Tükenmişlik Sendorumu

8 Temmuz 2017

Son günlerde kiminle konuşsam, işi bırakıp farklı bir şehirde daha basit yaşayacağım bir düzen kurmak istiyorum. Bıktım ve yoruldum bu iş hayatının karmaşasından deyip duruyor. Dünyanın internet üzerinden en geniş iş dünyası iletişim ağı ve sosyal platformlarından biri olan Linkedin’de biraz araştırma yaparsanız, birçok profesyonelin mevcut işi olduğu halde, yeni iş arıyorum ibaresini görebilirsiniz. İş dünyası bence tartışılmaz bir tükenmişlik içinde.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 1998’de yayınladığı Dünya Sağlık raporunda; fazla çalışma ile ortaya çıkan aşırı bir duygusal yorgunluk ve bunun sonucunda iş ve sorumluluklarını yerine getirememe durumu olarak tanımlandı. 
Tükenmişlik sendromuyla ne komik ki ülkemiz, ilk kez Hürrem Sultan Dizisi’nin başoyuncularından olan Meryem Uzerli kanalıyla tanıştı. Uzerli, dizinin ikinci sezonunda tükenmişlik sendromu yaşadığını belirterek diziden ayrıldı. 

Peki nedir bu tükenmişlik sendromu?

Bu kavram, Alman kökenli Amerikalı Psikolog olan Freudenberger tarafından başarısız olma, yıpranma, aşırı yüklenme sonucu güç ve enerji kaybı veya karşılanamayan istekler sonucu bireyin iç kaynaklarında tükenme durumu olarak tanımlandı ki; bence harika bir açıklama. 
Tükenmişliğin en büyük belirtilerinden biri, işe giderken ayaklarınızın geri geri gitmesidir, buna bende dahil. Ama bu öyle, ara sıra yaşanan bir Pazartesi sendromu gibi değil de, daha çok ruhen tükenmişlik ve yolun sonuna geldiğini hissetme şeklinde gerçekleşir. Yaşanan bu tükenmişlikle beraber, hayal kırıklıklarımız arttığı gibi, takdir edilmeme ve anlaşılmıyorum hissini sıkça yaşarız. Ne yapsak boş gibi gelmeye başlar bize. Ben doğru yerde değilim hissiyle karışık bir mutsuzluk ve tatminsizlik halinin huzursuzluğunu yaşarız içten içe. Kendimizi adeta zorunluluklarımızla, sorumluluklarımız arasında gidip gelen bir çizgide hissederiz. Bu ruh hali elbette, çevremizdekilerle iletişim tarzımıza da yansır. Basit problemler karşısında dahi iş arkadaşlarımıza ve etrafımıza sinirli davranabiliriz. Kendimizi rahatsız edici bir baskı altında hisseder ve kaliteli işler çıkaramadığımızı düşünüyor olabiliriz. 

Peki çözüm ne ?

Öncelikle bir çalışan olarak kendinizde bu tarz belirtiler fark ettiyseniz ve durumun üstüne toprak örtmeye çalışıyorsanız, bir an öce vazgeçiniz. Zira bir süre sonra bu durum, sizi depresyona bile götürebilecek sonuçlar doğurabilir. Kendinizde bu ruh halini yaratan nedenleri bireysel ve örgütsel faktörleri baz alarak yazınız. Bu konuyu önce yöneticinizle, o olmuyorsa insan kaynakları biriminizle paylaşınız. Tüm buna rağmen bir destek alamadıysanız, bireysel olarak bir koç ya da psikologdan destek alabilirsiniz. Bu desteğin, iş hayatınızda atacağınız adımlarda, size harika bir yol haritası sunacağı konusunda sizi temin ederim. Zira, ben öyle yaptım ve bir daha kendimi, tükenmişliğin içine sokacak bir ortamda uzun süre kalmaya mahkum etmedim.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/