TAHTA MASA

Baya uzun zaman olmuştu.

Sabah kalkar kalkmaz perdesini araladı.

Bulutlara ne olmuştu öyle; mavinin üzerine serpiştirilmiş küçük pamuk parçaları gibiydiler.

Ohh..Güzel büyük derin bi nefes aldı.

Keşke gökyüzüne uçabilseydik.

Keşke o uçakla arasından geçtiğimiz bulutların arasında hep kalabilseydik.

Ağır adımlarla mutfağa doğru ilerledi. Taze kahve kokusunu çekti içine.

Ne güzel bir sabahtı öyle..

Sonra uzanıp radyonun sesini yükseltti. En sevdiği şarkı olmasa da güzel bi melodiye denk gelmişti.

Gelmese bile bu tabloyu bozan bi şey olmamalıydı diye geçirdi içinden.

Verandanın kapısını araladı. İçeri koşarak giren rüzgarın bedenini ürpertmesine izin verdi.

Sonra gözleri tezgahın üstündeki kırmızı çaydanlığa gitti.

Küçükken evleri nasıl da kalabalıktı. Nasıl da büyüktü insanlar.

Her odadan başka biri çıkardı. Çaydanlığın altındaki su hep yenilenirdi.

Ne çok çay içerlerdi o zaman. Sonra masada oturacak yer kalmazdı. Odalardan sandalyeler toplanır o yuvarlak masanın tadı her sabah başka olurdu.

Her sabah başka kokusu olurdu.

Her sabah başka sesi olurdu.

Her sabahın bir anlamı olurdu.

Ne güzeldi. Ne şanstı.

Şimdi büyük uzun beyaz yemek masasına bakınca hüzünlendi. Eksik hissetti.

Ne güzel annesi her sabah yoldan geçen çocukları çağırır, masayı donatırdı.

‘Kalabalık her zaman iyi değildir. Ama yemeğin kalabalık olmadan tadı olmaz derdi.

Aç pencereni illaki her sabah yalnız köşe başlarında çekingen bakışlı çocukları görürsün.

Al masana . O zaman şu sevmediğin çayın bile tadı güzel olur.

Şu tahta masanın bi amacı olur.’

Kahvesini tezgahın üstüne hızla bırakıp çayın altına su koydu.

Dolabı açıp birer birer yerleştirdi kahvaltılıkları. Çatalları, bardakları hızla aldı çekmeceden.

Diğer odalardan sandalyeleri alıp sıkıştırdı her tarafına.

Hemen üstüne bir şey geçirip fırına gitmeliydi. Çocuklar her zaman sıcak ekmeğe bayılırdı.

Koşarak çıkarken kapıdan döndü köşesi gözüken beyaz masasına baktı.

Evet masanın bu sabah bir anlamı vardı !

Yorumlar (0) Yorum Yap

/