Yaşam
1 Yorum

Önceden Nefret Ettiğimiz Şeyleri Neden Sevmeye Başlarız? Maruz Kalma ve Seçim Araştırmaları Ne Gösteriyor? (2026)

Özet. “Buna dayanamıyorum” cümlesinin “bunu seviyorum”a dönüşmesinin araştırmalarda belgelenmiş iki ana yolu var. Birincisi tekrarlı maruz kalma. Robert Zajonc’un 1968 deneylerinde 5, 10 veya 25 kez gösterilen anlamsız sözcüklere, 0, 1 veya 2 kez gösterilenlere göre daha iyi anlamlar yakıştırıldı ve bu sonuç test edilen 12 sözcüğün hepsinde görüldü. İkincisi seçim: bir şeyi seçtikten sonra ona daha çok değer verme eğilimindeyiz. İki etkinin de sınırı var. 81 makaleden 268 eğri tahminini inceleyen 2017 tarihli bir meta-analiz, beğeninin ters U biçiminde ilerlediğini, yani önce arttığını sonra düştüğünü buldu. Seçim araştırmalarındaki temel yöntem hatası düzeltildiğinde etki büyüklüğü d = 0,61’den d = 0,26’ya, yani eski değerinin yaklaşık yüzde 43’üne indi (CEOtudent hesabı). CEO hamlesi: bugünkü sevdiklerini ve sevmediklerini değişebilecek veriler olarak görmek ve değişimden kimin kazançlı çıktığını sormak. Öğrenci hamlesi: maruz kalmayı bilerek kullanmak, önceden belirlenmiş sayıda gerçek deneme planlayarak zor ama değerli şeyleri sevmeyi öğrenmek.

Tercihlerin nasıl oluştuğu, kararların nasıl oluştuğuna çok yakın bir konu. İlgili yazılar: yapay zeka çağında kişisel karar yığını, yapay zeka akışlarının bilişsel önyargıları nasıl kullandığı ve taban oranları ve dış bakış.

Bu yazı neden yeniden yazıldı?

2021 sürümü doğru bir noktadan yola çıkıyordu: aşinalık tercihleri etkiler. Ancak kaynaklarının söylediğinin ötesine geçiyordu. Nefret ettiğiniz bir şeyi “bir yıl içinde” sevebileceğinizi, “birçok arkadaşlığın” ciddi bir hoşlanmama ile başladığını, çocukların yeniliği sevdikleri için bu etkiden yetişkinler kadar etkilenmediğini ve etkinin maruz kalma süresi uzadıkça arttığını söylüyordu. Bunların hiçbiri kaynak göstermiyordu; sondaki “Kaynak” satırı da hiçbir yere bağlanmıyordu. Son iddia aşağıdaki araştırmalarla çelişiyor: etki kısa uyaranlarda daha güçlü olma eğiliminde ve çok uzun ya da çok sık maruz kalma beğeniyi düşürebiliyor. Bu sürüm, açılıp okunan birincil makalelerden yeniden kuruldu; ikincil özetler de ayrıca belirtildi.

Zajonc’un ilk deneyleri gerçekte ne gösterdi?

Zajonc’un 1968 tarihli “Attitudinal Effects of Mere Exposure” (Salt Maruz Kalmanın Tutumsal Etkileri) monografisi basit bir hipotez ortaya koydu: bir uyarana sadece tekrar tekrar maruz kalmak, ona karşı tutumun olumlu yönde gelişmesi için yeterli bir koşuldur. “Salt” kelimesi, uyaranın yalnızca algıya sunulduğu anlamına geliyor. Ortada ödül, ikna edici bir argüman ya da hoş bir çağrışım yok.

Birinci deneyde 72 katılımcı tek tek test edildi. Yedi harfli on iki “Türkçe” sözcük, her biri 12 kişilik altı tekrar boyunca altı farklı sıklığa (0, 1, 2, 5, 10 ve 25) dönüşümlü olarak atandı. Her sözcük kartı yaklaşık 2 saniye gösterildi ve toplamda 86 deneme yapıldı. Katılımcılar daha sonra bu “Türkçe sıfatların” iyi mi kötü bir şey mi anlattığını 0-6 arası bir iyi-kötü ölçeğinde tahmin etti. Daha sık görülen sözcükler daha iyi anlamlı bulundu ve bu sonuç 12 sözcüğün her biri için geçerliydi. Zajonc bu sonucun şans eseri çıkma olasılığını .00024 olarak verdi; bu değer 0,5’in 12. kuvvetine denk geliyor (CEOtudent kontrolü, calc.py). İkinci deneyde katılımcılar sözcükleri telaffuz etmedi, yalnızca Çince benzeri karakterlere baktı ve aynı ilişki yine görüldü. Zajonc ayrıca puandaki değişimin sıklığın logaritmasının doğrusal bir fonksiyonu olduğunu belirtiyor. Yani her ek maruz kalma, bir öncekinden daha az katkı yapıyor.

