Üç Gün Ağla Dördüncü Gün Gülümse

Damla Kapıcıoğlu

Damla Kapıcıoğlu

Sosyal İnsan ve Banka Gazetesi Yazar & Editörü

8 Nisan 2020

“Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.” – Mevlana
Bir insanın ortalama yaşam ömrü bilimsel verilere göre 79 yıldır. Hangimizin daha uzun ya da kısa yaşayacağını bilmeden ortalama bir hayat sürdüğümüzü kabul edersek, 79 yıl içerisinde sizce kaç defa gözyaşlarımıza sarılırken buluruz kendimizi? Fakat burada timsah gözyaşlarından bahsetmiyorum. 
Ağlamak, hem en masum hem de en saf olunan eylemdir. Kalbiniz paramparça bir hale geldiği için ağlayabildiğiniz gibi aşırı sevinç duyduğunuzda da ağlayabilirsiniz. Her duygu ya da his, zıttı ile bütünleşmekte özgürdür. Tıpkı ileri doğru hızla giden bir tekerleğin, geriye doğru gittiğini görmek gibi. Fazla ağlamak da beraberinde gülümsemeyi getirir. Aşırı kızgın ya da öfkeli olan bir insan da gülümseyebilir. 
Lakin her şey gibi ağlamanın da bir sınırı olmalıdır. Hayatımızda mutlu olabilmek, karakterimizin yerine oturabilmesini sağlayabilmek için her konuda bir sınıra ulaşmamız gerekir. Çünkü sınırlar, belli bir alan içerisinde oluşturabileceğimiz maksimum mutluluk, huzur ve konfor alanını yaratmamızı sağlar. Bu nedenle, yaşamımızdaki tüm üzücü olaylara karşı ne kadar ağlayabileceğimizi bilmemiz gerekir. 

Hayatımdaki tüm üzüntülere ve mutsuzluklara karşı geliştirmiş olduğum bir yöntem bulunuyor. Bu yöntemle acımı, kırgınlığımı ya da ne kadar üzülmem gerektiğini kontrol altında tutabiliyorum. Bu yönteme, “3’e 1 Kuralı” diyorum. Kural aslında çok basit bir temele ve uygulamaya sahip. Yapmanız gereken şey öncelikle üzülmenizin asıl sebebini bulmak. Bu sebebi bulduktan sonra, üç gün boyunca kendinizi harap edebilir, istediğiniz kadar ağlayabilir ve yıpratabilirsiniz. Üç günün sonunda, mutlu olmak zorundasınız. Kendinizi mutlu edecek bir şey ile uğraşmalısınız

O halde kuralı uygulamak için listemiz şu şekilde yer alacaktır:
1. Gerçekten neye ve neden üzüldüğünü keşfet
2. Olabildiğince üzüntünün yükünü kendinden çıkart
3. Mutlu olmak için kendine fırsat ver

Gerçekten neye üzüldüğünü keşfetmek ve neden ağladığını bilmek istiyorsan, “kırılma noktalarını” keşfetmen gerekir. Her insanın hayatında mutlaka bir kırılma noktası vardır. Yüksek ses ve rezonansa maruz kalan bir bardak nasıl ki kırılıyorsa, her cismin mutlaka hassas olan bir noktası varsa, bu durum insanlar için de geçerlidir. Fiziki olarak hiçbir cismin kırılma (hassas) noktası bulunmamaktadır. Aynı durum yine insanlar için de geçerlidir. Eğer karşınızdaki biri “Hiçbir hassas noktam yok.” ya da “Bu tarz şeylere kırılmak bana göre değil.” diyorsa, mutlaka yalan söylüyordur. Zamanında kırılmıştır fakat artık bu konu canını yakmıyordur. Her zaman doğrusunu söylemek gerekir. Eğer kırılma noktanızı nasıl keşfedeceğinizi bilmiyorsanız buradan öğrenebilirsiniz. 

Gerçekten neye, neden ve nasıl üzüldüğünüzü keşfettikten sonra, olabildiğince yaşayabileceğiniz tüm üzüntüleri içinizden çıkartmanız gerekiyor. Bir nevi, krizi fırsata çeviriyorsunuz. Aynı evi paylaştığınız ev arkadaşınız ile büyük bir tartışma yaşadınız ve o evi terk etti. Fazlası ile bu duruma üzüldünüz, ağlıyorsunuz. Evin her köşesinde ne kadar anınız varsa bunun için ağlamayı deneyin. Bir sonraki gün, birlikte gerçekleştirdikleriniz ve bir sonraki gün de birlikte gerçekleştirmek istedikleriniz için ağlayın. Ağlamak ve üzülmek için toplamda 3 gününüz var. Bu 3 günü iyi değerlendirin.

Ve son etap! Üç günlük ağlama serüveninden sonra uyandığınızda kendinize bir söz vermeniz gerekiyor, “Yeteri kadar üzüldüm. Bu kadar üzülmek yeterli. Artık mutlu olmalıyım. Bir daha bu konuya dair hiçbir şekilde üzüntü duymayacağım”. Bu şekilde dünyanızın ve yaşamınızın daha anlaşılır, daha yaşanabilir bir hale geldiğini görebilirsiniz. Üstelik denemesi de bedava!

Yorumlar (0) Yorum Yap

/