Eleştirmeden ve Eleştirilmeden Olmaz

Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazıda eleştiriyi, eleştirmeyi ve eleştirilmeyi konuşacağız. Şunu kabul etmek gerekir ki,  toplum olarak eleştiri yapmayı seviyoruz ama eleştirilmeyi sevmiyoruz. Peki bu durum neden kaynaklanıyor? Çünkü insanlar tarafından hep sevilmeyi, hep beğenilmeyi, hep yüksekte tutulmayı istiyoruz. Bu durum sağlıklı mı? Hayır. Bir insan olarak, gelişmekte olan bir birey olarak eleştiriye de ihtiyacımız var. Ama yapıcı olan eleştiriye… 
Ömrümüz boyunca birçok olay yaşayacağız, birçok iyi/kötü durumla karşılaşacağız. Yeri gelecek birçok önemli işe biz öncülük edeceğiz. Bunlar olurken, sırf eleştiri yapmak için bir kenarda sizi bekleyenler olacak. Bazen bu yaptıkları eleştiri sizi motive edecek, ki buna olumlu/yapıcı eleştiri diyoruz. Bazen de sırf sizin moralinizi bozmak için, işinizde ilerlemenize engel olmak için eleştiri yapacaklar. Siz siz olun, ikinci gruptakileri hiç umursamayın. Onların dedikleri bir kulağınızdan girip, diğerinden çıksın. Beyninizde yer bile işgal etmesinler. İkinci gruptaki insanlar, genellikle bir iş başaramamış olup; etrafındaki insanların da başarısız olmasını isterler. Bu tip insanlara dikkat edelim. Bize eleştiri yapacak olan kişiye şöyle bakalım: “Bu kişi beni eleştiriyor ama hayatında önemli bir iş başarmış mı? Beni eleştirecek kadar önemli bir yere sahip mi hayatımda?” diye bu ikiyi soruyu kendimize soralım. Vereceğinizi cevaba göre eleştiriyi kabul edip, etmemek sizin elinizde. 
Sizler de eleştiri yaparken çok dikkat edin. Hatta bir eleştiri tekniğini sizlerle paylaşayım. Eleştireceğiniz kişinin önce iki iyi yönünü bulun. Eleştireceğiniz kişiye önce  iyi yönünü söyleyin, sonra eleştirinizi yapın, son olarak ikinci iyi yönünü söyleyin. Eleştiriyi böyle iki iyi özelliğin arasına koyup yaparsanız, yaptığınız eleştiri işe yarar.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/
Exit mobile version