Toplumsal olmayışın yırtıcılığı mı yoksa toplumun esaretini mi tercih etmeli?

5 Eylül 2019

İnsanlar toplumsal varlıklardır. Yaşamlarını sürdürebilmeleri için mutlaka bir topluma ihtiyaç duyarlar aksi halde, insan vahşi bir hayvana dönüşebilir. Bir düşünelim, bir insan bir ormanda doğuyor, veya başka bir yerde yalnız başına büyüyor ve yalnız başına yaşıyor. O insan kesinlikle hiçbir insan vasfı taşımaz. Çünkü konuşamaz, ve hatta belki düşünemez. İnsanların konuşup düşünebilmeleri ve diğer çeşitli insan vasıflarına sahip olabilmeleri için, bir toplum içerisinde belli bir kültür dahilinde yaşıyor olmaları gerekir. Aksi halde tek başına yaşayan yırtıcıdan farksızdırlar. İnsanlığın doğuşundan itibaren süreç içerisinde insanlar toplumsallaşmış ve toplumsallaşmak insanları birazda esir etmiştir. Çünkü bu süreçte toplum değerleri gelişmiş ve o değerlerin dışına çıkmak insanların oluşturdukları toplumdan tekrar dışlanmalarına sebep olmuştur. Oluşan bu topluma ayak uydurması gereken insan ise toplumun gerektirdiği gibi yaşamak zorunda kalmıştır. Elbette insanlar toplumsallaşmalı ve toplum değerlerine sahip çıkılmalı. Ancak körü körüne yaşamak ve toplumun bir koyun sürüsüne dönüşmesini kabullenmek de sanırım insan olma vasıflarının kaybolmasına neden oluyor. Yazımın başında dediğim gibi toplumsallaşmamış ve bir kültür içerisinde gelişmemiş bir insan hiçbir insan vasfı taşıyamaz ve bir yırtıcıdan farksızdır. Fakat toplumun sürüleşmesi insanın o toplum içerisinde bir koyuna dönüşmesi söz konusu olduğunda tekrar başa dönüyor ve farkında olmadan bir yaban hayatı sürmeye devam ediyoruz bir yırtıcı olacak değil ama bir koyun olarak. Toplum o derece etki ediyor ki insana kişi artık kendi benliğini ve varlığını unutuyor. Hiçbir şey düşünmüyor ve hiçbir şeyi sorgulamıyor. Verilen emirlere ve buyruklara itaat edip toplumun arasında benliğini ve insan olma vasıflarını yitiriyor.

Hal böyle olunca, kişi toplumun disipliner sınırlarına hapsoluyor ve mahkumluğundan habersiz bir esir olarak yaşamını ikame etmeye devam ediyor. Toplumsal olmayışın yırtıcılığı mı yoksa toplumun esaretini mi tercih etmeli? bunun cevabını sizlere bırakıyorum. İnsan, eğer düşünmüyor, sorgulamıyor ve yorumlamıyorsa bir hayvandan ya da fotosentez yaparak hayatta kalan bir bitkiden farksızdır. İnsan doğruyu ve yanlışı sorgulamalı, toplumun doğrularını ve yanlışlarını reddetmeli. Elbette tüm dünya da kabul görmüş ve kanıksanmış doğrular, yanlışlar vardır ve bunlar burada bahsettiğim her şeyin istisnasıdır. Anlatmak istediğim açık ve nettir. İnsanlar koyunlaşmamalı. Gerek siyasi, gerekse sosyal anlamda, insanların koyunlaşması ülkenin sürüleşmesine yol açar. Ve sürüye kurt bir gün mutlaka girer.
Koyunlaşmamış insanlar, sürüleşmemiş bir ülke umuduyla…

Koyunlaşmayalım…

Yorumlar (0) Yorum Yap

/