Monografide popüler özetlerin genellikle atladığı bir çekince var. Zajonc, anlamlı İngilizce sözcüklerle yapılan ve hiçbir maruz kalma etkisi bulmayan bir çalışmayı tartışıyor. Açıklaması şu: belki 1.000 kez görülmüş bir sözcüğe birkaç maruz kalma daha eklemenin pek etkisi olmamalı. Maruz kalma, deneyimin az olduğu yerde tercihi en çok değiştiriyor.

Salt maruz kalma etkisi ne kadar büyük ve ne kadar güvenilir?

Robert Bornstein’ın Psychological Bulletin’de yayımlanan 1989 meta-analizi 1968-1987 arasındaki çalışmaları kapsıyordu. Bu güncelleme için tam metne erişilemedi; bulguları burada sonraki hakemli makalelerin özetlediği biçimiyle aktarılıyor:

  • Szpunar, Schellenberg ve Pliner (2004), Bornstein’ın şu sonuca vardığını özetliyor: etki karmaşık uyaranlarda basitlere göre, tek uyaranın tekrarına göre birden çok uyarana maruz kalındığında, az tekrarlı kısa uyaranlarda (örneğin görsel uyaranlarda 1 saniye ya da daha kısa) ve maruz kalma ile değerlendirme arasında bir gecikme olduğunda daha güçlü. Artışların “çoğu zaman yaklaşık 10 maruz kalmadan sonra plato yaptığını” da ekliyorlar.
  • Mrkva ve Van Boven (2020), Bornstein’ın aynı sunumda birçok uyaran yer aldığında orta büyüklükte bir etki, her uyaran tek başına sunulduğunda ise anlamlı bir etki bulmadığını aktarıyor.

En güncel büyük sentez yine Psychological Bulletin’de yayımlanan Montoya, Horton, Vevea, Citkowicz ve Lauber (2017) çalışması. Yazarlar 81 makaleden alınan 268 eğri tahminini inceledi ve etkinin “ters U biçimli bir eğriyle uyumlu, pozitif eğim ve negatif kuadratik etki” ile tanımlandığını buldu. Beğeni önce artıyor, sonra sabitleniyor, ardından düşüyor. Ters U biçimi görsel uyaranların hepsinde görüldü, işitsel uyaranlarda görülmedi. Ayrıca 10 saniyeden kısa ve 1 dakikadan uzun maruz kalmalarda ortaya çıktı. Yazarlar mevcut modellerin bulguları yeterince açıklamadığı sonucuna vardı. Örneğin Mrkva ve Van Boven, maruz kalmanın kısmen uyaranı diğerlerinin arasında öne çıkararak işlediğini savunuyor.

Müzik ve yemek gibi “ilk başta nefret etmiştim” örneklerinde de işe yarıyor mu?

Müzik. Szpunar, Schellenberg ve Pliner (2004) bunu doğrudan test etti. İkinci deneylerinde katılımcılar 15’er saniyelik 84 klasik müzik parçası dinledi. Farklı parçalar 2, 8 veya 32 kez tekrarlandı. Sonuç dikkatin nereye yöneldiğine bağlıydı:

  • Odaklı dinleme (öndeki çalgıyı belirleme görevi): beğeni başlangıç düzeyinden 2 maruz kalmaya kadar arttı, 2’den 8’e sınırda bir artış gösterdi, ardından 8’den 32’ye düştü. 32 maruz kalmadan sonra beğeni yeniden başlangıç düzeyine indi.
  • Arka planda dinleme (müziğin dikkat verilmeyen kulakta kısık sesle çalınması): beğeni 32 maruz kalmaya kadar düzenli olarak arttı ve doygunluk belirtisi görülmedi.

