Yeni nesil iş insanı
30 Temmuz 2018
Türkiye’nin Yüzde 20’si Haftada 60 Saatten Fazla Çalışıyor

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), yarı ve tam zamanlı haftalık çalışma saatleriyle alakalı detaylı bir çalışma yayımladı.

Türkiye Fazla Çalışma Sıralamasında Birinci

2016 verilerini baz alan ve haftalık 60 saat ve üzeri çalışan emekçilerin ülke genelindeki genel istihdama oranlandığı tabloda, Türkiye yüzde 20,9 ile OECD ülkeleri arasında birinci konumda. İkinci ve üçüncü sırada ise Kolombiya ve Kosta Rika yer alıyor.
OECD’nin sunduğu veriler, kaynakları itibariyle kayıtlı çalışan toplam istihdamın (yarı ve tam zamanlı emek gücünün toplamı) verisini içermekte. Veriler bu halde bile, maalesef Türkiye’nin haftalık çalışma saatlerinde her yaş ve yıl araştırmasında tablonun ya birincisi sırasında ya da üst sıralarında yer aldığını gösteriyor.
Toplam istihdam ortalamasında Türkiye’de haftalık çalışma saatlerinin 46,5 saat olduğu görülmekte. Bu durum, İş Kanunu ile kısıtlanan “en fazla çalışma saati” düzenlemesine de aykırı.

İş Kanunu: En Fazla 45 Saat

4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesine göre haftalık çalışma süresi 45 saat, kanun aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine eşit olarak dağıtılacağını hükme bağlanmakta. Buna göre, haftanın altı günü çalışılan bir işyerinde günlük çalışma süresi 7,5 saat olmak durumunda.
Yarı zamanlı işlerse, aynı iş kanununa göre, haftalık tam zamanlı mesainin üçte ikisi, yani 30 saatle kısıtlanmak zorunda. Tablodaki veri bunun uygulanmadığını göstermekte.

Baristalıktan İnşaat İşçiliğine, Çevirmenlikten Çocuk Bakıcılığına

Türkiye’de genç emekçiler, geçimlerini sağlamak için çok yaygın bir yelpazede ya istihdam edilmekteler, ya da kendilerini istihdam etmekteler.
Bu istihdam alanlarından en yaygını, kafe-bar emekçiliği olarak genellenebilecek baristalık ve garsonluk meslekleri. Saat bazına göre ücretlendirilen, kayıt dışı çalışan ve hiçbir denetime tabi olmayan genç emekçilerin bu sektörde iş tanımlarının da sınırı yok. Barista olarak işe alınan bir genç emekçi, kendisini çalıştığı işyerinde badana yaparken bulabiliyor. Ücretler elden veriliyor, kayıt tutulmuyor, bu yüzden istatistiklere dahil edilmiyor.
Büyük kent merkezlerinde ve çoğu ilde kendisine kafe-bar sektöründe iş bulamayan genç emekçilerin inşaatlarda çalıştığı da bilinen bir gerçek.
Çeşitli internet siteleri ve “networkler” kullanarak çeviri metni bulan, yabancı dil eğitimi almış genç emekçiler, “serbest” çevirmenlik de icra etmekteler. Hiçbir denetime ya da standarda uyarlanmayan bu sektör, yine kayıt dışı.
Popülerleşen başka bir alansa çocuk bakıcılığı. Ülkenin iyi üniversitelerinde okuyan özellikle genç kadın emekçiler, çocuk bakıcılığı da yapmaktalar. Ailelerin sosyal medya ve internet siteleri üzerinden verdikleri ilanlarla “oyun annesi” kadın üniversite öğrencileri bulunurken, bu sektör de kayıtlara geçirilebilen cinsten değil.
Dört örneğe kısaca değinilmiş olsa da, bu örnekler esnek üretimin ve derin sömürünün* gerçekleştiği alanların sadece birkaçı.

Shift Dedikleri: Ara Yok, Yemek Yok

Yarı zamanlı çalışan genç emekçilerin yaşadığı bir diğer zorluk da günlük mesai saatleri. OECD verileri, haftalık verilere ilişkin istatistik toplarken, gün içerisindeki mesai saatleri bilgisine yer vermemekte.
Kayıtlı sektörlerde İş Kanunu uyarınca, günlük en fazla çalışmanın 7,5 saat olarak kısıtlanması ve kesintisiz 1 saat öğlen aralarının olması kararlaştırılmış durumda. Ancak, işyerlerinde kayıtlı çalışan emekçilerin bile yemek aralarının geçiştirildiği, molalarının kısıtlandığı bilinen bir durum.
Kayıt dışı sektörlerdeyse genç emekçiler çok uzun “shiftlerle” çalışmak zorunda bırakılıyorlar. Özellikle bar ve kafe emekçilerinin karşılaştığı bu durumda, shiftler aralıksız 10-12 saati bulabilmekte. Denetlenmeyen patronlar, çalışanlarına vermek zorunda oldukları kesintisiz 1 saat molayı çoğu işletmede vermemekteler.
4