Gezegenlerin Renkleri Neler? Gezegenler Nasıl Oluştu?

Gezegenlerin renkleri her zaman merak konusu olmuştur çünkü her biri olağanüstü renklere sahip. Gezegenlerin nelerden oluştuğuna ve bazı durumlarda atmosferlerinin Güneş’ten gelen ışığı nasıl emip yansıttığına göre renkleri değişkenlik gösteriyor. Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Dünya. Hepsi birbirinden göz alıcı renklere sahip bu gezegenlerin renkleri ve haklarında merak edilen diğer şeyleri öğrenmeye hazır mısınız? Haydi başlayalım uzay macerasına!


Gezegenlerin Oluşumu

gezegenlerin oluşumu

Bilinen haliyle Güneş Sistemi, evrende yön veya biçin olmadan kıvrılan, geniş, dönen bir gaz ve toz bulutu olarak hayatına başladı. Yaklaşık 4,6 milyar yıl önce, bu devasa bulut bizim Güneş’imize dönüştü. Takip eden süreçlerde sekiz gezegen, 181 uydu ve sayısız asteroit ile tamamlanmış Güneş Sistem’ini ortaya çıkardı.

Güneş’in etrafında dönen gaz ve toz bulutu, dönerken soğumaya; farklı türlerde katı maddeler oluşturmaya başladı. Güneş’in yakınlarında sıcaklık çok yüksek olduğu için Güneş’in sıcaklığının nispeten daha az ulaştığı yerlerde ise buz ve amonyak gibi nispeten daha uz uçucu katılar oluştu. Güneş Sistemi’ni bir diske benzetecek olursak; disk dönmeye devam soğudu. Oluşan katılar büyük kütle kümeleri oluşturmak için birbirlerine yapıştılar ve günümüzde bilinen gezegenlere dönüşmeye başladılar.


Gezegenlerin renkleri neden farklı?

gezegenlerin renkleri

Geçen yüzyıldaki uzay misyonları ve bilimsel gelişmeler, Güneş’e en yakın ve en uzak olanlarda dahil olmak üzere gezegenlere ilişkin algıyı büyük ölçüde değiştirdi. Sonuç olarak artık nihayet bir gezegenin gerçek rengini belirleyebiliyor ve daha önemlisi neden böyle göründüğünü anlayabiliyoruz. Her gezegenin rengi, nelerden oluştuğuna ve bazı durumlarda atmosferlerinin Güneş’ten gelen ışığı nasıl emip yansıttığına göre belirlenir.


Katı kaya yüzeylerine sahip dört karasal gezegen vardır.

gezegenlerin renkleri

Dört tane de gaz yüzeyine sahip gezegen vardır. Katı karasal yüzeye sahip gezegenlerin yüzeyinde bulunan demir gibi elementler nedeniyle çoğunlukla gri veya kırmızımsı kahverengi görünümündedir. Bununla birlikte yoğun bir atmosfer ve kalın asit bulutları onu çevreleyen Venüs’ün yüzeyini uzaydan tespit etmek zordur. Bulutlarda bulunan kükürt ışığı yansıtır ve Venüs’e fark edilir sarı rengini verir.


Güneş sisteminde sekiz adet gezegen bulunmaktadır.

Gezegenler

Dört gaz devinin renklerinin belirlenmesi söz konusu olduğunda da benzer bir ilke geçerlidir. Gezegenlerin renkleri birbirinden farklıdır. Örneğin Uranüs ve Neptün bize mavi görünür çünkü atmosferlerinde bulunan metan gazı kırmızı ışığı emer ve sadece maviyi yansıtmalarını sağlar. Atmosferi az olan veya hiç olmayan gezegenler yüzeylerinin renginde görülür. Merkür kayalık bir gridir, Mars ise karamel, kırmızımsı bir renktir.  Güneş’e olan uzaklıklarına göre Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’dür. 