Bir çalma listesinin, bir mağazanın ya da bir akışın sağladığı türden arka plan tekrarı, sıkılacak kadar dikkat etmediğiniz için beğeniyi artırmaya devam edebilir.

Yemek. Bu alanın klasik çalışması, iki yaşındaki çocuklarla yapılan Birch ve Marlin (1982), “Sevmiyorum; hiç denemedim” araştırması. Bu güncelleme için tam metnine erişilemedi, bu yüzden maruz kalma sayıları burada aktarılmıyor. Heath, Houston-Price ve Kennedy’nin 2014 tarihli hakemli makalesi, Birch ve Marlin, Sullivan ve Birch ile Wardle ve arkadaşlarının çalışmalarını içeren bu araştırma hattını şöyle özetliyor: daha önce görsel olarak karşılaşmamışlarsa “çocukların yeni bir yiyeceği kabul etmeden önce onu 8 ila 15 kez tatması gerekir”. Aynı makaleye göre ebeveynler yeni bir yiyeceği genellikle yalnızca üç ila beş kez sunduktan sonra vazgeçiyor. Wardle ve arkadaşlarının (2003) Londra’daki üç ilkokulda yaptığı randomize çalışmada, 72 uygun çocuktan 49’u için veli onayı alındı. Maruz kalma grubuna sekiz gün boyunca her gün tatlı kırmızı biber tattırıldı. Bu grupta beğeni (P = 0,006) ve tüketim (P = 0,03), müdahale yapılmayan kontrol grubuna göre anlamlı biçimde arttı.

Kendi seçimlerimiz neyi sevdiğimizi değiştirebilir mi?

İkinci yol Leon Festinger’in bilişsel çelişki (cognitive dissonance) kuramına (1957) ve Jack Brehm’in ev eşyalarıyla yaptığı 1956 tarihli serbest seçim deneyine dayanıyor. Birbirine yakın iki seçenek arasında zor bir seçim yaptıktan sonra insanlar seçtikleri seçeneğe daha yüksek, reddettiklerine daha düşük puan veriyor. Kısacası: “Seçtiğim için seviyorum.”

2010’da Chen ve Risen bu deney düzeninde ciddi bir hata olduğunu gösterdi. Seçim, zaten var olan tercihleri kısmen ortaya çıkarıyor; bu yüzden seçim hiçbir şeyi değiştirmese bile sonraki puanlarda kayma görülebiliyor. Alan daha iyi kontrol koşullarıyla yanıt verdi ve düzeltilmiş kanıt daha mütevazı çıktı:

  • Izuma ve arkadaşları (2010, PNAS) uygun bir kontrol koşulu ve beyin görüntüleme kullandı. Seçim yapma eyleminin hem beyan edilen tercihi hem de bu tercihin striatumdaki sinirsel temsilini değiştirdiğini buldu.
  • Izuma ve Murayama (2013), bu hatayı gideren dört çalışmayı meta-analizle birleştirdi. Toplam etki anlamlı ama küçüktü: d = 0,26 (yüzde 95 güven aralığı 0,10-0,42). Hatayı düzeltmeyen önceki bir meta-analizde bu değer d = 0,61 (yüzde 95 güven aralığı 0,55-0,66) idi. Yazarların sonucu: seçimin yol açtığı tercih değişimi gerçekten var, ancak geçmiş çalışmalar onu önemli ölçüde abartmış.
  • Sharot ve arkadaşları (2012) değişimin kalıcı olup olmadığını test etti. 39 öğrenci 80 tatil destinasyonunu puanladı, varsayımsal seçimler yaptı ve destinasyonları hem hemen ardından hem de 2,5-3 yıl sonra yeniden puanladı. Seçimler tercihleri her iki ölçümde de değiştirmişti, ama yalnızca seçimi katılımcı kendisi yaptığında. Seçimi bilgisayar yaptığında değişim görülmedi. Takip ölçümünü yalnızca 18 kişi tamamladı (39 kişinin yüzde 46,2’si, CEOtudent hesabı). Yani uzun vadeli bulgu küçük bir örnekleme dayanıyor.

