5 Haziran 2017
Pixar Animation’ın kurucusu Ed Catmull’ın gözünden ‘Başarısızlık ve Hatalar’
“Çoğumuz için başarısızlık, beraberinde koca bir bavulla gelir ki bunun doğrudan okul günlerimizden gelen bir alışkanlık olduğuna inanıyorum. Küçük yaştan başlayarak kafamıza şu mesaj kazınmıştır: Başarısızlık kötüdür; çalışmadığınız ya da hazırlığınızı yapmadığınız anlamına gelir; başarısızlık kaytardığınız ya da daha kötüsü, yeterince zeki olmadığınız anlamına gelir. Yani başarısızlık utanılacak bir şeydir. Bu algı uzun süre yetişkinlikte de devam eder; sık sık sözü edilen başarısızlığın avantajlarına dair argümanları papağan gibi ezberlemiş insanlarda bile. Sadece bu konu üzerine kaç makale okudunuz? Ve yine de , onaylarcasına başlarını salladıkları halde, bu makalelerin okurlarının çoğu başarısızlık karşısında hala çocukken gösterdikleri duygusal tepkileri gösterirler. Bu ellerinde değildir:

İlk utanç tecrübesi kolay kolay silinmeyecek kadar derindir. İşimde sürekli olarak insanların başarısızlığa direndiğini ve başarısızlığı reddettiğini, başarısızlıktan kaçınmak için var gücüyle çabaladığını görüyorum, çünkü ne dersek diyelim hatalar bize utanç verici gelir. Başarısızlık karşısında içgüdüsel bir tepki duyarız: Başarısızlık acıdır.

Başarısızlığa farklı şekilde bakmamız gerekiyor. Doğru şekilde yaklaşıldığı zaman başarısızlığın büyümek için bir fırsat olduğunu söyleyen ilk insan ben değilim. Fakat çoğu kişi bu hataları her insanın başına gelmesi gereken musibetler olarak yorumluyor. Hatalar yaşanması gereken musibetler değildir. Hem de hiç. HATALAR YENİ BİR ŞEY DENEMENİN KAÇINILMAZ SONUÇLARIDIR. (Ve böyle oldukları için de değerli adımlar olarak görülmeleri gerekir; HATALAR OLMAZSA ORJİNAL FİKİRLERDE OLMAZ). Ve yine de, başarısızlığı kucaklamanın yeni şeyler öğrenmenin önemli bir parçası olduğunu söylerken bile, bu gerçeğin bilincinde olmanın yeterli olmadığının da bilincindeyim. Çünkü başarısızlık acı verir ve bu acı karşısında hissettiğimiz duygular onun değerini anlama yetimizi bulandırır. Hataların iyi ve kötü yanlarını ayırabilmek için acının gerçekliğini ve bunun sonucunda gelen büyümenin faydalarını tanımamız gerekir.

İnsanlar kendi hallerine bırakıldıklarında başarısız olmayı istemezler. Fakat Andrew Stanton sıradan biri değildir. Pixar’da durmadan söylediği “Erkenden, hemen yanılmaya bak.” Ya da “Ne kadar çabuk yanılırsan o kadar iyi.” Laflarıyla tanınır. Andrew hata yapmayı bisiklet binmeyi öğrenmeye benzetir; hata yapmadan, birkaç kez tepetaklak düşmeden bunu öğrenmek düşünülemez. “Düşmekten korkmamak için bulabileceğiniz en alçak, yere en yakın bisikleti bul, dirsekliklerini ve dizliklerini tak ve yola koyul” der. Denediğin her yeni şeyde bu mantığı uygularsan hata yapmak konusundaki önyargıları yenmeye başlarsın. Ve ekler “Gitar çalmayı yeni öğrenen birine, ‘Çalmaya başlamadan önce parmaklarını gitarın sapında nereye koyduğuna dikkat et, çünkü gitar çalmayı bir kere öğrenirsin ve olay orada biter. Ve eğer yanlış yaparsan bu işi bırakıyoruz’ demezsin. Hiçbir şey böyle öğrenilmez değil mi?” “

YARATICILIK A.Ş kitabından alıntıdır.

5

arrow_upward