İkinci Dünya Savaşı Esnasında Yazılan Bir Günlük: Anne Frank’in Hatıra Defteri

28 Nisan 2020

II. Dünya Savaşı pek çok toplum için akıl almayacak zorluklara ev sahipliği yaptı. Adolf Hitler ve Mussolini faşizmi binlerce insan için dünyayı cehenneme çevirdi. Ari ırktan olmayanlar toplandı. İdeolojik olarak Hitler ile çatışanlar ve Yahudi insanlar için de durum aynıydı. Toplama kampları, gaz odaları, işkenceler onları bekliyordu. Anne Frank bu cehennemde yaşayanlardan sadece biriydi. Onun bugün adının bilinmesi ise iki sene boyunca yazdığı günlük sayesinde oldu. Anne Frank’ın hayatına birlikte bakalım:

1933-1939 yılları arası Almanya’dan kaçan 30.000 Yahudi’den biriydi.

1933 yılında Adolf Hitler’in partisi Nazi Partisi’nin seçimleri kazanmasının üzerine Anne ve ailesi baba Otto Heinrich Frank’a Amsterdam’dan gelen iş teklifiyle birlikte Almanya’yı terk ettiler.

1940’ta Almanya’nın Hollanda’yı işgal etmesinin ardından Amsterdam’da da Yahudilere karşı ayrımcılık baş göstermeye başladı.

Otto Frank ailesinin güvenliği için en uygun yerin Amerika Birleşik Devletleri olacağını düşünüyordu. Ancak Rotterdam’daki ABD konsolosluğu kapatılmıştı ve ailenin vize başvurusu hiçbir zaman işleme alınmadı.




Ablası Margot’a gelen bir celpten sonra İsviçre’ye kaçtıklarını yazan bir not bırakıp ailecek ortadan kaybolurlar.

(Fotoğraf: Ablası Margot ve kucağında Anne Frank)
Bu celp ablasının bir Yahudi olarak işaretlendiği anlamına geliyordu. Bunun üzerine aile baba Otto’nun Prinsengrach’taki ofisinin gizli bölmesinde saklanmaya başladı. Onlarla birlikte dört kişi daha saklanıyordu. Dış dünya ile bağlarını ise Otto’nun sekreteri Miep Gies sağlıyordu.

Kitty adını verdiği günlüğüne 14 Haziran 1942 yılında yazmaya başlar.

Babasının 13. Yaş doğum günü hediyesi olarak aldığı kırmızı ajandasını günlük olarak kullanmaya başlar. Hiç arkadaşının olmadığını düşünen Anne günlüğüne Kitty adını verir.

Anne Frank saklandığı yerde toplam 2 yıl 35 gün geçirdi.

Bu süre zarfında gökyüzünü hiç göremeyen Anne çoğu zaman hareket dahi edemiyordu. Ancak bu süreçte kendini geliştirebilmek için eline geçen her şeyi okuyordu. Kendi dış görünüşü ile de ilgilenen Anne 7 Ekim 1942 günü defterine alınacaklar olarak şunları not eder: “ruj, kaş kalemi, banyo tuzları, banyo tozu, sabun”.




BBC’de dinlediği bir radyo programı ardından yazmak onun için daha önemli hale geldi.

28 Mart 1944’te yasadışı bir yayın ile Hollanda hükümetinden bakan Gerrit Bolkestein, Almanya işgali sona erdikten sonra tanıkların anlatımlarını, deneyimlerini toplayacağını duyurdu. Bu duyurunun üzerine Anne günlüğünde değişikler yaptı ve ilerleyen günlerde günlüğüne daha özenli yazdı.

22 Haziran 1942’te günlüğüne yazdığı yazı:

“Hatıra defteri tutmak benim gibi biri için tuhaf bir duygu. Yalnızca daha önce hiç yazmadığımdan değil. İleride ben de dahil hiç kimse on üç yaşında bir kızın içinden geçenlerle ilgilenmeyecekmiş gibi geliyor. Ama aslında bunun hiçbir önemi yok, ben yazmak ve daha da önemlisi kalbimden geçen bir sürü şeyi ortaya dökmek istiyorum. Ellerimi başıma dayadığım ve tembellikten dışarı mı çıksam, evde mi kalsam bilemediğim, sonuçta aynı yerde pinekleyip kaldığım hafif melankolik günlerimden birinde canım sıkıldığında ‘Kâğıt insanlardan daha sabırlıdır, sözü içime işledi.”




1944 yılında kimin ettiği bilinmeyen bir ihbar ile tüm aile saklandıkları evde yakalandılar.

Bir baskınla yakalanan ailenin her bir üyesi bambaşka kamplara yollandı.
Anne gönderildiği Polonya’daki Auschwitz kampında, en sevdiği arkadaşı Nanette ile karşılaştı. Nadir de olsa bir araya geldiklerinde ona nasıl saklandıklarını ve günlüğünü anlattı. Bir gün yazar olduğunda günlüğünü kullanacaktı.

Savaşın bitimine iki ay kala kampta yakalandığı tifüs yüzünden 1945 yılında hayata gözlerini yumdu.

Bir gün kamptan kurtulup ailesine kavuşacağına olan inancını hiç yitirmedi. Ancak kötü kamp koşulları ve yetersiz beslenme vücudunun direncini kırdı. Tifüse yakalanarak hayata gözlerini yumdu.

Natte, Anne’nin hikâyesini tüm dünyaya duyurmak için üniversitelere giderek onun hikayesini anlatmaya başladı.


Bugün Anne Frank ve ailesinin Amsterdam’da saklandığı ev dünyanın pek çok yerinden gelen turistlere nasıl koşullarda saklandıklarını gösteriyor.




Anne Frank’in hikayesini babasının ve arkadaşlarının ağzından dinlemek isterseniz:

Kaynak 1, 2

Yorumlar (0) Yorum Yap

/