Yapılan Araştırmalara Göre Açık Ofisler Sanılanın Aksine İyi Bir Fikir Olmayabilir

Elif Özçakmak

Elif Özçakmak

İTÜ - İşletme Mühendisliği | Editör @ceotudent

Günümüzde inkar edilemez bir biçimde trend haline gelmiş olan ve Amerika’daki ofislerin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan açık ofisler, aslında insanları mutsuz ediyor. Hücreler ve bölümler olmadan, kişinin kendine özel alanı olmuyor.
Herkes, diğerlerinin sohbetinden rahatsız oluyor ya da dev kulaklıklarla kendini soyutlamaya çalışıyor. Hastalıklar, düz alanda hızla yayılıyor. Açık ofislerin, onu savunanların söylediği gibi yüz yüze iletişimi ve işbirliğini kolaylaştırdığı da tartışılır. Yapılan yeni bir araştırma, bunun tam tersini söylüyor.

Açık ofise geçtiğinizde neler değişir?

Son zamanlarda yapılan bir araştırmada, Harvard araştırmacıları, iki farklı ofiste çalışanların açık ofis öncesi ve sonrasındaki sosyal etkileşimlerinin türünü ve miktarını ölçtüler. Araştırmacılar, her iki ofisteki yüz-yüze iletişimin, açık ofise geçilmesiyle %70 oranında düştüğünü tespit ettiler.
Bu biraz tuhaf. İnsanların arasında ne kadar az engel olursa o kadar çok konuşmalılar, değil mi? Bu yalnızca bir sağduyuydu ve önceki araştırmalar bunu desteklemişti. Ancak önceki araştırmalar, çalışanların kendi davranışlarını rapor etmelerini gerektiren anketlere dayanıyordu. Bu da olayların gidişatıyla ilgili her zaman doğru bir portre oluşturmuyor.



Bu yeni araştırmada ise, anketler yerine kızılötesi sensörler, mikrofonlar ve bunun gibi birçok “sosyometrik rozet” kullanıldı. Bu rozetler insanların hareket ederken veya konuşurken yüz-yüze iletişimlerini, nerede olduklarını ve duruşlarını bile ölçebilir ve bunu her 10 milisaniyede bir gerçekleştirebilir.
Araştırmacılar, bu rozetleri giymeleri için Fortune 500 şirketlerinin birinden 52 diğerinden 100 çalışan ayarladı. Ardından, davranışlarını birkaç haftalık bloklarla takip ettiler: biri açık ofise geçmeden önce diğeri de ofisin tadilatından üç ay sonra. Birinci şirkette, üç haftalık bloklar oluşturuldu ve yüz-yüze etkileşime harcanan toplam zamana odaklanıldı. İkinci şirkette ise, sekiz haftalık bloklar oluşturuldu ve insanların çift halinde ne kadar iletişime geçtiklerine bakıldı.



Her iki durumda da, açık ofise geçildikten sonra yüz-yüze iletişim hızla azaldı ve şirket sunucularından gelen e-posta ve IM verilerine dayanan elektronik iletişim birden fırladı. Bununla birlikte, bu çalışmanın gerçek ofislerde yapılan bir çalışma olması da dikkat çekiyor. Yeni yönetim veya kişilerarası sorunlar gibi faktörler de bu sonuçlara katkıda bulunmuş olabilir.


Neden açık ofisler yeterli gelmiyor?

Neden açık ofisler yüz-yüze etkileşimi kökten azaltıyor? Belki de, araştırmacıların belirttiği gibi insanlar her bir meslektaşının önünde sohbet etmekten hoşlanmıyor.
Duvarlar varken, yüz-yüze görüşme yapmak kolaydır; duvarlar olmadan özel konuşmalar çevrimiçi hallediliyor. Aynı zamanda, araştırmacıların belirttiği gibi, açık ofislerdeki zorunlu beraberlik durumu, insanların doğuştan gelen bir sosyal geri çekilme içgüdülerine neden olabilir. Bunun sebebi, Lollapalooza ana sahnesindense samimi bir akşam yemeğinde arkadaş edinmenin daha kolay olmasıyla aynı sebep.



Belki de bunların hiçbiri önemli değil. İş arkadaşları hala birbiriyle neredeyse aynı miktarda konuşuyorlardı; iletişimin şekli daha yeni değişti. Bununla birlikte, çalışmanın yetkilileri, yazılı iletişimin konuşmadan daha az etkili olduğunu söyledi. Hangimiz patronumuza bir e-posta yazıp, gözden geçirip sonra arkadaşına tekrar kontrol ettirmedi? Bu açık ofisin bir verimlilik maliyetine neden olduğunu gösterir.
Açık ofisler, çalışanları e-posta göndermeye teşvik ederek çalışanların kiminle iletişime geçeceğini de değiştirebilir. Bazı insanlarla e-posta üzerinden konuşmak ve bu gibi şeyler yapmak çok zevkli olur. Bu, takımlar arasında bir sürtünme yaratabilir.



Kaldı ki, açık ofisler belki de takım çalışmasıyla alakalı değil. Bazıları, açık ofiste kapalı olana göre daha fazla çalışan yer alabileceğinden, şirketlerin emlak maliyetlerini düşürmek için açık ofisi tercih ettiklerini söylüyor. Bu durumda, verimlilikteki düşüş tasarrufa değebilir.


Kaynak.
Kategoriler: Kariyer

Yorumlar (0) Yorum Yap

/