Yeditepe Üniversitesi Psikoloji
15 Mart 2019
Instagram Ebeveynlerinin Psikolojik Tahlili ve Sürekli Kamera Önünde Olmanın Çocuklara Zararları
2010 yılında AVG internet güvenliği firmasının yaptığı bir araştırmaya göre ABD’de doğan çocukların %90’ı henüz iki yaşına gelmeden dijital bir varlık göstermeye başlıyor. Bu da ancak ebeveynlerinin çocukların fotoğraf ve özel hayatlarını sosyal medyada paylaşmasıyla mümkün olabiliyor.
Sosyal medyanın tehlikelerini tartıştığımız şu günlerde uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarının sosyal medya bağımlılıklarından duydukları endişeyi aslında kendi paylaştıkları ‘aile’ fotoğraflarına yöneltmeleri gerektiğini düşünüyor.

Ebeveynler Bunu Neden Yapıyor?

Sosyal medya en iyi, mükemmel, olumlu ve kabul gören halimizi paylaştığımız alan. Bir insanı tanımanın ve onu yargılamanın yolu onun Instagram postlarını analiz etmekten veya Twitter hesabını nasıl yönettiğini anlamaktan geçiyor. Çocuklarının fotoğraflarını sürekli paylaşan özellikle annelerin bunu yapmasının oldukça psikolojik sebepleri var: onay ihtiyacı ve gurur hissi.

Özellikle annelerin çocuklarını yetiştirme tarzları, onlara karşı takındığı
tavırlar çevredeki diğer insanlar (anneler) tarafından sıklıkla eleştirilip ve yargılanıyor.

Annenin bebeği nasıl beslediğinden çocuğunu gönderdiği okula kadar her ayrıntı, sosyal baskılarla sarmalanıyor, annenin her davranışı ölçülüp tartılıyor. Kolektif ve ataerkil toplumlarda sık karşılaşılan bu durum, annenin çocuğunu yetiştirirken her adımı hesap etmesine, çocuk bakmanın oldukça stresli bir duruma dönüşmesine ve en önemlisi başkaları tarafından onaylanma ihtiyacı duymasına neden oluyor.

Günümüzde onaylanmanın veya reddedilmenin gerçekleştiği mecra olan sosyal medya ise, annenin bu telaşlı onay arayışı için bir araç haline geliyor.

Araştırmalar annelerin çocuklarını sosyal medyada paylaşırken en sık kullandığı kelimenin ‘gurur’ olduğunu gösterdi.

Doğdukları andan itibaren ailelerinin en büyük ve kıymetli gurur kaynağı olan çocuklar, henüz dünyayı bile tanıyamayan birer bebekken ailelerinin sosyal konum arayışında ve doğru ebeveynlik yarışında piyon haline geliyor. Aileler ebeveynliğin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirdiklerine dair sosyal bir onay alma ihtiyacı hissediyor.
Bu ihtiyaç da bebeğin doğduğu dakikada paylaşılan gönderilerle, çocuğa sunulan her eşya ve oyuncakla çekilen fotoğraflarla ve hatta henüz doğmamış bebeklere açılan özel hesaplarla karşımıza çıkıyor.

Bu Alışkanlığın Çocuklara Ne Gibi Zararları Var?

Günümüzde çocuklar henüz bir yaşına gelmeden tablet ve telefonlarla vakit geçirmeye başlıyor. Bilişsel yeteneklerini körelten, sosyal becerilerini kısıtlayan, sağlıklarını bozan bu durum, ailelerinin de sosyal medya bağımlısı olmasıyla daha da tehlikeli bir hal alıyor.

Yaşları büyüdükçe kendi haberleri ve izinleri olmadan fotoğraflarının paylaşıldığının farkına varan çocukların hissedeceği utanç ve kızgınlık tahmin edilenden daha yıkıcı olabilirken, doğdukları andan itibaren neredeyse her günleri sosyal medyada paylaşılmış olan çocukların hayatları boyunca çok ciddi psikolojik problemlerle karşılaşabileceği de belirtiliyor.
Ailesinden hayatının yalnızca iyi giyimli, çok eşyaya ve paraya sahip, gülümseyerek poz verirken kabul edilebilir olacağını öğrenen çocuk, büyümeye başladığında kendine üzgün olma fırsatı vermemeye, her anını başkalarına göstermek için yaşamaya ve en önemlisi de sahte bir hayat kurmaya başlıyor.
Küçük yaştaki çocukların bile özel hayatlarına saygı duyulması gerektiği çoğu zaman aileler tarafından gözardı edilerek çocuk sahip olunan bir nesne, kullanılan bir oyuncak ve kendi hislerini tatmin için bir araç haline getiriliyor.
2

arrow_upward