Merkür: Güneş Sistemindeki En Küçük Gezegen

Merkür

Güneş Sistemi’ndeki en küçük gezegen ve Güneş’e en yakın olan Merkür, Dünya’nın Ay’ından sadece biraz daha büyüktür. Güneş Merkür’ün yüzeyinde, Dünya’dan bakıldığından üç kat daha büyük görünür ve Güneş Işığı yedi kat daha parlaktır. Güneş’e olan yakınlığına rağmen Güneş Sistemi’ndeki en sıcak gezegen değildir. Parçacıklar ve güneş rüzgarlarından etkilenen kayalık yüzeyinin bileşimi nedeniyle kraterli yüzeyi grimsi kahverengi renkte görünür. İnce atmosferi sayesinde sıcaklık değişimleri arasında uçurum vardır.


Venüs: Güneş’e En Yakın İkinci Gezegen

gezegenlerin oluşumu

Venüs, Güneş’e en yakın ikinci gezegendir ve Dünya’nın en yakın gezegen komşusudur. Dört karasal gezegenden biridir. Büyüklük ve yoğunluk bakımından benzer olduğu için Dünya’nın ikizi olarak literatürde adı geçer. Ancak Venüs ve Dünya arasında köklü yapısal değişiklikler vardır. Volkanik aktiviteler sebebiyle Venüs’ün yüzeyi şekillendi. Kuru ve çorak arazisi grimsi kayalardan oluşuyor, ancak uzaydan gezegenin yoğun atmosferinin bir sonucu olarak sülfürik asitten oluşan kalın, dönen sarı ve beyaz bulutlar olarak görünmektedir.


Dünya: Canlıların Yaşadığı Tek Gezegen (Bilindiği Kadarıyla)

Dünya

Güneş’e en yakın üçüncü gezegen olmakla birlikte şu ana kadar canlıların yaşadığı tek gezegen olarak bilinmektedir. Dünya, Güneş Sistemi’ndeki en büyük beşinci gezegen iken, güneş sisteminde yüzeyinde sıvı formunda su bulunan tek gezegendir. Yakındaki Venüs’ten biraz daha büyük olan Dünya, tümü kaya ve metalden yapılmış Güneş’e en yakın dört gezegenin en büyüğüdür. Uzaydan uçsuz bucaksız mavi okyanusları yeşil ve kahverengi karaları ve kalın beyaz bulut örtüsü şeklinde görünüme sahiptir.


Mars: Kızıl Gezegen

Mars

Mars, Güneş’e en uzak dördüncü gezegendir. Çok ince bir atmosfere sahip tozlu ve soğuk bir gezegendir. Mars ayrıca mevsimleri, kutup buzulları, kanyonları, sönmüş yanardağları ve geçmişte daha da aktif olduğuna dair kanıtları olan dinamik bir gezegendir. Mars yüzeyinde bulunan yüksek demir oksit seviyelerinin neden olduğu renginden dolayı “Kızıl Gezegen” olarak da adlandırılır. Kuru ve tozlu olmasına rağmen, Mars’taki sıcaklıklar Dünya’dakilere benzer, ancak gezegen aynı zamanda ince atmosferinin bir sonucu olarak güçlü toz fırtınalarına da ev sahipliği yapmaktadır.


Jüpiter: Güneş Sistemindeki En Büyük Gezegen

Jüpiter

Gaz devi olarak bilinen, Güneş’e yakın beşinci gezegen olarak Güneş Sistemi’nde yerini alan Jüpiter Güneş Sistemi’ndeki açık ara en büyük gezegendir. Diğer tüm gezegenlerin toplam kütlesinin iki katından daha büyüktür. Jüpiter’in tanıdık çizgileri ve girdapları aslında bir hidrojen ve helyum atmosferinde yüzen soğuk rüzgârlı amonyak ve su bulutlarıdır. Güneş gibi çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan yapısı bir yıldızınkine benzer.

