Özet: Ennui, Fransızcadan gelen ve kabaca can sıkıntısı diye çevrilen bir kelime; ama tarif ettiği şey “yapacak bir şey yok” değil, “yapacak şeyler var ve hiçbiri beni tutmuyor”. Bu ayrım önemli, çünkü iki durumun çözümü birbirinin tam tersi. Wilson ve arkadaşlarının 2014’te Science dergisinde yayımladığı 11 çalışmalık dizi, insanların kendi zihinleriyle baş başa kalmayı ne kadar zor bulduğunu ölçtü: katılımcılar 6 ila 15 dakikayı yalnızca düşünerek geçirmekten hoşlanmadı, sıradan dış etkinlikleri çok daha fazla sevdi, çalışmayı evde yapanların yüzde 32’si müzik dinleyerek ya da telefonuna bakarak “hile yaptığını” bildirdi ve bir çalışmada erkeklerin yüzde 67’si (18 kişiden 12’si), kadınların yüzde 25’i (24 kişiden 6’sı) düşünme süresi boyunca kendisine en az bir kez elektrik şoku verdi; hepsi de daha önce o şoktan kaçınmak için para ödeyeceğini söylemiş kişilerdi. Westgate ve Wilson’ın 2018’de Psychological Review’da yayımladığı MAC modeli boşluk hissini iki bağımsız bileşene ayırıyor: dikkat (bilişsel talep ile mevcut zihinsel kaynak arasındaki uyumsuzluk) ve anlam (etkinlik ile değer verilen hedefler arasındaki uyumsuzluk, ya da hedeflerin hiç olmaması). Aşağıda bu iki eksenden türetilmiş özgün bir teşhis tablosu ve her hücre için farklı bir çıkış yolu.
Adını bilmeseniz bile tarifini tanıyorsunuz.
Yapacak iş var. Okunacak kitap var. Açık on sekme, izlenecek dizi, aranacak arkadaş var. Hiçbiri sizi tutmuyor. Bir şey seçiyorsunuz, üç dakika sonra bırakıyorsunuz. Yorgun değilsiniz. Üzgün de değilsiniz. Sadece hiçbir şeyin içine girmiyorsunuz.
Bu duruma Fransızca kökenli bir kelimeyle ennui deniyor. Türkçeye çoğunlukla can sıkıntısı diye çevriliyor ve çeviri tam olarak yanlış değil, ama eksik. Can sıkıntısı geçici ve durumsaldır: trafikte sıkılırsınız, sıra beklerken sıkılırsınız. Ennui durumsal değil. Belirli bir ana değil, hayatın bütününe yayılmış bir tatminsizlik hissini anlatır.
Bu ayrımın pratik bir sonucu var. Can sıkıntısının çözümü bellidir: yapacak bir şey bulun. Ennui’nin çözümü bu değildir, ve neden olmadığını artık ölçülmüş verilerle anlatabiliyoruz.
İnsanlar kendi zihinleriyle baş başa kalmayı beceremiyor
Timothy Wilson ve sekiz meslektaşı, “Just think: The challenges of the disengaged mind” başlıklı çalışmalarını 2014’te Science dergisinde yayımladı. On bir ayrı çalışmada katılımcılara son derece basit bir görev verdiler: bir odada, yapacak hiçbir şey olmadan, yalnızca düşünerek 6 ila 15 dakika geçirmek.
Sonuçlar tutarlıydı ve rahatsız edici.
| Çalışma | Ne yapıldı | Bulgu |
|---|---|---|
| Çalışma 7 | Öğrenciler aynı görevi laboratuvarda değil evlerinde yaptı | Katılımcıların yüzde 32’si müzik dinleyerek, telefonuna bakarak ya da sandalyeden kalkarak “hile yaptığını” bildirdi. Bildirilen keyif evde laboratuvardakinden daha düşüktü ve odaklanmak daha zordu |
| Çalışma 8 | Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı: kendi düşünceleriyle kalmak ya da kitap okumak, müzik dinlemek gibi dış etkinlikler | Dış etkinlikleri yapanlar belirgin biçimde daha çok keyif aldı, daha kolay odaklandı ve zihinlerinin daha az dağıldığını bildirdi |
| Çalışma 9 | Üniversite öğrencisi olmayan topluluk katılımcıları, 18 ile 77 yaş arası, medyan yaş 48 | Zorluk üniversite öğrencilerine özgü değildi |
| Çalışma 10 | Düşünme süresi boyunca isteyenler kendilerine hafif elektrik şoku verebiliyordu | Erkeklerin yüzde 67’si (18 kişiden 12’si) ve kadınların yüzde 25’i (24 kişiden 6’sı) en az bir kez şok verdi. Analizler, kendisine 190 şok veren bir katılımcıyı dışarıda bırakıyor |
Bu tablo, alıntılanan çalışmanın bildirdiği bulguları aktarır.
