Yaşam

Susam Sokağı: Tarihin En Büyük Öğrenme Deneyi ve Ekonomistlerin Elli Yıl Sonra Ölçtüğü Sonuç

Kısaca: Susam Sokağı, tasarımı itibarıyla bir eğlence programından çok bir öğrenme deneyiydi. Yapım ekibi ile eğitim araştırmacıları aynı süreçte çalıştı, bölümler yayına girmeden önce çocuklar üzerinde ölçüldü, sonuçlar bir sonraki bölümü değiştirdi. Bu döngüye sonradan “CTW modeli” adı verildi ve programın ilk iki sezonu, bağımsız bir kurum olan Educational Testing Service tarafından ayrıca değerlendirildi. Deneyin en güçlü kanıtı ise elli yıl sonra, hiç beklenmedik bir yerden geldi. Melissa Kearney ve Phillip Levine’in American Economic Journal: Applied Economics dergisinde Ocak 2019’da yayımladığı çalışma, 1969’da programın yalnızca bazı bölgelerde izlenebilmesine yol açan teknik bir tesadüfü, yani UHF ve VHF yayın farkını doğal bir deney olarak kullandı. Sinyalin ulaştığı bölgelerde okul öncesi yaşta olan çocukların, ilk ve ortaokulda yaşına göre geri kalma olasılığı yüzde 16 azalıyordu. Etki özellikle erkek çocuklarda ve ekonomik olarak dezavantajlı bölgelerde belirgindi. Aynı çalışma, uzun vadeli eğitim ve işgücü sonuçlarına dair tahminlerin kesinlikten uzak olduğunu da açıkça yazıyor. Aşağıda: deneyin tasarımı, doğrulanmış bulgular tablosu ve bugün kendi öğrenme sistemini kuran biri için çıkarılan özgün ders haritası.

Bir çocuk programının, üzerine en çok akademik çalışma yapılmış yapımlardan biri olması tuhaf görünür. Susam Sokağı için tuhaf değil, tasarım gereğidir.

1960’ların sonunda program hazırlanırken ekip bilinçli olarak ikiye ayrıldı. Bir tarafta deneyimli televizyon yapımcıları vardı. Diğer tarafta sosyologlar, pedagoglar, psikologlar ve öğrenme üzerine çalışan araştırmacılar. Bu iki grubun aynı üretim sürecinde birlikte çalışması o dönem için alışılmadıktı ve programın asıl yeniliği buydu.

Projenin arkasındaki amaç da eğlence değildi. Ekonomik olarak güçsüz ailelerin çocukları okul öncesi eğitime erişemediği için okula başlarken geride kalıyordu. Susam Sokağı, o boşluğu bir yayın sinyaliyle kapatma denemesiydi.

Deneyin gerçek tasarımı: ölçüp değiştiren bir döngü

Programın ilk sezonunun sonunda ortaya çıkan çalışma biçimine sonradan CTW modeli dendi. Planlama, yapım ve değerlendirmeyi tek bir döngüde birleştiriyordu: araştırmacılar ve erken çocukluk eğitimcileri, yazarlar ve yönetmenlerle aynı süreçte çalışıyordu.

Bu modelin iki ayağı vardı ve ikisini karıştırmamak önemli.

Birincisi kurum içi biçimlendirici araştırmaydı. Amaç bölümü daha iyi yapmaktı. Araştırmacılar, küçük çocukların ekrana ne kadar dikkat verdiğini ölçmek için kendi araçlarını geliştirdiler. Bir sahne dikkati tutmuyorsa sahne değişiyordu.

İkincisi bağımsız özetleyici değerlendirmeydi. Amaç programın işe yarayıp yaramadığını dışarıdan yargılamaktı. Bu iş, programın ilk iki sezonu için Educational Testing Service’e verildi. Samuel Ball ve Gerry Ann Bogatz’ın hazırladığı ilk yıl değerlendirmesi 1970’te yayımlandı, ikincisi 1971’de geldi.

Bu ayrım, kendi öğrenmesini tasarlayan herkes için doğrudan işe yarar bir ayrımdır. İçeriği geliştiren geri bildirim ile içeriğin işe yarayıp yaramadığını yargılayan ölçüm aynı şey değildir ve aynı kişi tarafından yapıldığında ikisi de bozulur.

Elli yıl sonra gelen kanıt

Erken değerlendirmeler olumluydu ama bir soruyu cevaplayamıyordu: programı izleyen çocuklar zaten farklı ailelerden geliyor olabilir miydi? Yani gözlenen fark programdan mı, yoksa programı izleyen ailelerin özelliklerinden mi kaynaklanıyordu?

Bu soruyu 2019’da iki ekonomist, kimsenin planlamadığı bir tesadüfü kullanarak çözdü.

1969’da Susam Sokağı ülkenin her yerinde aynı kalitede izlenemiyordu. Yayın bazı bölgelerde VHF, bazılarında ise o dönemin televizyonlarında çok daha kötü alınan UHF bandından veriliyordu. Sinyalin kalitesi ailenin gelirine, eğitimine ya da ilgisine göre değil, coğrafyaya ve teknolojiye göre değişiyordu. Bu, araştırmacıların istediği türden bir doğal deneydi.

