Calibration Engineer, Tech Editor, DJ
2 Kasım 2018
Farklı Bir Bakış Açısı: Üniversitelerde PowerPoint Kullanımı Kaldırılmalı mı?
Dinlediğiniz dersleri, yüzlerce sayfa slaytlardan öğrenip, bu bilgilerin kalıcı olduğuna inanıyor musunuz?
Yapılan araştırmalara göre dersi slaytlar üzerinden işlemek, öğrencileri aptallaştırmakta ve öğretmenleri de öğrencilerin gözünde sıkıcı yapmakta. Her ne kadar sonuçlar böyle olsa da, üniversiteler hala öğrenci memnuniyetini düşünüp daha modern eğitim vermek adına bu tarz eğitime devam etmekte.

PowerPoint'in eğitim konusundaki sorunları nelerdir?

Slaytlar üzerinden ders işlemek, tuhaf bir şekilde öğrencilerin daha az ders çalışmasına, daha az ödev yapıp, daha az araştırmasına sebep oldu. Öğrencilere göre derse çalışmak ve not tutmak anlamsız hale geldi. Çünkü zaten hazır bir şekilde indirebilecekleri dokümanlar vardı.
Öğrenciler her ne kadar basılı bir kitaptan çok PowerPoint'i tercih etse de yapılan araştırmalar gösteriyor ki, PowerPoint sizi ne daha başarılı bir öğrenci yapıyor ne de daha zeki.

PowerPoint sunumlarının eğitim düşmanı olmasının üç ana sebebi

1) Slaytlar kişinin karmaşık problemler karşısında düşünme cesaretini kırıyor.
2) Dersleri slaytlar üzerinden işlemek, öğrencilerin her bir dersi slayt olarak algılanmasına neden oluyor. Bu nedenle karmaşık ve anlaşılması zor dersler bile çoğu zaman kolay birer slayt gösteri olarak gözükebiliyor.
3) Slaytlar beklentileri karşılayamıyor. Her bir sunumda, proje veya konu hakkındaki her bir detayın bulunması gerektiği düşünülmekte. Derse katılmayıp, araştırmadan, pijamalarınla dersi okuyarak geçmeyi kim istemez?

Eğer sunum formatı gerçekten bu kadar kötü ise neden bu kadar popüler?

Üniversiteler öğrencilerin ne denli tatmin olduğunu anketlerle ölçüp gözlemlerler, fakat neleri öğrendiklerini ölçmezler. Genellikle firmalar eğitimin efektif olup olmadığına bakmadan öğrenciler üzerindeki ölçümleri göze alırlar. Powerpoint seven öğrencileri göz önüne aldığımızda sonuçları tahmin etmek pek de zor değil.
Sınavlar, sözlüler ve ödevler genellikle bilgiyi ya da kabiliyeti ölçmede kullanılır. Öğrenme ise bir şeyi bilgi dağarcığındaki veya yetenekteki değişim olduğu için, zamanla ölçülmesi gerekmektedir.
Öğrenme kabiliyetini ölçmeye çalıştığımızda ise sonuçlar pek de iç açıcı olmuyor. Amerikalı araştırmacıların lisans seviyesindeki öğrenciler ile yaptığı araştırmaya göre dört senelik eğitim hayatları boyunca öğrencilerin kayda değer bir gelişim göstermedikleri ortaya çıkmış.
Öğrencileri üniversite eğitimlerinin başında, ortasında ve sonunda Collegiate Learning Assessment denilen, analitik düşünme, kritik düşünme, problem çözme gibi konularda ölçümler yapılan bir yöntem ile test etmişler.

"Bence her üniversite öğrencilerinin öğrenim becerilerini test etmeli, bunlara bağlı olarak da öğretme metodlarını geliştirmelidir. Powerpoint kullanımı ile öğrenme arasındaki ilişkiyi ölçülendirebildiğimiz gibi diğer yöntemleri de denemeliyiz."

Üniversiteler, öğrenmeden çok öğrencilerin memnuniyetini ölçmeye devam ettiği sürece daha az çalışan ve öğrenmeye daha az meyilli bir nesil yetişmeye devam edecektir.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:


1