Motivasyonun zirve noktası ‘Akış Hali’

little.matmazel

little.matmazel

Öğrenmeyi seven,sevmeyi öğrenen bir öğretmen...

24 Ağustos 2019

Daniel Goleman ilk baskısını 1995 yılında yayınladığı Duygusal Zeka / Emotinal İntelligence isimli muhteşem eserinde duygularımızın zeka ve yetenek bağlamında ilişkisini incelemiş, daha önce bu konularla ilgili yapılan araştırmalardan ve deneyimlerden yararlanmıştır.

Goleman motivasyonun zirve noktası olarak da tanımladığı akış halini şu cümlelerle anlatır “Akış, kişinin kendisini unuttuğu bir ruh hali olarak tasalanma ve kaygının tam karşıtıdır.Sinirli bir şekilde evhama kapılmak yerine akışı yaşayan kişiler, kendilerinin bile farkında olmayacak şekilde yaptıkları işe gömülür, günlük hayatta zihinlerini meşgul eden küçük şeyleri -sağlık, faturalar, hatta işlerin yolunda gitmesi- bir kenara bırakırlar. Buna karşılık akış halindeki kişiler yapmakta oldukları işe tamamen hakim, tüm tepkileri işin değişen talepleriyle tam bir uyum halindedir. Akış yaşayan kişiler performanslarının doruğunda olsalar da nasıl olduklarıyla, yani başarı ya da başarısızlık düşünceleriyle ilgilenmezler; onları harekete geçiren şey, salt o faaliyeti yapmaktan duydukları zevktir.

Akışa Girmenin Yolları

Akışa girmenin farklı yolları vardır bunlardan biri bilinçli olarak yapılacak işe keskin bir dikkatle odaklanılmalıdır; akşın temelinde yüksek bir konsantrasyon hali vardır. 

   Akış can sıkıntısı ile kaygı arasındaki o hassas bölgede oluşur.Bu bölgeye kişilerin giriş,yetenekli oldukları bir işi bulup, ona kedilerini biraz zorlayacak bir düzeyde girişmeleriyle de mümkün olur.
Akışı yaşayan birisine  baktığınızda, zorun kolay olduğu izlenimini edinirsiniz; doruk noktasındaki performans doğal ve olağan görünür. Beyin sakin bir durumdadır. Sinir devrelerinin uyarılması veya bastırılması o anın gerekleriyle uyumludur.
Akış ve optimal performans bölgesi, kortikal verimliliğin cenneti gibidir; harcanan enerji, en alt düzeye iner. İnsanların akış haline girebilmek için sık sık alıştırma yaparak iyice ustalaştığı düşünülmektedir. Üstünde iyice çalışılmış olan hareketler, öğrenilmekte olanlardan ya da çok zor gelenlerden daha az beyin gücü gerektirir. Bunların yanı sıra Goleman akış halinde kendinden geçme durumunu tefekkür halinde bulunan bir kişinin kendinden geçmesi durumuna da benzetmiştir.
Bu konuyla ilgili deneyler hala Chicago Üniversitesinde çalışan ve Akış Teoreminin babası olarak bilinen Mihaly Csikszentmihalyi tarafından yapılmıştır. Csikszentmihalyi sanat okulunu bitireli on sekiz yıl olmuş iki yüz ressam üzerinde yaptığı bir araştırmada öğrencilik günlerinde salt resim yapmanın zevkini tadanların sonradan gerçekten ressam olduklarını tespit etmiştir.Buna karşın Sanat okuluna ün ve zenginlik rüyasıyla girenlerin ise mezun olduktan kısa bir süre sonra sanattan uzaklaştığını gözlemlemiştir.

Csikszentmihalyi bu deney sonucunda şu sonuca varıyor: “Ressamlar her şeyden önce resim yapmak istemelidir.Eğer sanatçı tuvalin önünde bunu kaça satacağını ya da eleştirmenlerin ne söyleyeceğini düşünüyorsa, özgün tarzlar deneyemez. Yaratıcı başarılar tüm zihni bir noktada toplamaya dayanır.”

Akış halini daha sık yaşayabilmek, uzun süreli yüksek ve derin konsantrasyon hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz:
https://www.ted.com/talks/mihaly_csikszentmihalyi_on_flow?utm_campaign=tedspread&utm_medium=referral&utm_source=tedcomshare
Kaynakça

Goleman, D. (1996). Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir? İstanbul: Varlık

Yorumlar (0) Yorum Yap

/