Parçalarındaki içe dönük, kaygı dolu, hüzünlü tavrı ile: Radiohead

16 Kasım 2019

90’lı yıllara adını yazdıran birkaç başarılı alternatif-rock gruplarından biri olan Radiohead, Oxford Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından arkadaş olan gitarcı/solist Thom Yorke, gitarcı/solist Ed O’Brien, gitarcı Johnny Greenwood, basçı Colin Greenwood ve davulcu Phil Selway tarafından 1988 yılında kuruldu. 


İlk deneyim…

Önceleri “On A Friday” diye adlandırılan grup, müzik kariyerlerindeki ilk ciddi çalışmalarına 1992 yılında piyasaya sürdükleri “Drill” kısa-çalarıyla başladı. Grup, bu kısa-çalardan sonra EMI/Capital plak şirketiyle anlaştı ve R.E.M ve Nirvana esintili, gürültülü akortlu hit parçası ‘Creep’in single’ını piyasaya sürdü.

‘Creep’ son derece ılımlı ve başarılı bir çalışma olmuştu.

Bunu takip eden iki single çalışması, ‘Anyone Can Play Guitar’ ve ‘Pop is Dead’, bu başarıyı korumasına rağmen, grup, İngiltere müzik piyasası tarafından pek fazla benimsenmedi.
1993 yılında piyasaya sürdüğü ilk albümü “Pablo Honey”, grup için sadece potansiyeli sorgulama niteliği taşıyordu. Bu sorgulama sürecine göre bu ilk çalışma son derece başarılıydı.

Radiohead’in bu ilk albümünden çıkan ‘Creep’ parçası uluslararası bir başarı kazandı.

İçe dönük, hüzünlü ifadeler içeren lirikler ve yarattığı melankolik atmosfer, bu parçayı alternatif-rock piyasasının değişilmez efsane parçaları arasına soktu.
Daha sonra “Pablo Honey” albümünün Avrupa turnesine çıkan Radiohead’in ‘Creep’ şarkısı Amerika müzik piyasasının hit parçası oldu; modern-rock radyolarda ve MTV’de uzun süre çalındı. Bu parçasının üstün başarısından sonra Amerika turnesine çıkan grup, Belly ve Tears for Fears gibi grupların konserlerine ön grup olarak çıktı. ‘Creep’, Radiohead için iyi bir tanıtım ve başarı oldu. Creep 1993 sonunda İngiltere’de yeniden piyasaya sürüldü. Bu sefer, single bir Top Ten hiti oldu ve grup 1994 yazını dünyada konserler vererek geçirdi. Grubun bu başarısına rağmen pek çok müzik gözlemcisi, Radiohead’in tek parçalık bir grup olduğunu ve geleceğinin parlak olmadığını savundular.


The Bends ‘in acımasız tavrı grubu ayakta tuttu.

Prodüktör John Leckie ile stüdyoya giren grup, 1995 yılının baharında piyasaya sürdüğü ikinci albümü “The Bends”de gösterdiği performansla bütün bu acımasız eleştirileri sildi attı.
Müzik otoriteleri ve dinleyen kesim tarafından oldukça olumlu eleştiriler alan grup, büyük bir hayran kitlesi topladı.
Eleştirilerden sınıfı geçen grup, tek parçalık grup imajını sildi. Her ne kadar iyi eleştiriler alsa da, bu eleştiriler grubun albüm satışlarında pek etkili olmadı. Grup bu albümle derin, melankolik ve olgun karakterinin temellerini iyice oturttu.


Radiohead isminin dünyada duyulmasında etkili olan albüm: OK Computer

1996 yılının ortalarında yeni stüdyo çalışmaları yapan grup, 1997 yılının yazında, en iddialı ve başarılı albümlerinden biri olan “OK Computer”ı piyasaya sürdü. Melankolik, ruh-altı karakterini bu albümle pekiştiren Radiohead, ‘Paranoid Android’, ‘Karma Police’, ‘No Surprises’, “Let Down” gibi hit parçalarıyla başarısını devam ettirdi. Albümün ve grubun en başarılı parçalarından ‘Paranoid Android’e çekilen son derece başarılı ve özgün video-klip, gruba birçok ödül kazandırdı.


Süreklilik ve Getirileri

Grubun dördüncü albümü “Kid A”, 2000 yılının Ekim ayında piyasaya sürüldü ve çoğu eleştirmeni şaşırtarak Amerika albüm listelerine 1. sıradan giriş yaptı.

En karanlık albüm: Amnesiac

Çok satış yapacak bir albüm olmamasının pek bir götürüsünün olmayacağı konusunda açıklama yapan grup, ayrıca Amnesiac’ın çok ayrı ve açık bir konsepti olduğunun söylediler inatla. Albüm yine şaşırtarak listelere İngiltere’de 1. ve Amerika’da ise 2. sıradan giriş yaptı.
Kısa sürede hızlı bir yükseliş sağlayan Raiohead grubu günümüzde Spotify’da aylık 10 Milyondan fazla dinleyiciye sahip. Bu başarı Thom Yorke ve ekibinin duygularının eseri..

Yorumlar (0) Yorum Yap

/