Nükleer Enerjiden Akıllı Şebekelere

Hüseyin GÜZEL

Hüseyin GÜZEL

EEE / PM / MSc / huseyinguzel.net

25 Haziran 2017

Almanya 2022 yılına kadar nükleer teknolojiden vazgeçip akıllı şebekeler ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapacak.
GlobalData firmasının araştırmasına göre Almanya nükleersiz bir geleceğe hazırlanıyor. Ancak maliyet ve güvenilirlik risklerine karşı akıllı şebekeler, bu geçiş sürecinde oldukça önemli bir rol oynayacak.
Almanya, Japonya’da meydana gelen Fukushima Daiichi nükleer kazasının ardından 2011 yılında nükleer tesislerini aşamalı bir şekilde kapatacağını ve tamamen yenilenebilir enerjiye geçeceğini açıkladı. Kazanın ardından 8 nükleer reaktör hemen kapatıldı, bu kapatma kararının ardından Almanya’nın 2010 yılında 133 TWh olan nükleer enerji üretimi 102 TWh’e düştü. 2011 yılında ülkenin kurulu rüzgar gücü 29.264,8 MW ve kurulu güneş gücü 24.870 MW olarak açıklanmıştı ki tüm enerji üretiminin % 32’sine denk düşüyor.
Bilindiği gibi rüzgar ve güneş enerjisi tesisleri, atmosfer şartlarına bağlı olarak düzensiz çalışma riski yaratıyor. Düşük ve düzensiz rüzgar hızlar rüzgar türbinlerini etkilerken bulutlu havalar güneş santrallerini olumsuz etkiliyor. Özellikle pik saatlerde (yani elektrik talebinin en yüksek olduğu saatlerde) yenilenebilir enerji kaynakları yetersiz kalabiliyor. şebekedeki bu tehditleri önlemek isteyen alman yetkililer, akıllı şebekelere daha çok yatırım yapma kararı aldılar.
FACTS olarak da bilinen Esnek Alternatif Akım İletim Sistemi (Flexible Alternating Current Transmission Systems) ile hızlı bir şekilde reaktif güç kompanzasyonu yapılabiliyor. 

D-VAR olarak bilinen Dinamik Volt-Amper-Reaktif (Dynamic Volt-Amp Reactive) sistemi ise rüzgar santrallerinin şebekeye bağlandığı noktalardaki bozucu etkileri algılayabiliyor.
Ülkenin hali hazırda enerji depolama tesisleri mevcut ancak yenilenebilir enerji tesislerinin yaratabileceği kararsız durumlara karşı bu tesislerin sayısının artacağı öngörülüyor. Yakıt hücreleri, sıkıştırılmış hava depolaması (Compressed Air Energy Storage – CAES), Pompalanmış Sıvı Depolaması (Pumped Hydro Storage – PHS) gibi teknolojiler, yenilenebilir tesisleri desteklemek için kullanıma hazır. Enerji depolama tesisleri, elektrik arzı ve talebi arasındaki dengeyi korumak için anahtar bir rol üstleniyor.
Büyük ölçekli nükleer enerji tesisleri, elektrik fiyatının düşmesini sağlıyor ve ülkeye prestij kazandırıyor. Ayrıca yenilenebilir enerji tesislerinin bir ülkenin tüm enerji ihtiyacını karşılayabilmesi için uzun bir zamana ihtiyaç var. Akıllı şebeke teknolojilerinin gelişmesi ile nükleer enerji zamanla arka planda kalacak ancak bunun için daha uzun bir zaman var gibi görünüyor.
Aşağıdaki bağlantıda GlobalData’nın raporu hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz. Rapor ücretli olarak sunuluyor.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/