‘Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı’ Kitap Özeti, Sözleri ve Alıntıları

‘Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı’ Kitap Özeti, Sözleri ve Alıntıları

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı Özeti

Yazar, Mark Manson’un bestseller olmuş kitabı, The Subtle Art of Not Giving a F*ck (Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı) gereğinden fazla düşünme hastalığından muzdarip insanlara ilaç gibi gelen bir kitap.

Hayatta birçok engelin aslında var olmadığını, onların tamamen insan zihninin eseri olduğunu bize anlatan bu eser birçok insanın elinde gördüğümüz ama içeriğini tam olarak bilmediğimiz türden. 2018 yılında Türkiye’de en çok konuşulan kitaplardan biridir şüphesiz.

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı aslında en felsefi kişisel gelişim kitabı olabilir. Bunun sebebi Mark Manson size ne yapmanız gerektiğini söylemiyor, yaşadıklarını samimi bir dille anlatıyor.
Kitapta birçok felsefi terime de değinen Mark Manson, şüphesiz ki en çok Stoacı Felsefeden beslenmiş diyebiliriz. Bildiğiniz gibi stoacı felsefe, insanın doğaya uygun yaşamasını ve başınıza gelenlere değil, onlara nasıl tepki verdiğinize odaklanan bir felsefedir. Bunun yanında kitap, Alan Watts’ın tao ve zen öğretilerini de içinde barındıran bir fikir haznesine sahiptir.

Kendisi de Ryan Holiday gibi Stoa felsefesini benimseyen modern yazarlardan biridir.

“Bu kitap size nasıl daha çok kazanacağınızı, nasıl daha başarılı olacağınızı öğretmeyecek, tersine ipin ucunu bırakmayı öğretecek.”


‘Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı’ Sözleri ve Alıntıları

“Dedemin zamanına dönersek, kendini bok gibi hissettiğinde şöyle düşünürdü, “hey, bugün berbat bir günümdeyim. Ne yapalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi bok gibi hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları olan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkansız kuşkusuz.”

“Ben ödülü istedim, mücadeleyi değil. Sonucu istedim, süreci değil. Sadece zafere aşıktım, mücadeleye değil.
Ve hayat böyle yürümez.”

“Mutluluğa takmış olmak kaçınılmaz olarak “başka bir şeyi” aramakla sonuçlanacaktır, yeni bir ev, yeni ilişki, bir çocuk daha, bir terfi daha. Ne kadar ter dökmüş olsak da, başladığımız yerdeki gibi hissederek bitiririz: yetersiz.”

“Sorunlarımızdan ne kadar uzun süre kaçar ve ne kadar uzun süre kendimizi uyuşturursak, sonunda meselelerimizle yüzleşmek zorunda kaldığımızda o kadar fazla acı verirler.”

“Mutluluk sorunları çözmekten kaynaklanır. Buradaki anahtar sözcük “çözmek”tir. Sorunlardan kaçmaya çalışır ya da sorununuz yokmuş gibi hissederseniz, kendinizi mutsuz edersiniz.”

“Sorunsuz bir hayatı umut etme,” dedi Panda. “Öyle bir şey yok. Bunun yerine iyi sorunlarla dolu bir hayat dile.”

“Hayat aslında sonsuz bir sorunlar dizisidir. Bir sorunun çözümü sadece bir sonrakini yaratır.”

“Hayatımızda sorumluluk almayı kabul ettikçe daha fazla güç sahibi oluruz. Problemlerimizin sorumluluğunu kabul etmek onları çözmeye doğru atılan ilk adımdır.”

“Hayatın aşırılıkları söz konusu olunca, sizi mutlu etmediklerini fark etmek için onlarda boğulmanız gerekir.”

“Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve paradoksal olarak, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.”

“Hepimize dağıtılmış bir el var.Bazılarının eli daha iyi.Sadece kartlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da,gerçek oyun o kartlarla yapacağımız seçimlere,almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır.İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da en iyi kartları çekmiş olmaları gerekmez.”

“Daha iyi bir yaşamın anahtarı daha fazlasına sahip olmaya çabalamak değildir; daha aza önem vermektir, gerçekten doğru ve o anda önemli olana aldırmaktır.”

“Suç geçmiş zamandır.Sorumluluk şimdiki zaman.Suç çoktan yapılmış seçimlerin neticesidir.Sorumluluk her saniye,her gün yapmakta olduğunuz seçimlerin neticesidir.”

“Başımıza gelenleri kontrol edemeyiz.Ama başımıza gelenleri nasıl yorumladığımızı ve nasıl tepki gösterdiğimizi her zaman kontrol edebiliriz.”

“Bu tüm ıstırapların eşit olduğu anlamına gelmez. Bazı ıstıraplar kesinlikle diğerlerinden daha çok acı verir. Ama hepimiz ıstırap çekeriz.”

“Pozitifin peşinden koşmak negatifse,
negatifin peşinde koşmak da pozitifi yaratır.”

