SIFIR

22 Mart 2020

Bu izole günlerimizde hali hazırda bildiğimiz fakat pek de umursamadığımız gerçekleri tokat gibi yüzümüze vuran bir kitapla başlangıç yapmak istiyorum. Kitabın ismi de başlangıç için tetikleyici oldu diyebilirim.

Tunç Kılınç’ın kaleminden çıkan bu kitap kişinin dönüşüm yolculuğuna bizleri davet ediyor. 

Kitabımızın kahramanı Ali geçirdiği trafik kazasıyla kendini ölüm ve yaşam arasında bulurken bambaşka bir diyara yolculuğunu başlatıyor. Ali gittiği bu yere Peponi adını veriyor. Ona bir de Kido adında bir köpek eşlik ediyor.  
Kitapta ”Kendini öldüreceğine devrim yap diyen  Dr.Patch’ten , Steve Jobs’a , engellerin engelsizi Nick Vujici’den pop artın dahisi Andy Warhol ve ünlü aktivisit Severn Suzukiye merhaba diyeceğiz.

”https://youtu.be/LYGrC9aDW5k” o meşhur konuşmaya burdan ulaşabilirsiniz.
Bu güzel insanlarla tanışma ve konuşma fırsatını yakalayan Ali bu dönüşüme bizleri de  sadelik ve gerçeklikle dahil ediyor.
Kitapta yer alan Sevmek Yeter Sandınız başlıklı mektup  bir çocuğun babasına olan varoluş patlamasını konu alıyor. İşte tam da bu mektup beni gafil avlıyor ve teslim oluyorum. 

”Beni tanımıyorsunuz.

Tanıma çabanız ise size öğretilenlerden ibaret.Veya,kendi ailenizden gördüğünüz kadar işte. Yeterli değil ve siz farkında değilsiniz! En acı veren yan ise,Tanıdığınızı sanıp bana hep doğruları söylemeniz.Kendi doğrularınızı.Onlar da nedense hep yapmamam gerekenler.Be o kadar çoklar ki! 
Ben sanırım büyüyorum.Kafam karışık.Kim olduğumu anlamaya çalışıyorum. Neden soluk aldığımı! Okulda aldığım notlardan mı ibaretim ben?Bana o notu veren hoca kim, ne kadar tanıyor ki beni? Boğuluyorum ve siz farkında değilsiniz. Biri bana iyi bir laf etti mi Mutlu oluyorum mesela.Ne tuhaf ki, bu da internette oluyor en çok veya sokakta.Ve ne acı ki, tanımıyorum bile çoğunu! 
Göstermemeye çalışsam da kırılganım esasında.Neye kızdığım da değişiyor sürekli.Anlık işte herşey!Ve yoksunuz siz o anlarda.Biliyorum,olamazsınız da. Dedim ya, kafam karışık.Sorularım basit, cevaplar ise o denli yetersiz! Çok şey değişiyor bende.Vücudum, kimyam, zevklerim…
Çaresiz hissettiğim anlar çok.Sadece bilmiyorsunuz! Siz iyi niyetlisiniz,farkındayım,başıma kötü birşey gelmesin istiyorsunuz.En çok da adam olmamı. Sizin gözünüzde adam olmak her ne ise, işte onu.Kendi gözümde ise adam olmak hayali bir şey . Ben önce ben olsam , gerisi kolay! Bazen tek başıma dünyayı değiştirebileceğimi sanırken. Bazen de kolumu kaldırmaya enerjim olmuyor. Köşeme sindiğim anlar var ya,hani en çok yalnız kalmak istediğimi söylediğim. İşte sizi en çok aradığım anlar,o zamanlar esasında.Ama siz, farkında bile değilsiniz.Esasında siz ya da başkası, kim anlarsa,zayıf anlarım onlar , büyüdüğüm! 
 Söylesene bana baba,annemle evlenirken hiç dedin mi,işte bu hatundan olsun istiyorum çocuğumu?Veya ebeveyn sen,Babamla evlenirken hiç dedin mi ,işte bu adamdır çocuğumun babası?Yoksa o günün şartlarında siz,birbiriniz için en iyi alternatif miydiniz?Deli gibi yürekten severek mi evlendiniz,yoksa zamanı mı gelmişti imza atmanın? Söylesenize,ben gelene kadar kaç kardeşim gitti çöpe? Tesadüfler sonucu bugün soluk aldığımın farkındayım da ,en çok ağırıma giden,sizin tesadüfler eseri ebeveyn baba olmanız. Bana bir desene baba,o müthiş sülalemizin devamı için mi gerekliydim ben? En çok da ne üzüyor biliyor musunuz , bana iyi niyetle kötülük yapıyorsunuz.Seviyorsunuz tamam da.Beni ben olduğum için değil, sizin çocuğunuz olduğum için! Siz o “ben” i tanımıyorsunuz bile.
Hayalinizdeki çocuk değilim işte ben. İstemiyorum da artık oyuncağınız olmayı! Siz kendi hayatınızda yapamadıklarınızı denediniz üzerimde, Hep isteyip de olamadıklarınızı.Anlasanıza,kendi hayallerinizle sınırlı bir gelecekti o.Benim hayallerimi anlamaya ise ne vaktiniz vardı,ne de enerjiniz. Çünkü sizsevmek kafi sandınız hep!Elinizden fazlası gelmiyor,tamam. O vakit n’olur huzur verin,akıl değil.Akıl sizin aklınız,yaşamsa benim! Beni sevdiğinizi biliyorum.Başka seçeceğiniz olmadığını da! Başıma gelen hem en büyük şans, hem en büyük felaketsiniz.Farkında değilsiniz.Kayıp gidiyorum ellerinizden”
Hem fantastik bir havası olan hem de gerçeklikle birebir diyebileceğimiz bu kitap zaman zaman kabuğumuza çekildiğimiz o anlardan sanki. 

Gerçeğin bir yanılmasa olduğunu asıl hassın onu ararken yaşadığımızı deneyimlerden ibaret olduğunu bir kez daha tanık oluyoruz. 
Hazır evlerimize çekildiğimiz bu zamanlarda biraz daha derine inebilmek için önerebileceğim harika bir kitap oldu benim için..

Yorumlar (0) Yorum Yap

/