Tablo 1. Susam Sokağı üzerine doğrulanmış araştırma bulguları

Bulgu Doğrulanmış içerik Kaynak
Yöntem UHF ve VHF yayın farkından doğan coğrafi alım değişkenliği, nüfus sayımı verileriyle eşleştirildi Kearney ve Levine, AEJ: Applied Economics, cilt 11, sayı 1, Ocak 2019, s. 318-350
Ana sonuç Programın izlenebildiği yerlerde okul performansı iyileşti, özellikle erkek çocuklarda Aynı çalışma
Etkinin büyüklüğü Çocukların ilk ve ortaokulda yaşına göre geri kalma olasılığında yüzde 16 azalma Kearney, AEA araştırma söyleşisi
Dürüst çekince Uzun vadeli eğitim ve işgücü piyasası sonuçlarına ilişkin tahminler genel olarak kesinlikten uzak Kearney ve Levine, makale özeti
Erişim Herhangi bir haftada iki ile beş yaş arasındaki çocukların yarısı programı izliyordu Kearney, AEA araştırma söyleşisi
Dezavantajlı bölgelerde erişim Çocukların yaklaşık yüzde 90’ı izliyordu Kearney, AEA araştırma söyleşisi
Karşılaştırma Erken değerlendirmelerde okuryazarlık ve sayı becerilerindeki kazanımlar Head Start ile benzer düzeydeydi; Head Start ise eğitim içeriğinin ötesinde kapsamlı hizmetler de sunuyordu Kearney, AEA araştırma söyleşisi

Dördüncü satırı atlamayın. Çalışmanın kendisi, uzun vadeli sonuçlara dair tahminlerin belirsiz olduğunu söylüyor. Yani Susam Sokağı okula hazırlığı iyileştirdi; ama “izleyen çocuklar yıllar sonra daha çok kazandı” gibi bir cümle bu veriden çıkmıyor. Bir bulguyu olduğundan büyük anlatmamak, bulgunun kendisi kadar önemlidir.

Erişim rakamları da ayrıca dikkat çekici. Dezavantajlı mahallelerde çocukların yaklaşık yüzde 90’ının izlediği bir programdan söz ediyoruz. Erişimi bu kadar geniş olan bir eğitim müdahalesi, mütevazı bir bireysel etkiyle bile toplam olarak büyük bir fark üretir. Bu, ölçek ile etki büyüklüğü arasındaki ilişkinin en temiz örneklerinden biridir.

Bugün kendi öğrenmesini tasarlayan biri için ne çıkıyor

Aşağıdaki tablo bu yazının özgün katkısı. Solda deneyin tasarım ilkesi, sağda o ilkenin bireysel öğrenmeye çevrilmiş hali ve ilkenin ihlal edildiğinde ortaya çıkan tipik hata.

Tablo 2. Susam Sokağı deneyinden bireysel öğrenme ilkelerine (CEOtudent editöryel çerçevesi)

# Deneyin ilkesi Bireysel karşılığı İhlal edildiğinde ortaya çıkan hata
1 Yapımcılar ve araştırmacılar aynı süreçte çalıştı Öğrenme planını yapan kişi ile sonucu ölçen ölçüt aynı anda tanımlanır Neyi öğrendiğini ancak çok sonra, çoğu zaman hiç anlamamak
2 Biçimlendirici araştırma ile özetleyici değerlendirme ayrıldı İçeriği iyileştiren geri bildirim ile işe yarayıp yaramadığını ölçen sınav ayrı tutulur Alıştırmayı sınav sanmak ve kendi performansını abartmak
3 Dikkat ölçüldü, sahne ona göre değişti Konsantrasyonun nerede koptuğu kaydedilir ve çalışma biçimi ona göre yeniden kurulur Odaklanamamayı irade sorunu sanıp aynı yöntemi tekrarlamak
4 Değerlendirme dışarıdan bir kuruma yaptırıldı Öğrenilenin dışarıdan, bağımsız bir ölçütle sınanması Kendi kendini değerlendirip yeterli görmek
5 Erişim, etkiden önce geldi Mükemmel yöntemi aramadan önce sürdürülebilir bir tekrar sıklığı kurulur Kusursuz sistemi kurmaya çalışırken hiç başlamamak
6 Hedef kitle en çok ihtiyacı olanlardı Öğrenme çabası en zayıf halkaya yöneltilir, en keyifli konuya değil Bildiğini tekrar çalışmanın verdiği yanıltıcı ilerleme hissi
7 Sonuç elli yıl boyunca ölçülmeye devam etti Sonuçlar tek bir sınavda değil, uzun aralıklarla yeniden yoklanır Kısa vadeli hatırlamayı kalıcı öğrenme sanmak

İkinci ve dördüncü satır birlikte okunmalı. Öğrenmede en yaygın hata, kendini test etmemek değil, kendini yanlış şeyle test etmektir. Bir metni tekrar okuyup tanıdık gelmesini bilgi sanmak, tam olarak biçimlendirici geri bildirimi özetleyici değerlendirme yerine koymaktır. Susam Sokağı ekibi bu ikisini kurumsal olarak ayırdı; birey de takvim olarak ayırabilir.

