Charles Bukowski ve ‘Çabalama’ Felsefesi

Çağatay Gültekin

Çağatay Gültekin

CEOtudent - reklamcı kafası

Charles Bukowski ismini biliyorsundur. Yeraltı ve Amerikan edebiyatının usta kalemleri arasında yer alan Bukowski’nin çok çalkantılı bir hayatı olduğunu da duymuşsundur. Bu çalkantalı hayatın sahibinin dünyaya son mesajı, mezar taşında yazıyor: Çabalama.

Charles Bukowski, birçok otorite tarafından edebiyatın efsaneleri arasında gösterilen bir yazar ve şair. Kumar, içki, seks üçlemesiyle hayatını sürdüren Bukowski’nin çok derin bir hikayesi bulunuyor. Hayır, yazdığı hikayelerden birisi değil; bizzat kendisinin hikayesi.
Çocuk yaştan beri çok zor zamanlar yaşayan Bukowski, hayatı boyunca mutsuz birisi oldu. Bunu bir yara veya olumsuzluk olarak algılamıyordu. Bu, onun durumuydu ve tüm hayatını bu şekilde geçiriyordu. Tüm bu zorlukların ardında, bir tutkusu vardı: yazmak.
Şiirler, öyküler yazdı senelerce. Her genç yazar gibi, yazılarının dergilerde yayınlanması için girişimlerde bulunuyordu o da. İki yazısı dergide yayınlandı fakat geri kalan yazılarına hakaret dolu red mektupları geldi. Yazılarının; ahlaksız, iğrenç olduğu belirtildi. Yazmaya küsen Bukowski, ülser yüzünden ölümden döndükten sonra tekrar yazmaya başlar ve işte o büyük fırsat ayağına gelir. Bir yayınevi, Bukowski’ye ömür boyu çok düşük maaş ödeyerek kitaplarını basmayı teklif etti. Bunun hayatındaki ilk ve tek fırsat olduğunun farkında olan Bukowski, teklifi kabul ettiği mektupta şunları yazar:

“İki şansım var, ya bu postanede kalacağım ve delireceğim… ya da istifa edeceğim, yazarı oynayacağım ve açlıktan öleceğim. Açlıktan ölmeye karar verdim.”

Kitapları basılan, milyonlar satan ve ününün sınırları aştığı Bukowski, hayallerdeki isimdi artık. Yaşarken, adı edebiyat efsaneleri arasına girmişti bile. Sonuçta, hayal etmişti, çok çalışmıştı, bir hiç uğruna bu hayalini kovaladı ve başardı değil mi? Peki Bukowski’nin mezar taşında ne yazıyordu biliyor musun:

“ÇABALAMA” (“Don’t Try”)

Neden ki? Amerikan rüyasını tam anlamıyla yaşayan, hiçlikten yıldızlığa ulaşan ve bu yolda hayatı boyunca mücadele eden birisi neden bana çabalama desin? Bukowski, yazar oldu, milyonlar sattı, efsane oldu ama bir şey olamadı: mutlu. Yazdıklarını okuduğunda yaşadığı bunalımı, mutsuzluğu iliklerine kadar hissediyorsun.
Onun başarısı hırsından kaynaklanmıyordu, mutsuzluğundan besleniyordu. Kendisini bu şekilde tanımıştı ve kendisini değiştirmeye çalışmadı. Bu yaşam tarzına uyum sağladı ve ünlü olduktan sonra da bu halini yaşamaya devam etti. O, değişim için çabalamadı. Ünlü olmak onu değiştirmedi. O sadece mutsuzluğunu yazıya döktü. Mutlu olmak için uğraşmadı. Başarının mutluluk getirdiğine inanmadı ve ona getirmedi de zaten. Bu yüzden o sadece yazdı. Çabalamadı.
Kategoriler: Yaşam

Yorumlar (0) Yorum Yap

/