Rakamlar yan yana

Tablo 1. Birincil çalışmalarda yayımlandığı haliyle maruz kalma sayıları ve etkiler

Çalışma Kim / ne Maruz kalma veya tasarım Bildirilen sonuç
Zajonc 1968, Deney I 72 katılımcı, 12 anlamsız “Türkçe” sözcük 0, 1, 2, 5, 10, 25 kez; her biri yaklaşık 2 sn; 86 deneme Sık görülen sözcükler daha iyi puanlandı, 12 sözcüğün hepsinde; p = .00024
Zajonc 1968, Deney II Çince benzeri karakterler, yalnızca bakma Aynı sıklıklar Aynı maruz kalma-beğeni ilişkisi
Montoya ve ark. 2017 Meta-analiz 81 makale, 268 eğri tahmini Ters U: pozitif eğim, negatif kuadratik etki
Szpunar ve ark. 2004, Deney 2 15 sn’lik klasik müzik parçaları 2, 8, 32 kez; 84 parça Odaklı: 8’e kadar artış, 32’de başlangıç düzeyi. Arka plan: 32’ye kadar artış
Wardle ve ark. 2003 49 çocuk, tatlı kırmızı biber 2 haftada 8 günlük tadım Kontrole göre beğeni artışı (P = 0,006)
Heath ve ark. 2014 (özet ifade) Küçük çocuklar, yeni yiyecekler Gereken tadım sayısı 8-15 tadım; ebeveynler genellikle 3-5 denemede bırakıyor
Izuma ve Murayama 2013 Meta-analiz, düzeltilmiş 4 çalışma Maruz kalma değil, seçim d = 0,26; düzeltilmemiş d = 0,61
Sharot ve ark. 2012 39 öğrenci, 80 destinasyon Tek tur seçim Değişim 2,5-3 yıl sonra hala görülüyor (n = 18)

Kaynak: her satırda adı geçen makaleler; tam liste yazının sonunda.

Tablo 2. Yukarıdaki çalışmaların CEOtudent analizi: rakamlar pratikte ne anlama geliyor?

Karşılaştırma Yeniden hesaplanan değer Pratik okuma
Szpunar: zirvedeki toplam dinleme süresi (8 x 15 sn) ile tam doygunluktaki süre (32 x 15 sn) 2 dakika ve 8 dakika Odaklı dikkatle kısa, tekrarlanan bir doz yetti; dört katı kazanımı sildi
Gereken tadım (8-15) ile genellikle yapılan sunum (3-5) 5’te bırakan ebeveyn alt sınırın yüzde 62,5’ini, 3’te bırakan üst sınırın yüzde 20’sini sağlıyor Birçok “nefret ediyorum” kararı, test tamamlanmadan veriliyor
Düzeltilmiş ve düzeltilmemiş seçim etkisi 0,26 / 0,61 = yüzde 43; yüzde 57 azalma “Seçtiğim için seviyorum” gerçek, ama eski ders kitaplarının ima ettiğinden küçük
Zajonc: 12 sözcüğün hepsinin beklenen yönde çıkması 0,5^12 = 0,00024 Asıl etki çok tutarlıydı, ama yalnızca yeni ve anlamsız uyaranlarda

Beğenideki değişim öğrenme mi, yoksa tekrarla yönlendirme mi?

Asıl karar sorusu bu. Maruz kalma, tekrar sizin planınızdan da gelse başkasının reklam bütçesinden de gelse işliyor. Zajonc 1968’de bu hipotezin “en önde gelen savunucusunun” reklam sektörü olduğunu not etmişti. Bugün tekrarın motoru öneri akışları; bu konuyu yapay zeka akışlarının yeni silahları yazısında ele almıştık. Arka planda dinleme bulgusu bir uyarı niteliğinde: neredeyse fark etmediğiniz tekrar, beğeniye tavan koyacak sıkılmayı yaşatmadan beğeniyi artırabiliyor.

Tablo 3. CEOtudent editoryal çerçevesi: Tercih Değişimi Denetimi

“Eskiden bundan hoşlanmazdım, şimdi seviyorum” (ya da tersi) dediğinizi fark ettiğinizde bu altı soruyu sorun.

