CEOtudent - reklamcı kafası
29 Kasım 2017
İş Görüşmenizde İz Bırakmanız için Sormanız Gereken Sorular
İş görüşmesine genelde bize sorulan soruları cevaplamak için gideriz di mi? Bizi tanımak, yeteneklerimizi/gelecek planlarımızı/maaş beklentimizi ve daha bir sürü önemli şeyi öğrenmek için art arda sorulan soruları cevaplarız. Bize sorulan asıl önemli soru aslında mülakatın sonunda gelir:

“Sormak istediğiniz bir şey var mı?”

Bir iş veya staj ilanı gördün. O istediğin şirkette, sana uygun olduğunu düşündüğün ve kendini orada hayal ettiğin bir ilan bu. Hemen iletişim bilgileri bölümündeki adrese özenle hazırladığın CV’inizi gönderdin ve cevap geldi: Sizinle görüşmek istiyoruz! Şimdi bir heyecan dönemi geldi. İş görüşmesi öncesinde biraz ipucu almak için CEOtudent’a geldin (hoş geldin!), önce, iş görüşmesinde söylememen gerekenleri söyleyen yazıyı (buradaki) okudun, nasıl görünmen gerektiğini öğrendin (buradan) ve sonra şimdiki yazıya geldin. Şimdiden söyleyebiliriz ki karşındakini etkilemeyi başardın!
Şu ana kadar iş görüşmen gayet güzel geçiyor. Kendinden eminsin ve bu işe en uygun aday sensin. Artık yavaş yavaş o efsane finale hazırlanmalısın. Karşındaki kişiyi en çok etkileyebileceğin ve fark yaratacağın yere geldik. Hazırsan başlayalım mı?
Genel olarak iş görüşmelerinin sonunda artık tarafların birbirini yeterince anlattığını düşündüğü anda seninle görüşmeyi yapan kişiden bir kontra atak gelir: Sormak istediğiniz bir şey var mı? Bu soru, artık görüşmeyi nasıl sonlandıracağına ve senin hakkında verilecek karara dair önemli bir nokta. Formalite gibi duran bu soruya vereceğin cevapların hayati önemi var. Neler mi bu sorular? Yakından bakmaya başlayalım hadi.
İş görüşmelerinin piri olmuş birçok işe alım uzmanlarının dikkat çektiği, görüşmenin son anlarına girildiğinde “Sormak istediğiniz bir şey var mı?” sorusuna “Her şey çok net”, “Kafamdaki her şeyi cevapladınız.” gibi cevaplar veren adayların, görüşmeyi çok da başarılı bir şekilde sonlandıramadığını söylemek isteriz. Burada, çeşitli sorular sorarak fark yaratabilir, hatta birçok adayın önüne geçebilirsin.
Mülakat sonunda sorulacak soruların konu başlıklarını İngilizce bir şekilde 4C olarak kodlayabiliriz:

Connect – Karşındakini daha iyi tanı.

Culture – Şirketi daha iyi tanı.

Challenges – İşi/zorlukları daha iyi tanı.

Close – İşe alım sürecini daha iyi tanı.

...
Bu temel kategorik ayrımı biraz derinleştirelim ve örnek sorularla biraz derine girelim.

“Siz, bu işe girme hikayenizi paylaşabilir misiniz?”

Connect sorularında biraz kişisel bağ kurmak üzere sorular sorabilirsin. Mülakatta, karşı taraftan aldığın enerjiye göre, soracağın sorunun kişisellik oranını belirleyebilirsin. Karşı tarafın işe giriş hikayesini, bu işi neden tercih ettiğini sorarak onların seninle empati yapmasını sağlayabilirsin. Kendilerinin aday koltuğunda oturduğu günleri hatılayan işe alım uzmanı, geçmişe giderek anılarını anlatabilir. Böylelikle daha samimi bir ortam yakalanmış olur.
...

“Bu şirkette çalışmanın en çok hangi yanı sizi mutlu ediyor?”

Hep kontra soruları onlar sormayacak ya, biraz da biz aday olarak onlara ters köşe sorular sorabiliriz. Şirket hayatı hakkında, bir çalışanın gözünden yorum almak, değerli bir bilgi olacaktır. Her ne kadar karşımızdaki işe alım uzmanı olup şirket hakkında bazı gerçekleri manipüle ederek olumlu bir imaj yaratmaya çalışsa da (biraz sert bir tabir olabilir ama maalesef gerçek düşüncem bu yönde) verdiği ipucu bilgiler işimize yarayacaktır. Ayrıca, karşı tarafta, şirket ve çalışma hayatı hakkında detay öğrenmeye çalışmanız olumlu etki yaratacaktır.

“Sürecin devamı hakkında bilgi verebilir misiniz?”

Böyle bir soru sorarak hem iş için hevesli olduğunuzu belirtmiş olacaksınız hem de kafanızda “Acaba beni neden aramadılar?” sorusunu silmiş olacaksınız. Süreç hakkında, yetkili bir isimden aldığınız “X tarihine kadar adaylarla görüşmelerimiz devam edecek, Y tarihinde nihai kararımızla size dönüş yapacağız” cevabı sayesinde her an gözünüz telefonda olmak zorunda kalmayacak. Bu sorunun ayrıca başka avantajları da bulunuyor. Eğer Y tarihi geldiğinde şirketten hala olumlu veya olumsuz bir dönüş gelmemişse şirketin verdiği sözlere uymamazlık yaptığını ve deadline’ını geçirdiğini öğrenmiş olursunuz. Bu olumsuzluk belki alacağınız kararda bir rol oynayabilir. Ayrıca, iş görüşmesinden sonra şirketi sürekli arayarak işi alıp almadığınızı sormak zorunda kalmazsınız. Y tarihinde hala bir sonuç alamadıysanız o zaman arayıp “Görüşmemizde Y tarihinde dönüş yapacağız demiştiniz, olumlu/olumsuz bir dönüş alamadım. Süreç hakkında bilgi alabilir miyim?” sorusunu sormaya hakkınız doğacak bu sayede.
...
Kişisel not: Bu bahsettiğim şeyleri, ortamın enerjisine, aranızdaki elektriğe ve görüşmenin ciddiyetine göre çeşitlendirmek senin elinde. Unutma, karşındaki yalnızca soru sormak için orada değil, şirket ve şirket hayatı hakkında tüm merak ettiklerini sorarak merakını gider ve iş için ilgili olduğunu küçük sorularla belirt. Bu, şahsen benim görüşmelerimde kullandığım bir teknik. Yapım gereği çok meraklıyımdır ve sürekli yeni girdiğim ortamlarda sorular sorarım. Bu sayede, o sıkıcı iş görüşmelerine hiç maruz kalmadım. Hep eğlendim ve yepyeni hikayeler dinleyerek mutlu ayrıldım iş görüşmelerimden olumlu veya olumsuz sonuç çıkmasından bağımsız bir şekilde. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Gereksiz samimiyet olarak mı yoksa olması gereken olarak mı değerlendiriyorsun? Yorumlarını merakla bekliyorum. Bol şans, hadi kap o işi! 
32

arrow_upward