Yaşayan En Pahalı Türk Ressam ‘’Taner Ceylan’’

14 Nisan 2020

Türkiye’deki galerilerden defalarca ret yedi, ders verdiği üniversiteden çizdiği bir tablo yüzünden atıldı, aşırı pornografik olarak adlandırılan resimleri ‘’rahatsız edici’’ olarak dendi ve basılmadı. 35 yaşına gelene kadar tek bir eserinden bile para kazanamadı. Sanat camiasında ‘’aykırı’’ olarak adlandırıldı. Fakat kendisi hiçbir zaman sanat anlayışından ve kendine has tarzından ödün vermedi.
 Şimdilerde ise eserleri oldukça yüksek miktarlara alıcı buluyor, dünyanın en önemli sergilerinde kendine kolayca yer bulabiliyor.
1967 yılında Almanya’da, sanatla yakından ilgilenen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Eğitimini 1986-1991 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin resim bölümünde tamamladı. Uzun yıllar boyunca yerli dergilerin editörlüğünü üstlende. Birçok vakıf üniversitesinde eğitim verdi.

İç dünyasında sanatla tanışmasını bir röportajında şöyle dile getiriyor ;

‘’Sanata yönelmem çocukken, kendimi ifade etme biçimi olarak başladı. Resim yapılan, müzik çalınan bir aileye doğmuş olmam beni sanata yönlendirdi. Daha sonrasında da ortaokul ve lisedeyken hayatta yapılacak daha anlamlı bir şeyin olmadığını kavramıştım’’
(Je t’aime Peggy)
2000’li yıllara doğru çizdiği resimler özellikle İstanbul camiasında oldukça ses getirmeye başladı. Gerek verdiği röportajlar gerek yurtdışında yakaladığı başarı, onun Türkiye’nin sanat dünyasına adım atmasını sağladı.

Her zaman takındığı aykırı tavrı onun doğuştan bir özelliği olduğunu savunuyor. Ki kendisi sanatın kendi kurallarının olduğunu ve bunların da bağımsızlık ve özerklik ile oluştuğunu belirtiyor.

Son sergisini Mayıs 2017’de New York’ta açan Taner Ceylan, takipçileri tarafından genellikle hiperrealist, provokatif ve duygu yüklü bir karaktere sığdırıyorlar. Oysa kendisi hiçbir zaman hiperrealist olduğunu kabul etmedi. Aksine ona göre sanatçının asıl amacı eserlerinde duyguyu ve ruhu gösterebilmek. 
Bu görüşünde oldukça haklı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü eserleri ilk bakışta insanı içine çekmekte oldukça başarılı. Eserlerini diğer sanatçıların aksine iki üç hatta bazen altı aylık bir süre zarfında ortaya çıkarıyor.Oldukça disiplinli bir yapıya sahip olan Ceylan, kendisinin Alman disiplininden beslendiğini söylüyor. 

Son olarak katıldığı bir seminerde gençler için tavsiyelerini paylaşalım ;
Bol bol sergi gezin, bol bol müze gezin, nitelikli müzik dinleyin iyi kitaplar iyi öyküler okuyun, nitelikli filmler izleyin. Eğitmek gerekir, gözü eğitmek gerekir, kulağı eğitmek gerekir ve eğittikçe o dünya büyür gördükçe büyür, zenginleşir ve özgürleşirsiniz. 
Diğer içeriklere göz atmak için ;
Stendhal sendromu veya hiperkültüremi, bazı insanların sanat eserlerine karşı yoğun bir şekilde fiziksel ve duygusal kaygı, yönelim bozukluğu, mide bulantısı gibi semptomlar yaşamasıdır. Bir diğer…

1) Arnofili’nin Evlenmesi (Portret van Giovani Arnofili en zün vrouw )82*60 cm ölçülerinde olan tablo tahta pano üzerine Jan van Eyck tarafından 1434 yılında tamamlanmıştır….

Hayatın henüz başlangıcından itibaren kendimiz ve çevremiz için kaygı duymaya başlarız. Bununla beraber yaşamın kaçınılmaz bir şekilde ölümle sonuçlanması bir yana, yetişme dönemi ayrılıkları, hüzünler…

Tam adı Fikret Mualla Saygı olan sanatçı 1903 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Osmanlı’da Duyun-u Umumiye ikinci müdürü Mehmet Ekrem Bey, annesi ise Emine Nevber…

Yorumlar (0) Yorum Yap

/