Onuncu çalışmadaki ayrıntı bu verinin en can alıcı kısmı. Kendilerine şok veren katılımcılar, deneyin daha önceki aşamasında o şoku bir daha yaşamamak için para ödeyeceklerini söylemişti. Yani bu insanlar acıyı sevdikleri için değil, kendi zihinleriyle on beş dakika baş başa kalmak onlara daha kötü geldiği için düğmeye bastı.
Bu, ennui hakkında bilinmesi gereken ilk şey: içinizde olan bir şeyden kaçmak için dışarıdan bir şeye uzanmak sizin kişisel bir zayıflığınız değil, geniş biçimde belgelenmiş bir insan davranışı.
Ama işe yaramıyor. Ve neden işe yaramadığını ikinci çalışma açıklıyor.
Boşluğun tek değil iki kaynağı var
Erin Westgate ve Timothy Wilson, 2018’de Psychological Review dergisinde yayımladıkları “Boring Thoughts and Bored Minds” çalışmasında MAC modelini ortaya koydu. Model, sıkılmayı iki ayrı bileşenin sonucu olarak tanımlıyor:
Dikkat bileşeni: bilişsel talep ile mevcut zihinsel kaynaklar arasındaki uyumsuzluk. Bu uyumsuzluk iki yönde de olabilir. Yeterince uyarılmamak da sıkıntı üretir, aşırı uyarılmak da.
Anlam bileşeni: etkinlik ile değer verilen hedefler arasındaki uyumsuzluk, ya da değer verilen hedeflerin tamamen yokluğu.
Modelin en önemli iddiası bu iki bileşenin birbirinden bağımsız çalışması. Yazarların doğruladığı dört öngörüden ilki tam olarak bu: dikkat ve anlam eksiklikleri, her biri diğerinden bağımsız olarak sıkıntı üretir. İkincisi ise bu yazının merkezi: her iki eksendeki eksikliğin farklı bileşimleri, farklı sıkıntı profilleri üretir.
Buna John Eastwood ve arkadaşlarının 2012’de Perspectives on Psychological Science dergisinde önerdiği tanım eşlik ediyor: sıkılma, tatmin edici bir etkinliğe katılmayı istemek ama bunu yapamamanın yarattığı itici durumdur; daha kesin bir ifadeyle, tatmin edici etkinliğe katılmak için gereken içsel ya da dışsal bilgiye dikkati başarıyla bağlayamadığımızda ortaya çıkan durumdur.
Dikkat edin: “yapacak bir şey olmaması” tanımın hiçbir yerinde geçmiyor. İstemek var, yapamamak var.
Teşhis tablosu
MAC modelinin iki ekseni bağımsız çalıştığına göre, dört ayrı durum var ve her birinin çözümü farklı. Refleks tepkiniz, yani daha fazla dış uyaran, bunlardan yalnızca birinde işe yarar.
| Durum | Dikkat | Anlam | Nasıl hissettirir | İşe yaramayan | Doğru müdahale |
|---|---|---|---|---|---|
| Klasik can sıkıntısı | Yetersiz uyarım | Yeterli | Zaman geçmiyor, ama ne istediğinizi biliyorsunuz | Yok, burada dış uyaran gerçekten çözüm | Zorluk seviyesini yükseltin: daha zor iş, daha yüksek talep |
| Aşırı yüklenme sıkıntısı | Aşırı uyarım | Yeterli | Odaklanamıyorsunuz, hiçbir şeye giremiyorsunuz, her şey aynı anda | Daha fazla içerik, daha fazla sekme. Yükü artırır | Talebi azaltın: tek iş, dış uyaranları kesin, kapsamı daraltın |
| Ennui | Yeterli | Eksik | Yapabiliyorsunuz ama neden yaptığınızı bilmiyorsunuz. Boşluk hayatın bütününe yayılmış | Dış uyaran. Kanıtın gösterdiği en yaygın ve en etkisiz refleks | Hedef katmanına inin: bu etkinlik hangi değer verdiğiniz şeye bağlanıyor? Bağlanmıyorsa etkinlik değil, hedef eksik |
| Çift eksik | Uyumsuz | Eksik | Hem odaklanamıyor hem umursamıyorsunuz. En ağır hâli | Her ikisini tek hamlede çözmeye çalışmak | Önce dikkat eksenini onarın (uyku, yük, uyaran), anlam sorusunu ancak ondan sonra sorun |
Bu tablo bir CEOtudent editöryel çerçevesidir. İki eksen ve bunların bağımsızlığı Westgate ve Wilson’ın MAC modelinden alınmıştır; dört hücrelik teşhis ızgarası, tarifler ve müdahale önerileri bize aittir ve modelin doğrudan bir öngörüsü değildir.
