SATRANÇ ETKİSİ

25 Temmuz 2019

Bir oyun oynuyorsun ve karşındaki kişi sana ŞAH dedi… Sonra ne mi oldu MAT anlamadın değil mi? Bir anda bir felekat ve karmaşa zihin berbat tüm psikolojik etmenler ayakta… Ve şimdi sizi üzen yere gelelim, donelerimize bir değinelim bir satranç tahtası,2 rakip ve ne mi oldu sonuç ŞAH-MAT neden mi oldu, sorusu yine akıllarda?
Demek istediğim şu aslında ben bir başarı gurusu ya da hayatında çok başarılı olmuş birisi değilim, ama yaşadığın hayatta eğer nefes alıyorsan   bile bu  senin başarı öykündür. Belki dünya bunu konuşmaz ama senin sevenler hayata şükrederler.
Şimdi gelelim afilli laflara, kelime oyunlarına bunları benden beklemeyin çünkü bir pazarlama stratejim yok hayatımda gerçek(realist) denilen herkes tarafından bilinen sıradan bir şekilde yaşamaya çalışıyorum.Tabi biraz hayalperestlik de var.
Bu arada başlıkta satranç etkisi ile söze başlayıp farklı konulara dalarak herhangi bir tezatlık yapmıyorum yazımın devamında sabırlı olan okuyucular zaten bu dediklerimi birbirine bağlayacaktır.
Şimdi baştan başlayalım bir satranç tahtası üzerinde farklı farklı taşlar ve beyaz tarafta olan rakibinizin oyuna bir hamle yapması ile başlıyorsunuz. Bunları çoğu kişi zaten biliyor ama bu yazı ile satranç ilişkisinde şunu demek istiyorum. Sayın okuyucular sizler satranç tahtasında bir taşı ifade ediyorsunuz hepimiz dünyaya geldiğimizden beri, beynimizin anne ve babadan öğrendikleri sonra, işin içine çevrenin girmesiyle bir role bürünüyoruz… Aslında senaryosu kimi zaman bize bağlı olan bir filmin içindeyiz… Şimdi satranç tahtasında piyon bile olduğumuzda bizim bir rolümüz var yani oyunun kaderini her zaman değiştirmek için bir şansımız var…
Buradan sonra benim de kafam karıştı yazıda… 
Şakası bir yana satranç tahtasının başına bir rakip olarak oturuyoruz ama yenildiğimizde üzülüyor belki hayata küsüyoruz ama bunun öncesinde bizdeki başarısızlığın asıl nedeni nedir? Sorgulamayı bırakıyoruz aslında önce rakip tarafına geçmeden bir piyon olmak lazım küçük ama oyunu etkilemede kimi zaman bir piyon olmak gerekir sonra yavaş yavaş yükselmeli bir fil bir at olmalıyız bunlar bize hayatı öğretir bize biz olmayı asıl kimliğimizin ne olduğunu öğretir…
Dostlar sürekli hedeflerimiz sürekli hayat karmaşamız var yaşadığımız hayatta 1 dakikanın tadını bile bilemiyoruz… Hani derler ya 10.000 saat kuralı vardır diye ben insanın bu ve bu gibi felsefeleri kendisine de dayatmasını istemem. 
Dostum geldiğimiz yaşamda hepimiz kabul edilmiş  bir kişiyi rol model alma bir kişinin felsefesini kendine edinme gibi bir yaklaşım ile dünyaya geliyoruz ama hayata geldiğimizde zaten bizim ailemiz bir felsefemiz onların yanında geldiğimizde hayat zaten bize bir felsefe ve bir amaç veriyor.
Demem odur ki satranç tahtasında üzülmeden önce bir piyon olmayı ve hayatın o küçük dehlizlerinde neler oluyor görmeliyiz.
Okuduğunuz için teşekkürler…

Yorumlar (0) Yorum Yap

/