Genel Yayın Yönetmeni / Editor in Chief @ceotudent
21 Ağustos 2019
Sessizliğin Bilimi: Yüksek Performanslı ve Dingin Bir Zihin İçin Sessizlik Neden Önemlidir?

"Sessizlik, bilgeliği besleyen uykudur.” —Francis Bacon

Günden güne gürültünün arttığı bir zamanda yaşıyoruz. Beynimiz gürültüye o kadar alışmış ki, anlık bir sessizlik bile tuhaf gelmeye başladı.

Gürültünün bizi fiziksel ve zihinsel olarak yorduğunu zaten deneyimlerimizle anlayabiliyoruz. Peki sessizliğin beynimize olan olumlu etkilerinden haberdar mıyız?
2011 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ses kirliliğini "modern veba" olarak tanımladı ve ekledi: "Çevresel gürültü toplumun sağlığı üzerinde büyük etkiye sahip."
Çevresel gürültü yetmezmiş gibi kitap okurken, çalışırken, uyumaya çalışırken kulaklarımızı müzikle ya da podcastlerle doldurmaya devam ediyoruz. Kimi zaman çalışırken müzik dinlemek motive olmanıza ya da odaklanmanıza yardımcı olabilir ancak beyninizin sessizliğe de ihtiyacı var.
Bir günün kaç dakikasını tamamen sessizliğe bırakıyorsunuz?
Günde 10 dakika sabah, 10 dakika gece tamamen sessizlikte kalmak beyninize tahmin edemeyeceğiniz kadar faydalı etkiler yaratıyor.
Sizi daha yaratıcı, daha az stresli ve daha odaklanmış hissettirecek bilimsel destekli 4 etkiye yakından bakalım:

1) Sessizlik, zihninizi rahatlatıcı müziklerden daha çok rahatlatır.

Kırım Savaşı'nda yaptıklarıyla adını tarihe yazdıran ve "Lambalı Kadın" olarak anılan Florence Nightingale, henüz 19. yüzyılda gereksiz gürültünün hastaların iyileşmesini yavaşlattığını ve uyku kaybı yaratabileceğini savunmuştu.
Gürültü kirliliği yüksek tansiyon ve kalp krizi gibi genel sağlığı bozan etkilere sahip. Yapılan araştırmalara göre yüksek sesler, beyindeki amigdalayı aktive ederek, stres hormonu olarak adlandırılan kortizolünün fazla salınmasına neden olarak stres seviyelerini yükseltiyor.
Psikolog Dr. Craig Zimring 2004 yılında, yeni doğan bebeklerin yoğun bakım ünitelerinde bir araştırma yaptı. Bu araştırmanın sonucunda yüksek sese sahip ünitelerdeki hastaların kan basıncının ve kalp hızının arttığını ve uyku düzeninin bozulduğunu gözlemledi.
Çok fazla gürültünün stres ve gerginliğe neden olmasının yanı sıra, sessizlik bu etkilerin tam tersini yaratıyor.
2006 yılında Heart dergisinde yayınlanan bir araştırmada, beyindeki kan basıncındaki ve dolaşımındaki değişikliklere dayanarak iki dakikalık bir sessizliğin, "rahatlatıcı" müzik dinlemekten çok daha rahatlatıcı olduğu yazıldı.

2) Zihinsel kaynaklarınızın yenilenmesini sağlar.