Tablonun asıl işi üçüncü satır. Ennui’yi diğer üçünden ayıran şey, dikkat ekseninde bir sorununuzun olmaması. Odaklanabiliyorsunuz. Yapabiliyorsunuz. Eksik olan neden yaptığınız.
Ve bu yüzden dış uyaran çözmüyor. Yeni bir dizi, yeni bir uygulama, yeni bir hobi, hepsi dikkat eksenine müdahale eder. Anlam eksenine dokunmaz. İşte Wilson’ın deneyindeki elektrik şoku düğmesi de tam olarak budur: dikkat eksenine yapılmış çok güçlü bir müdahale, anlam ekseninde sıfır etki.
Ennui bir teşhis değil, bir sinyal
Burada dikkatli olmak gerekiyor. Ennui klinik bir tanı değil ve bu yazı da bir sağlık tavsiyesi vermiyor.
Kalıcı boşluk hissi, ilgi kaybı ve hiçbir şeyden keyif alamama, depresyon dâhil çeşitli durumların da belirtisi olabilir. Haftalarca süren, günlük işleyişinizi bozan ya da uyku ve iştah değişiklikleriyle birlikte gelen bir durumdan söz ediyorsanız, doğru adres bir teşhis tablosu değil bir ruh sağlığı uzmanıdır. Aşağıdaki hiçbir öneri bunun yerine geçmez.
Bu yazının konusu, klinik eşiğin altındaki, çoğu insanın hayatının bir döneminde yaşadığı türden yaygın boşluk hissi.
Ne yapmalı: anlam ekseninde çalışmak
Anlam eksikliği, MAC modelinde etkinlik ile değer verilen hedefler arasındaki uyumsuzluk ya da hedeflerin hiç olmaması olarak tanımlanıyor. İki farklı sorun ve iki farklı iş.
Uyumsuzluk durumu. Hedefleriniz var ama günleriniz onlara bağlanmıyor. Bu, teşhisi en kolay ve düzeltmesi en somut olanı. Bir hafta boyunca zamanınızın gittiği yerleri yazın, sonra her kaleme tek soru sorun: bu, değer verdiğim hangi şeye hizmet ediyor? Cevabı olmayan kalemlerin toplamı, boşluk hissinin büyüklüğüyle genellikle orantılıdır.
Yokluk durumu. Değer verdiğiniz bir hedef yok, ya da uzun zamandır bakmadınız. Bu daha zor, çünkü “hedefini bul” tavsiyesi işe yaramaz. İşe yarayan şey geriye doğru çalışmak: son iki yılda gerçekten içine girdiğiniz, zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğiniz üç ânı yazın. Ortak paydayı arayın. Hedef genellikle o paydanın içinde saklıdır ve seçilerek değil, fark edilerek bulunur.
Ve tek bir kural: dış uyaranı azaltmadan bu iki işi yapamazsınız. Wilson’ın verisinin en pratik sonucu bu. Kendi zihinleriyle on beş dakika kalmayı beceremeyen insanlar, hangi hedeflere değer verdiklerini de düşünemezler. Anlam ekseninde çalışmak sessizlik gerektirir ve sessizlik, veriye göre, çoğu insanın aktif olarak kaçındığı şeydir.
CEO gibi bakmak, öğrenci gibi denemek
Bir şirketi yöneten biri, kötü giden bir çeyrekte önce hangi kalemin bozulduğuna bakar. Gelir mi düştü, maliyet mi arttı, ikisi birden mi? Çünkü teşhis yanlışsa müdahale de yanlış olur.
Boşluk hissinde çoğu insan bu adımı atlıyor. Tek bir teşhis koyuyor (“sıkıldım”) ve tek bir müdahale uyguluyor (“bir şeyler yapayım”). Yukarıdaki tabloya göre bu, dört durumdan yalnızca birinde doğru cevap.