# Soru Öğrenmeye işaret eder Tekrar etkisine işaret eder
1 Maruz kalmaları kim seçti? Siz, bilerek Bir akış, reklam takvimi veya varsayılan ayar
2 Dikkatiniz yerinde miydi? Odaklı ilgi Arka planda, farkında olmadan maruz kalma
3 Önceden kaçırdığınız ve artık fark ettiğiniz bir şeyi söyleyebiliyor musunuz? Evet: bir yapı, bir tat, bir beceri Hayır: “sadece tanıdık geliyor”
4 Yetkinliğiniz değişti mi? Daha fazlasını yapabiliyor veya değerlendirebiliyorsunuz Yeni bir şey mümkün olmadı
5 Beğeni kısa bir aradan sonra sürer mi? Evet, kendiniz arıyorsunuz Tekrar durunca sönüyor
6 Değişimden kim kazanıyor? Çoğunlukla siz (sağlık, beceri, kavrayış) Çoğunlukla tekrar için para ödeyen taraf

Üç veya daha fazla yanıt sağ sütundaysa yeni tercihi aksi kanıtlanana kadar bir tekrar etkisi olarak görün ve büyük bir kararı henüz ona dayandırmayın. Bu, taban oranları ve dış bakış yazısındaki disipline benziyor: bu şekilde oluşan tercihlere genellikle ne olduğunu sormadan duyguya güvenmeyin.

Seçim araştırması bir kontrol daha ekliyor: bir şeyi seçtiğinizden beri daha çok seviyorsanız, kendi seçtiğiniz bir aracı, işi ya da stratejiyi sürdürüp sürdürmeyeceğinize karar verirken bu beğeniyi biraz indirimli değerlendirin.

Değerli bir şeyi bilerek sevmeyi nasıl öğrenebilirsiniz?

Öğrenci tarafı aynı mekanizmayı bilinçli olarak kullanır. Amaç her şeyi sevmek değil. Amaç, ağır kitaplar, yeni bir dil, bir sebze ya da zorlu bir beceri gibi değerli ama zor şeyleri adil bir test tamamlanmadan bırakmamak.

CEOtudent editoryal çerçevesi: Edinilmiş Zevk Protokolü

  1. Önce değere göre seçin, beğeniye göre değil. Hedefi söyleyebileceğiniz gerekçelerle belirleyin: sağlık, kariyer ya da kavrayış. Maruz kalma yöntemdir, gerekçe değildir.
  2. Karar vermeden önce asgari deneme sayısını planlayın. Yemek için yukarıdaki araştırmalar çocuklarda 8 ila 15 tadıma işaret ediyor. Kitaplar veya beceriler için böyle bir sayı yok; bu yüzden sayıyı önceden kendiniz belirleyin (örneğin 10 oturum) ve o sayıya ulaşmadan hüküm vermeyin. Amaç, 3-5 denemeden sonra bırakma kalıbından kaçınmak.
  3. Her dozu kısa ve dikkatli tutun. Kısa ve odaklı maruz kalmalar iyi sonuç verdi. Müzik çalışmasında toplam 2 dakikalık odaklı dinleme beğeniyi artırmaya yetti.
  4. Hedefin içinde çeşitlendirin. Bornstein’ın özetlenen bulgusu, tek bir uyaranın tekrarı yerine birden çok uyaranı destekliyor. Aynı alanda farklı yazarlar okuyun, sebzeyi farklı biçimlerde pişirin, beceriyi farklı problemler üzerinde çalışın.
  5. Oturumları aralıklandırın ve gecikmeli puanlayın. Maruz kalma ile değerlendirme arasında gecikme olduğunda etki daha güçlüydü. Her oturumu hemen değil, ertesi gün 1-7 arasında puanlayın.
  6. Dönüşü izleyin. Puanlar üç oturum boyunca önce yükselip sonra düşüyorsa muhtemelen ters U’nun doygunluk tarafına geldiniz. Çeşitliliği değiştirin veya ara verin; aynısından daha fazlasını zorlamayın.
  7. Denetimle kapatın. Planlanan sayıya ulaştığınızda Tercih Değişimi Denetimi’ni uygulayın. Önceden kaçırdığınız ve artık fark ettiğiniz bir şeyi söyleyebiliyorsanız, zevk sadece yerleştirilmemiş, öğrenilmiştir.