Gündelik yaşantımızda dikkat dağıtıcı birçok girdi ile başa çıkmamız gerekiyor. Dikkat dağılması sonucu oluşan aksaklıklardan kurtulduğumuzda ise beynimizin dikkat merkezi kendini yeniden kurma fırsatına sahip oluyor.
Sürekli dikkatimizi vermemiz gerektiren görevler, beynin prefrontal korteksine önemli bir yük bindirir ve bu yükler yüksek mertebeden düşünme, karar verme ve problem çözmeyle ilgilidir.
Bu durumun sonucunda dikkat kaynağımız enerjisini tüketir. Bu kaynaklar tükendiğinde, odaklanmakta güçlük çekmeye, zihinsel olarak yorgun hissetmeye ve sorunları çözme konusunda zorlanmaya başlarız.
Attention Restoration theory'e göre, beyin normalden daha düşük duygusal girdi seviyelerine sahip ortamlarda zihinsel kaynaklarını geri yükleyebilir. Sessizlik içinde olmak bu ortamlardan en belirgin olanıdır. Doğada tek başınıza yürürken içinde olduğunuz sessizlik, odanızda dinlenirken içinde bulunduğunuz durgunluk zihinsel kaynaklarınızı yenilemenizi sağlar.

3) Sessizlik sayesinde beyin varsayılan mod ağına geri döner.

Beynin varsayılan mod ağı (DMN), bilim insanlarının hayal kurma, meditasyon yapma, geleceği hayal etme ya da sadece düşünce akışımızı takip etme gibi "kendi kendine üretilen biliş" olarak adlandırılan şeylerle meşgul olduğumuzda etkinleştirilir.
Beyin, dış uyarılara karşı devre dışı bırakıldığında; nihayet düşünceler duygular, anılar ve fikirler akış halinde dolanmaya başlar. Bu varsayılan mod ağı, deneyimlerinizden anlam çıkarmanıza, başkalarıyla daha rahat empati kurmanıza, daha yaratıcı olmanıza ve kendi zihinsel ve duygusal durumlarınızı yorumlamanıza yardımcı olur.
Bunu sağlamak için de zihninizin sığ yüzeylerinde kalmanız için sizi zorlayan dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak durmanız gerekir. Sessizlik de bu yollardan biridir.
Yazar Herman Melville bu konuda destekleyici bir düşünceye sahip:

"Bütün derin düşüncelerin ve duyguların öncesinde sessizlik gelir."


4) Sessiz olmak, beyin hücrelerinizi yeniliyor.

İlginç ama gerçek, sessizlik kelimenin tam anlamıyla beyninizi geliştiriyor.
2013 yılında Brain, Structure, and Function isimli dergide fareler üzerinde yapılan bir deney anlatıldı. Bu deneyde fareler farklı zamanlarda gürültü kirliliğine ve sessizliğe maruz bırakıldı. Bu deney sırasında farelerin beyinlerindeki değişimler izlendi.
Günde iki saat kadar sessizlikte kalan farelerin hipokampüs bölümünde yeni hücrelerin oluşmaya başlandığı gözlemlendi.
Hopkampüs: Beynimizdeki hafıza, duygu ve öğrenmenin gerçekleşmesini sağlayan bölümdür.
Deneyi yürüten Imke Kriste, oluşan hücrelerin gerçekten de  işleve sahip nöronlar olduğunun altını çizdi.
Sessizlik, beynimizle uyumlu nöronların üretilmesini sağlıyor. Bu süreç boyunca bilgiler aktif olarak değerlendiriliyor ve içselleştiriliyor.

✍️ Editörün Notu ve Son Düşünceler

Çok yaygın bir alışkanlık olarak müzik eşliğinde çalışmak büyük bir keyif ve motivasyon kaynağı olsa da, sessizliğe alışmanın enerji yenileme ve zihinsel performans konusunda büyük pay sahibi olduğunu unutmamamız gerekiyor.
Gürültü kirliliği gittikçe büyüyen bir sorun ve bu sorunun yaratacağı etkileri en aza indirmek için sessizlikle barışmak harika bir yol.
Günde toplam 20 dakika (10 dakika sabah, 10 dakika gece) sessizlikte dinlenmek, ya da hafta sonu sessiz bir ortamda yürüyüş size çok şey katacaktır.

Kaynaklar: 1, 2, 34, 5, 6, 7
4
Bizi Facebook'tan takip edin.

arrow_upward