Öğrenci tarafı ise şu: hangi hücrede olduğunuzu düşünerek değil, deneyerek bulacaksınız. Bir hafta dış uyaranı ciddi biçimde azaltın. Boşluk hissi hafifliyorsa aşırı yüklenme sıkıntısındaydınız. Aynı kalıyor ya da keskinleşiyorsa anlam ekseninde bir işiniz var demektir, ve o keskinleşme kötü bir işaret değil; gürültü kesilince asıl sinyalin duyulmasıdır.
Sıkça sorulan sorular
Ennui ile can sıkıntısı arasındaki fark nedir?
Can sıkıntısı durumsal ve geçicidir: belirli bir anda, belirli bir sebeple sıkılırsınız ve sebep ortadan kalkınca geçer. Ennui daha yaygın ve daha kalıcı bir tatminsizlik hissini anlatır; belirli bir etkinliğe değil, hayatın bütününe yönelir. Pratik ayırt edici soru şudur: yapacak ilgi çekici bir şey bulsanız geçer mi? Geçiyorsa can sıkıntısı, geçmiyorsa ennui.
Ennui depresyon mudur?
Hayır, ennui klinik bir tanı değildir. Ancak kalıcı boşluk hissi, ilgi kaybı ve keyif alamama depresyon dâhil çeşitli durumların belirtisi de olabilir. Haftalarca süren, günlük işleyişinizi bozan ya da uyku ve iştah değişiklikleriyle gelen bir tabloda doğru adım bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaktır. Bu yazıdaki çerçeve klinik değerlendirmenin yerine geçmez.
Neden hiçbir şey yapmadan oturmak bu kadar zor?
Wilson ve arkadaşlarının Science’ta yayımlanan 11 çalışmalık dizisi bunu doğrudan ölçtü. Katılımcılar 6 ila 15 dakikayı yalnızca düşünerek geçirmekten hoşlanmadı, sıradan dış etkinlikleri çok daha fazla sevdi ve evde denendiğinde yüzde 32’si kurallara uymadığını bildirdi. Bir çalışmada erkeklerin yüzde 67’si ve kadınların yüzde 25’i, daha önce kaçınmak için para ödeyeceklerini söyledikleri elektrik şokunu kendilerine vermeyi tercih etti. Yani zorluk kişisel değil, yaygın.
Sıkılmanın sebebi her zaman yapacak şey olmaması mı?
Hayır. Westgate ve Wilson’ın MAC modeline göre sıkılmanın iki bağımsız kaynağı var: dikkat ve anlam. Dikkat tarafında hem yetersiz uyarım hem aşırı uyarım sıkıntı üretebiliyor. Anlam tarafında ise etkinliğin değer verilen hedeflerle uyuşmaması ya da böyle hedeflerin hiç olmaması yeterli. Bu yüzden yapacak çok şey varken de yoğun bir sıkılma yaşayabilirsiniz.
Daha fazla uyaran neden çözmüyor?
Çünkü yanlış eksene müdahale ediyor. Yeni bir dizi, yeni bir uygulama ya da yeni bir hobi dikkat eksenine etki eder. Boşluğun kaynağı anlam ekseninde ise bu müdahale, semptomu birkaç saatliğine bastırıp sonra aynı yere döner. Hangi eksende olduğunuzu ayırmadan yapılan her müdahale kör atıştır.
Ennui’den çıkmanın ilk adımı ne olmalı?
Teşhis. Bir hafta boyunca dış uyaranı belirgin biçimde azaltın ve ne olduğunu izleyin. Boşluk hissi hafifliyorsa sorun aşırı uyarımdı ve çözüm yükü azaltmaktır. His aynı kalıyor ya da keskinleşiyorsa sorun anlam eksenindedir; o zaman doğru soru “ne yapayım” değil, “neye değer veriyorum ve günlerim ona bağlanıyor mu” sorusudur.
Kaynakça
- Wilson, Reinhard, Westgate, Gilbert, Ellerbeck, Hahn, Brown ve Shaked, Just think: The challenges of the disengaged mind, Science, cilt 345, 2014, sayfa 75 ile 77
- Westgate ve Wilson, Boring Thoughts and Bored Minds: The MAC Model of Boredom and Cognitive Engagement, Psychological Review, cilt 125, sayı 5, 2018, sayfa 689 ile 713
- Eastwood, Frischen, Fenske ve Smilek, The Unengaged Mind: Defining Boredom in Terms of Attention, Perspectives on Psychological Science, cilt 7, sayı 5, 2012, sayfa 482 ile 495
Bu içerik, derinlemesine bir araştırmanın ardından yapay zeka desteğiyle derlenmiş ve CEOtudent editör ekibi tarafından yazılıp yayına hazırlanmıştır.
