“İnançlarımızın çoğu yanlıştır. Ya da tüm inançlar yanlıştır, sadece bazıları diğerlerinden daha az yanlıştır. İnsan beyni yanlışlarla kaynar. Bu durum size kendinizi huzursuz hissettirse de, kabul etmesi çok önemli bir kavramdır.”

“Sen yaşamaktan hâlâ bu kadar çok korkarken benim ölmüş olmama
niye aldırıyorsun?” gibi bir laf etti. Ağlayarak uyandım.”

“Eylem motivasyonun sadece sonucu değildir, aynı
zamanda nedenidir de.”

“İnsanların benimle konuşmak istemediklerini sandığım için, insanların benimle konuşmak istemediklerine inandım. “

“Basit gerçek şudur: Bütün dünya size karşıymış gibi hissediyorsanız, muhtemelen size karşı olan kendinizden başkası yoktur.”

“Bir şey ne kadar fazla kimliğinizi tehdit ediyorsa, o
kadar fazla ondan kaçınırsınız.”

“Eski deyişteki gibi, her şeyi bildiğini
sanan hiçbir şey öğrenmez”

“Kötü insanlar asla kötü olduklarına inanmazlar; tam tersine, diğer herkes kötüdür.”

“İnançlarımız değişkendir ve anılarımız
korkunç derecede güvenilmezdir.”

“Nasıl ki insan fiziksel acı çekerek daha kuvvetli kemik­lere ve kaslara sahip olursa, duygusal acı çekerek de duygusal dayanıklılığa, daha güçlü bir kendilik duygusuna, daha fazla şefkate ve genel anlamda daha mutlu bir hayata sahip olur.”

“Sadece başkalarını suçlamak kendinizi
incitmekten başka işe yaramaz.”

“İnançlarımızın çoğu yanlıştır.
Ya da tüm inançlar yanlıştır, sadece bazıları diğerlerinden
daha az yanlıştır. “

“Sadece başkalarını suçlamak kendinizi incitmekten başka bir işe yaramaz.”

“Hayatımızdaki olaylara tepki göstermemek de tepki göstermenin bir şeklidir.”

“Araştırmalara göre beynimiz fiziksel ve psikolojik acı arasında pek fark görmez.”

“Kişi gerçekten değerli olana değer verip kafasına taktığında olgunlaşır.”

“Hayatınızda bir değişiklik olması için bir şey hakkında yanılmanız gerekmektedir.”

“İnsanların algıları ve duyguları değişebilir, ama altta
yatan değer yargıları ve bunların ölçütleri aynı kalır.”

“Sorunlarımızın bize ne ifade ettiğini onlar hakkında nasıl düşünmeyi seçtiği­mizle, onları düşünmeyi seçtiğimiz standartla kontrol ederiz.”

“İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da en iyi kartları çekmiş olmaları gerekmez.”

“İnsanlar kendilerini davranışlarıyla değil sahip oldukları statü sembolleriyle ölçmeye başladıklarında, bu sadece sığ olmaları değil,sevimsiz insan olmaları anlamına da gelir.”

“Kendine güven duyan biri kendine güven duyduğunu kanıtlama ihtiyacı hissetmez.”

“Nasıl” Diye Bir Şey Yoktur
“Tamam, ama nasıl? Değer yargılarım berbat, tüm sorunlarımın sorumluluğundan kaçıyorum, karşıma çıkan her olumsuzukta dünyanın kendi çevresinde dönmesi gerektiğini düşünen, kıymeti kendinden menkul, işe yaramaz biri olduğumun da farkındayım, ama nasıl değişeceğim?”
Buna, en iyi Yoda taklidimle şu yanıtı vereceğim: “Yap, ya da yapma; “nasıl” yoktur.”

“Emin olmak gelişmenin düşmanıdır.”

“Bir kural olarak, başkalarının kendisi hakkında düşündüklerinden korkan biri, aslında kendisi hakkında kendi düşündüğü ve başkalarına yansıttığı bir sürü boktan şeyden korkmaktadır.”

“Varoluşçu bir felsefeci olan Albert Camus (bunu söylerken
asit etkisinde olmadığına eminim) şöyle demiştir: “Mutlulu­ğun nedenini aramaya devam ederseniz asla mutlu olamazsı­nız. Yaşamın anlamını ararsanız asla yaşayamazsınız.”

“Geçtiğimiz yıllarda Facebook’ta sekiz milyon kere payla­şılan “Nasıl Mutlu Olunur” saçmalıklarında yanlış olan şey
şudur, tüm bu saçmalıklar hakkında kimsenin fark etmediği
şudur:
Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif
bir deneyimdir. Ve paradoksal olarak, insanın negatif
deneyimini kabuletmesinin kendisi pozitif bir dene­yimdir. Bu felse­feci Alan Watts’m “tersine yasa” adını verdiği şeydir.”

“Teksas’ta şöyle bir deyiş vardır: “En yüksek sesle havlayan

en küçük köpektir.”

Kategoriler: Alıntılar

Yorumlar (0) Yorum Yap

/