleri bu hafta uygulamaya koymak

Somuta inelim. Önce bir hafta boyunca yalnızca zaman kaydı yapın: tekrar eden görevleri bitirdikçe tek satır not düşün ve kabaca süresini yazın. Bu, kendinizi yönetmenin CEO tarafıdır ve saatlerinizin gerçekte nereye gittiğini görmek neredeyse her zaman şaşırtıcıdır. İkincisi, o kaydı puan kartıyla tarayın: en çok zamanı yiyen görevleri getiri ve hizalanma açısından puanlayın. Yüksek zaman, düşük değer alan her şey, devretme, otomatikleştirme ya da bırakma adayıdır.

Üçüncüsü, kalan yüksek değerli işlere Parkinson sınırları koyun: her birine hak ettiğinden biraz daha az zaman verin ve ne olduğunu gözlemleyin. Genellikle iş, verdiğiniz süreye sığar. Dördüncüsü, ertesi günün en yüksek değerli üç görevini bir önceki akşam zamana ve yere bağlayın; bu, Gollwitzer’in araştırmasının işaret ettiği uygulama niyetidir ve iradeye güvenmekten çok daha güvenilirdir. Son olarak, haftada bir on beş dakikalık gözden geçirme yapın; bu, kendinizi yönetmenin öğrenci tarafıdır ve her haftayı bir sonrakini iyileştirmek için bir derse çevirir.

Zaman yönetiminin 20’li yaşlardaki gerçek dersi bir teknikler koleksiyonu değildir. Bir duruştur: sınırlı zamanınızı bir CEO gibi en yüksek getirili işlere tahsis edin ve sisteminizi bir öğrenci gibi durmadan iyileştirin. Bunu erken öğrenirseniz, kazandığınız her saat sonraki on yıllar boyunca bileşik olarak size geri döner.

Sıkça sorulan sorular

20’li yaşlarda zaman yönetimine başlamak neden bu kadar önemli?
Çünkü erken kurulan bir sistemin getirisi bileşiktir. 20’lerinde haftada birkaç saati yüksek değerli işe kaydıran biri, on yıl boyunca binlerce saati doğru yöne yönlendirir ve bu saatler beceri, itibar ve fırsat olarak birikir. Aynı sistemi 30’larında ya da 40’larında kurmak da değerlidir, ama erken başlamanın avantajı bileşik faizin avantajıdır: en büyük getiri, en uzun süre çalışan yatırımdan gelir. Kaybedilen zaman geri gelmez; erken kurulan disiplin ise ömür boyu getiri sağlar.

En önemli tek zaman yönetimi alışkanlığı hangisi?
Tek bir alışkanlık seçmek gerekirse, haftalık gözden geçirmedir. Diğer her teknik (zaman bloklama, önceliklendirme, tek görev) ancak düzenli olarak neyin işlediğini ölçüp ayarlarsanız kalıcı olur. Gözden geçirme, kendinizi yönetmenin öğrenci tarafıdır ve onsuz en iyi sistem bile yavaşça çürür. On beş dakika, kâğıt ve tek bir soru yeter: bu hafta ne işledi, ne işlemedi, gelecek hafta neyi değiştireceğim.

Zamanımı planladığım hâlde hâlâ yetişemiyorsam ne yapmalıyım?
Bu neredeyse her zaman bir plan sorunu değil, bir tahsis sorunudur: çok fazla iş üstlenmişsinizdir. Çözüm daha hızlı çalışmak değil, puan kartını acımasızca uygulamaktır. Düşük getirili, düşük hizalanma alan işleri bulun ve onları devredin, otomatikleştirin ya da bırakın. “Yetişememek” çoğu zaman bir hız sorunu gibi görünür ama gerçekte bir öncelik sorunudur; ve onu daha çok çabayla değil, daha az ama daha doğru işle çözersiniz.

Katı bir sistem mi, esnek bir yaklaşım mı daha iyi?
İkisinin bir karışımı: yüksek değerli işler için katı, geri kalan için esnek. Günün en önemli iki-üç işini zamana bağlayın ve bunları koruyun; günün geri kalanını akışa bırakın. Her dakikayı bloklayan aşırı katı sistemler ilk aksaklıkta çöker ve suçluluk yaratıp terk edilir; hiç yapısı olmayan tamamen esnek yaklaşımlar ise hayati azınlığın önemsiz çoğunluk arasında kaybolmasına izin verir. Sürdürülebilir denge, önemli olanı sabitleyip gerisini serbest bırakmaktır.

Kaynaklar

  • Joseph M. Juran. Quality Control Handbook. McGraw-Hill. Pareto’nun gözlemini “hayati azınlık ve önemsiz çoğunluk” yönetim ilkesine genelleyen çalışma.
  • Cyril Northcote Parkinson. Parkinson’s Law. The Economist, 1955. İşin, kendisine ayrılan zamanı doldurmak için genişlemesi üzerine.
  • Peter M. Gollwitzer. Implementation Intentions: Strong Effects of Simple Plans. American Psychologist, 1999. Niyeti belirli bir zaman ve yere bağlamanın uygulanma olasılığını artırması üzerine.
  • Joshua S. Rubinstein, David E. Meyer ve Jeffrey E. Evans. Executive Control of Cognitive Processes in Task Switching. Journal of Experimental Psychology, 2001. Görevler arası geçişin gizli zaman ve hata maliyeti taşıması üzerine.
  • Peter F. Drucker. The Effective Executive. Harper and Row, 1966. Kendini yönetmenin, zamanın nereye gittiğini kaydetmekle başlaması üzerine.

Bu içerik, derinlemesine bir araştırmanın ardından yapay zeka desteğiyle derlenmiş ve CEOtudent editör ekibi tarafından yazılıp yayına hazırlanmıştır.

Benzer içerikler