Planlama tablosu (CEOtudent editoryal sezgisi, araştırma bulgusu değil)

Hedef Maruz kalma birimi Hüküm öncesi planlanan asgari sayı Çeşitlilik aracı Durma veya ara işareti
Reddedilen bir sebze Bir tadım 10 Çiğ, fırında, sosta Arka arkaya üç düşen puan
Zor bir kitap türü 20 dakikalık bir oturum 10 Farklı yazarlar, deneme ve kitap Oturum öncesi isteksizlik, düşen puanlar
Yeni bir beceri (örneğin SQL veya çizim) Bir odaklı pratik bloğu 10 Farklı problem türleri Yetkinlik dururken puanların düşmesi
Alışık olmadığınız bir müzik türü Bir odaklı dinleme 8 Farklı sanatçılar Tekrarlı dinlemeden sonra beğeninin düşmesi

Bunlar yukarıdaki aralıklardan gevşekçe türetilmiş planlama varsayılanları; kitaplar veya beceriler için evrensel bir sayı belirleyen bir çalışma yok. Sayıyı önceden belirlemek, karar yorgunluğu araştırmaları yazısında ele aldığımız gün sonu “boş ver” anına karşı da koruma sağlıyor.

Bu ne anlama gelmiyor?

  • Aşinalığın her zaman kazandığı anlamına gelmiyor. Beğeni ters U biçiminde ilerliyor. Müzik çalışmasında odaklı aşırı maruz kalma beğeniyi başlangıç düzeyine geri indirdi. Heath ve arkadaşlarının aktardığı bir monotonluk çalışmasında da 3 hafta boyunca her gün aynı atıştırmalığı yiyen çocukların ona olan isteği zamanla azaldı.
  • Maruz kalmanın güçlü hoşnutsuzlukları düzelttiği anlamına gelmiyor. Maruz kalma çalışmalarının çoğu yeni ve nötr uyaranlar kullanıyor. Zajonc’un kendisi de iyi bilinen sözcüklerde etki görülmediğini not ediyor. Uzun süredir var olan bir tiksinti, yeni bir tatla aynı başlangıç noktası değil.
  • Arkadaşlık hikayesini kanıtlamıyor. Bu kaynaklarda “birçok arkadaşlık ciddi bir hoşlanmamayla başlar” iddiasını destekleyen bir şey yok.
  • Seçim etkisinin büyük olduğu anlamına gelmiyor. Düzeltmeden sonra küçük (d = 0,26) ve örneklemi sınırlı az sayıda çalışmaya dayanıyor.
  • Mekanizmayı kesinleştirmiyor. Akıcılık, güvenlik ya da öne çıkma gibi tek nedenli açıklamalara temkinle yaklaşın.

Sık sorulan sorular

Salt maruz kalma etkisi nedir?
Ödül ya da ikna olmadan, bir uyarana tekrar tekrar maruz kaldıktan sonra onu daha çok sevme eğilimidir. Zajonc 1968’de kavramı sistemli biçimde ortaya koydu. 2017 tarihli bir meta-analiz, etkinin düz bir çizgi değil ters U biçiminde ilerlediğini buldu.

Bir şeyi sevmek için kaç kez maruz kalmak gerekir?
Evrensel bir sayı yok. Zajonc’un deneylerinde 5-25 maruz kalma, 0-2 maruz kalmadan daha olumlu sonuç verdi. Bornstein’ın meta-analizinin özetlerine göre artış çoğu zaman yaklaşık 10 maruz kalmadan sonra plato yapıyor. Çocuklar ve yeni yiyecekler için araştırma özetleri 8 ila 15 tadımdan söz ediyor.

Bir şeyi çok sık görünce ondan sıkılabilir miyiz?
Evet. 2004 tarihli müzik çalışmasında odaklı dinleyenlerin beğenisi 8 maruz kalmada en yüksekti ve 32’de başlangıç düzeyine geri döndü. Arka planda dinleyenlerde bu düşüş görülmedi.

Bir şeyi seçtikten sonra onu daha mı çok severiz?
Evet, ama eski çalışmaların öne sürdüğünden daha az. Serbest seçim düzenindeki hata düzeltildiğinde birleşik etki d = 0,26 çıktı. Bir çalışma, küçük bir takip örnekleminde değişimin 2,5-3 yıl sonra hala görüldüğünü buldu.

Reklamlar yüzünden bir şeyi sevmek gerçek bir tercih midir?
Duygu gerçek, ama öğrenme değil tekrar etkisi olabilir. Yukarıdaki Tercih Değişimi Denetimi ikisini ayırmaya yardım eder.

