Neden Okumalıyız?

İnsan, ömründe bir defa ölmeden önce ölümle burun buruna gelmeli… O dehşeti, o korkuyu yaşamalı… Hele ki ölümü unuttuğumuz şu günler de… Ve insan, ömrü boyunca hayatının her lahzasından bir ders çıkarmalı.
Ben de hayatımın bir lahzasından çıkardığım dersi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öyle ya; insan, başkalarının hayatından da kendine dersler çıkarabilmeli…
Tarih, 3 Ocak 2018 .. Günlerden Çarşamba günü… Hava soğuk, gün batmak üzere, güneş elini ayağını yeryüzünden çekmekte; tıpkı zamanı gelince ruhun bedenden çekip gitmesi gibi.. ölüm gibi..
Çarşı kalabalık, insanlar dünya telaşı içerisinde oradan oraya koşturuyorlar.. Arabalar ise biri geliyor biri gidiyor.. Ben ise dalgın dalgın yürüyorum bunları düşünürken… sonra birden arkamdan bir ses!
“Dur!” diye haykırdı. Durdum ve durmamla burnumun ucundan kocaman bir kamyon süratle geçip gitti. Ben şaşkın şakın bakakaldım. Eğer bir adım daha atmış olsaydım, muhtemelen şu an bunları yazıyor olmayacaktım.
İşte o an çok korktum. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgiyi iliklerime kadar hissettim. Tek bir adım.. tek bir adım daha atsaydım eğer, şuan bunları yazıyor olmayacaktım ve beni ne o, izlediğim diziler; ne o sahip olmak istediğim mal mülk; ne de o hayalini kurduğum dünyalık işler kurtarabilecekti?
Beni yalnızca işlediğim AMELLERİM kurtarabilecekti. Fakat dönüp yirmi yıllık geçmişime bakınca elle tutulur hiçbir şey olmadığını fark ettim.
Bu yüzden bunları yazma gereksinimi duydum.
Üzerimizde çok kötü oyunlar oynanıyordu. Dizi ve filmlerle bizlerin ahlakını bozdular. Bizleri okumayan, araştırmayan ve bu yüzden her duyduğuna inanan cahil bir millet haline getirdiler. Biz birbirimizle uğraşıp yerimizde sayarken onlar ilerliyorlardı. Biz uyurken onlar çalışıyorlar.. Biz sabahın 8 ’ine 9 ‘una sabahın körü derken, adamlar 5 ‘te 5.30 ‘ta kalkıp çalışmaya gidiyorlar. Sabah namazıyla günün başladığını söyleyen bir dine inanan kimse, nasıl olur da sabahın o nurlu, bereketli vakitlerine sabahın körü diyebilirdi ki???
İşte inandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Peki biz nasıl inandığımız gibi yaşayabiliriz?
Elbette ki inandığımızı okuyarak… İlk inen ayeti kerime de “Oku! Yaradan Rabbi’nin adıyla oku!” diyor. Bizde bu yüzden bol bol okumalıyız.

Anlayarak okumalıyız. Anladığımızı ise anlamlandırarak okumalıyız. Yani anladıklarımızla amel ederek okumalıyız. İlim ve fende, teknolojide ilerleyebilmek için okumalıyız. Başkalarına muhtaç olmamak için okumalıyız. 
Diploma için ya da başkaları okumuş desin, diye değil;
İnsanlara, insanlığa faydalı olabilmek için OKUMALIYIZ .. 

Sağlıcakla kalın. 
Allah’a emanet olun…

Yorumlar (0) Yorum Yap

/