Buz kristalleri ve diğer elementler, tüm gezegeni çevreleyen kalın kırmızı, kahverengi, sarı ve beyaz bulut bantlarının oluşmasına yardımcı olur. Jüpiter’in ünlü Büyük Kırmızı Noktası yüzlerce yıldır kasıp kavuran, Dünya’dan daha büyük olduğu düşünülen büyük dev bir fırtınadır. Ünlü Kırmızı Noktası Dünya’dan teleskoplarla da görülebilmektedir.


Satürn: Güneş Sistemindeki En Büyük İkinci Gezegen

satürn

Satürn, Güneş’e yakın olarak altıncı ve Güneş Sistemi’ndeki en büyük ikinci gezegendir. Binlerce güzel bukle ile süslenmiş Satürn, gezegenler arasında eşsizdir. Buz ve kaya parçalarından oluşan halkaları olan tek gezegen değil, ancak hiçbiri Satürn’ünki kadar karmaşık ve muhteşem görünmemektedir. Diğer gaz devi Jüpiter gibi, Satürn de çoğunlukla hidrojen ve helyumdan oluşan ancak eser miktarda amonyak, atmosferindeki fosfin, su buharı ve hidrokarbonlar ile birlikte Satürn’e belirgin sarımsı kahverengi rengini verir. Satürn’ün esas olarak su buzundan oluşan ünlü halkaları benzer bir tonu paylaşır, ancak yoğunluğa ve diğer malzemelerin varlığına bağlı olarak renkleri de değişir.


Uranüs: Bir Teleskop Yardımıyla Bulunan İlk Gezegen

Uranüs

Uranüs Güneş’e yakın yedinci gezegendir ve güneş sistemimizdeki üçüncü en büyük çapa sahiptir.
Bir teleskop yardımıyla bulunan ilk gezegen olan Uranüs, 1781’de astronom William Herschel tarafından keşfedildi ancak başlangıçta bir kuyruklu yıldız veya bir yıldız olduğunu düşündü. İki yıl sonra kısmen gökbilimci Johann Elert Bode’ un gözlemleri nedeniyle Uranüs evrensel olarak yeni bir gezegen olarak kabul edildi.

Herschel’in keşfine bilim topluluğu, Bode’nin önerdiği gibi Yunan gökyüzü tanrısı Uranüs adını verme önerisini kabul etti. Bir gaz devi olarak sınıflandırılmasına rağmen Uranüs gezegeninin buzlu bir bulut tabakası kaplar. Güneş Sistemi’ndeki en soğuk gezegendir. Bulut seviyesindeki sıcaklıklar -220 celsiusun altına düşer. Atmosferindeki metan, Uranüs’e belirgin turkuaz görünümünü verir; kırmızı ışık emilirken sadece yeşil ve mavi ışık olarak yansıtılır.


Neptün: Güneşe En Uzak Gezegen

gezegenlerin renkleri

Karanlık, soğuk ve süpersonik rüzgarlarla kamçılanan buz devi Neptün, Güneş Sistemi’ndeki sekizinci ve Güneş’ e en uzak gezegendir. Güneş’e Dünya’dan 30 kat daha uzak olan Neptün, Güneş Sistemi’nde çıplak gözle görülemeyen ve keşfedilmeden önce matematik tarafından ilk tahmin edilen gezegendir. Neptün, 1846’daki keşfinden bu yana ilk 165 yıllık yörüngesini 2011 yılında tamamlamıştır.

Dört gaz devinin en küçük üyesi olan Neptün, mavi rengi de dahil olmak üzere komşusu Uranüs ile birçok fiziksel benzerlik paylaşmaktadır. Saatte 2,4141 km olarak kaydedilen hızlarıyla en rüzgârlı gezegen olarak kabul edilir. Atmosferinde aşırı fırtınalarında meydana geldiği bilinmektedir ve gezegen ayrıca Jüpiter gibi dev bir fırtına noktasına sahiptir.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/