Kaynakça

  1. Zajonc RB. Attitudinal Effects of Mere Exposure. Journal of Personality and Social Psychology Monograph Supplement. 1968;9(2, Part 2):1-27.
  2. Bornstein RF. Exposure and Affect: Overview and Meta-Analysis of Research, 1968-1987. Psychological Bulletin. 1989;106(2):265-289. Bulgular 3 ve 4 numaralı kaynakların özetinden aktarılmıştır; tam metne erişilmedi.
  3. Szpunar KK, Schellenberg EG, Pliner P. Liking and Memory for Musical Stimuli as a Function of Exposure. Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition. 2004;30(2):370-381.
  4. Mrkva K, Van Boven L. Salience Theory of Mere Exposure: Relative Exposure Increases Liking, Extremity, and Emotional Intensity. Journal of Personality and Social Psychology. 2020 (çevrimiçi ön yayın, 23 Ocak 2020).
  5. Montoya RM, Horton RS, Vevea JL, Citkowicz M, Lauber EA. A Re-examination of the Mere Exposure Effect: The Influence of Repeated Exposure on Recognition, Familiarity, and Liking. Psychological Bulletin. 2017;143(5):459-498. Özet.
  6. Birch LL, Marlin DW. I Don’t Like It; I Never Tried It: Effects of Exposure on Two-Year-Old Children’s Food Preferences. Appetite. 1982;3(4):353-360. 7 numaralı kaynağın özetinden aktarılmıştır; tam metne erişilmedi.
  7. Heath P, Houston-Price C, Kennedy OB. Let’s Look at Leeks! Picture Books Increase Toddlers’ Willingness to Look at, Taste and Consume Unfamiliar Vegetables. Frontiers in Psychology. 2014;5:191.
  8. Wardle J, Herrera ML, Cooke L, Gibson EL. Modifying Children’s Food Preferences: The Effects of Exposure and Reward on Acceptance of an Unfamiliar Vegetable. European Journal of Clinical Nutrition. 2003;57(2):341-348. Özet.
  9. Festinger L. A Theory of Cognitive Dissonance. Stanford University Press, 1957. 11 ve 14 numaralı kaynaklardaki tanımıyla aktarılmıştır.
  10. Brehm JW. Post-Decision Changes in the Desirability of Choice Alternatives. Journal of Abnormal and Social Psychology. 1956;52:384-389. 11 ve 14 numaralı kaynaklardaki tanımıyla aktarılmıştır.
  11. Izuma K, Murayama K. Choice-Induced Preference Change in the Free-Choice Paradigm: A Critical Methodological Review. Frontiers in Psychology. 2013;4:41.
  12. Chen MK, Risen JL. How Choice Affects and Reflects Preferences: Revisiting the Free-Choice Paradigm. Journal of Personality and Social Psychology. 2010;99:573-594. 11, 13 ve 14 numaralı kaynaklardaki tanımıyla aktarılmıştır.
  13. Izuma K, Matsumoto M, Murayama K, Samejima K, Sadato N, Matsumoto K. Neural Correlates of Cognitive Dissonance and Choice-Induced Preference Change. Proceedings of the National Academy of Sciences. 2010;107(51):22014-22019. Özet.
  14. Sharot T, Fleming SM, Yu X, Koster R, Dolan RJ. Is Choice-Induced Preference Change Long Lasting? Psychological Science. 2012;23(10):1123-1129.

Tablo 2, Tercih Değişimi Denetimi, Edinilmiş Zevk Protokolü ve planlama tablosu, yukarıdaki kaynaklara dayanan CEOtudent analizleri ve editoryal çerçeveleridir; diğer tüm rakamlar kaynaklarda yayımlandığı haliyle aktarılmıştır. Yalnızca özeti veya başka makalelerdeki aktarımı okunan kaynaklar işaretlenmiştir. Sık tekrarlanan iki rakam, birincil metinleri kontrol edilemediği için kullanılmadı: Bornstein (1989) meta-analizindeki deney sayısı ve genel etki büyüklüğü ile Birch ve Marlin (1982) çalışmasındaki maruz kalma sayıları.


Bu içerik, derinlemesine bir araştırmanın ardından yapay zeka desteğiyle derlenmiş ve CEOtudent editör ekibi tarafından yazılıp yayına hazırlanmıştır.

This post is also available in: English

Benzer içerikler