Beşinci satır ise en çok direnç görenidir. Susam Sokağı’nın etkisi, tek tek bölümlerin mükemmelliğinden çok, neredeyse her çocuğa ulaşmasından geldi. Bireysel karşılığı şudur: haftada beş kez yapılan vasat bir çalışma, ayda bir yapılan kusursuz bir çalışmadan neredeyse her zaman daha iyi sonuç verir.

CEO ve öğrenci okuması

CEO yarısı ölçüm disiplinidir. Susam Sokağı’nı özel kılan içerik değil, içeriğin ölçülmesi ve ölçümün üretimi değiştirmesiydi. Kendini bir şirket gibi yöneten biri için soru “ne öğreniyorum” değil, “öğrendiğimi nasıl ölçüyorum ve ölçüm neyi değiştiriyor” olmalıdır. Ölçmeyen bir sistem, iyi niyetli bir alışkanlıktır; ölçen bir sistem, düzelen bir sistemdir.

Öğrenci yarısı ise dürüstlüktür. Bu yazının en önemli satırı, en etkileyici olan değil: çalışmanın kendisi uzun vadeli sonuçlar konusunda tahminlerin belirsiz olduğunu söylüyor. Bir kanıtı taşıyabileceğinden fazla yüklememek, öğrenmenin en zor ve en değerli parçasıdır. Elli yıl boyunca ölçülmüş bir programda bile bazı sorular açık kalıyorsa, kendi ilerlemeniz hakkındaki üç haftalık izleniminizin ne kadar taşıyabileceğini yeniden düşünmeye değer.

Sık sorulan sorular

Susam Sokağı gerçekten bir deney miydi?
Klasik anlamda rastgele atamalı bir deney değildi. Ancak yapım süreci sürekli ölçüme dayanıyordu ve 2019 çalışması, yayın sinyalinin coğrafi dağılımını doğal bir deney olarak kullandı. Bu, sonradan kurulmuş ama metodolojik olarak güçlü bir tasarımdır.

Yüzde 16 azalma tam olarak neyi ifade ediyor?
Yayının izlenebildiği bölgelerde okul öncesi yaşta olan çocukların, ilk ve ortaokulda yaşına göre uygun sınıfın gerisinde kalma olasılığındaki azalmayı ifade ediyor. Not ortalaması ya da zeka ölçümü değil, sınıf düzeyinde geri kalma göstergesidir.

Program uzun vadede gelir veya eğitim seviyesini artırdı mı?
Çalışma bunu net biçimde gösteremiyor ve bunu kendisi de yazıyor. Uzun vadeli eğitim ve işgücü piyasası sonuçlarına ilişkin tahminler kesinlikten uzak. Okula hazırlık üzerindeki etki ile ömür boyu sonuçlar üzerindeki etki farklı iddialardır.

Bugün ekran süresi tavsiyeleriyle çelişmiyor mu?
Buradaki bulgu genel olarak ekran süresiyle değil, belirli bir yapıdaki eğitim içeriğiyle ilgilidir: ölçülerek tasarlanmış, açık öğrenme hedefleri olan, yaşa uygun bir program. Bulguyu her türlü ekran kullanımına genellemek, verinin taşımadığı bir sonuç çıkarmaktır.

Bu deneyden bireysel olarak alınacak en pratik ders nedir?
Tablo 2’nin ikinci satırı: alıştırmanızı sınavınızdan ayırın. Öğrenirken kullandığınız malzeme ile kendinizi sınadığınız ölçüt aynıysa, ölçtüğünüz şey öğrenme değil tanıdıklıktır.

Kaynakça

Melissa S. Kearney ve Phillip B. Levine, Early Childhood Education by Television: Lessons from Sesame Street, American Economic Journal: Applied Economics, cilt 11, sayı 1, Ocak 2019, sayfa 318-350.

American Economic Association, Learning from Sesame Street, Melissa Kearney ile araştırma söyleşisi.

Samuel Ball ve Gerry Ann Bogatz, The First Year of Sesame Street: An Evaluation, Educational Testing Service program raporu, 1970.

Gerry Ann Bogatz ve Samuel Ball, The Second Year of Sesame Street: A Continuing Evaluation, Educational Testing Service, 1971.

Children’s Television Workshop, biçimlendirici araştırma ve yapım modeli üzerine kurum belgeleri, 1970’ler.


Bu içerik, derinlemesine bir araştırmanın ardından yapay zeka desteğiyle derlenmiş ve CEOtudent editör ekibi tarafından yazılıp yayına hazırlanmıştır.

This post is also available in: English

Benzer içerikler