Kırmızı her zaman kazanır | @SouthCarolina
12 Temmuz 2019
İlber Ortaylı’dan ”Gençler Yurt Dışına Gitmeli mi Yoksa Kalmalı mı?” Sorusuna Uzun Bir Cevap
İlber Ortaylı ''Gençler Yurt Dışına Gitmeli mi Yoksa Kalmalı mı?'' sorusuna uzun ve değerli tespitlerin yer aldığı bir cevap veriyor.
Yazı Tuhaf dergisinden alınmıştır.

"Gençlerimiz ve kendini entelektüel addedenlerimiz, gitmek istiyorlar: Batı’ya ya da Amerika’ya, çoğu zaman geri dönmeme arzusuyla."

"Bu göç dalgası, yalnızca büyük şehirlere özgü de değil: Anadolu’daki herhangi bir üniversiteyle İstanbul’un alaturka muhitleri arasında, gitme isteği açısından belirgin farklılıklar yok. Türkler arkalarına bakmadan ülkemizi terk etme eğilimindeler. Maalesef bu eğilimlerinin karşısında duracak bir sosyal devlet yapısı da gözükmüyor. "


"Türkler yurt dışında hiçbir ülkede görülmeyecek bir işçi sınıfını temsil ediyorlar. Almanya örneğini ele alalım: Türk milleti çalışır, biriktirir, suç potansiyeli düşüktür. Milletimizin, yaşadığı ülkenin ekonomisine katkısı yüksektir."

"Entelektüellerimizin göçü ise işçi sınıfımıza kıyasla daha büyük uyumsuzluklar doğuruyor. Göç eden entelektüellerimiz kendi renkleriyle ortaya çıkamadıkları için silikleşiyorlar. Türk aydını, ancak gittiği ülkenin moda fikirlerine ayak uydurduğu takdirde o ülkede barınabileceğini düşünüyor; bu büyük ve vahim bir yanılgıdır. Kendi kültürünü beraberinde götürmeyen, kendi rengini yansıtmayan bir entelektüel sınıfı, kimsenin istemeyeceği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Söz gelimi, Almanya’da bibliyofiller vardır: Her meslekten on-on beş kişi hafta aşırı ya da on beş günde bir buluşur, kitapları tartışırlar. Böyle gruplarda Türk aydınlarına pek rastlayamazsınız. Yine Fransız aydın çevrelerinde de Türklerin fazla yeri yoktur."


"Türklerin kolay uyum sağladıkları yerler de yok değil."

"Örneğin Amerika’yı ele alalım: Amerika’ya adapte olan insanlarımız var ve iyi yaşamlar kurabiliyorlar. Nobel alan insanlarımız bile Amerika’dan çıkıyor. Kürsülerinde en çok Türk bulunan ülke Amerika. Türklerin her zaman bu uğurda aşması gereken birtakım bariyerler vardır: Bu yüzden insanlarımız, bu ülkeden gitseler de bunun bir kurtuluş olmadığını bilmeliler."


"Emeklerinizin karşılığını bulamayabilirsiniz, sevdiğiniz ve özlem duyduğunuz mevkilere gelemeyebilirsiniz. Bu konuda büyük zorlukları aşmak için mücadele ederken renginizden ödün vermeyip silikleşmemek ilk koşulunuz olmalı. "

"Çünkü gitmek, tek başına kurtuluş değildir. Gençlerimiz, hep söylediğim gibi dünyayı tanımalı, farklı coğrafyalara dair tecrübe taşımalılar. Fakat ne yazık ki bir Türk’ün, kendi ülkesi dışında ebedi bir mutluluk taşıyabileceğini düşünmüyorum. Eğer bir toplum, işleyişini bazı grupların taleplerine ve yağmacı hegemonyasına göre şekillendirirse orada gelecek olmaz. İran bu duruma örnektir: Altı milyon insanın göçünü gördük, çünkü insanların saplantılı doktrinler altında yaşama tutunması imkânsızdı."


"Peki bu günlere nasıl geldik? En büyük payı beceriksiz işadamlarına veriyorum. Hayata yalnızca maddi menfaatleri üzerinden bağlanan bu insanlar, gemiyi ilk terk edenler oldular ama gittikleri ülkelerde de umduklarını bulamadılar."

"Aralarında tutunamayıp dönenler olsa da onların terk ettiği çanağı yalayacak sinekler çoktan çıktı bile... Biz yaşadığı toprakların değerini bilememiş ve güzelliklerinin farkına varamamış bir dönemin insanlarıyız. Bu yüzdendir ki Türkiye’den gitmek isteyen insanlarımızın da ülkemizi yeterince tanıdığını ve buraya dair güçlü anılarının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü şehirlerimiz, kültürel bakımdan insana bir renklilik ve özlem aşılayabilen yapılar taşımıyorlar. Güzide şehrimizi bile kendi ellerimizle mahvetmek üzereyiz ve şehirlerimizi bu hale getiren belediyeciliğin, sorumluluk duygusu bir yana, yeni ve sistemli bir vaadi bile yok."


"İstikbalimizi oluşturan gençlerimiz, tüm bu sebepler yüzünden, kurtuluş umudu taşıyarak, çoğu zaman mutluluğu bulamayacakları ve hep yabancısı kalacakları coğrafyalara gidiyorlar ve onlar gittikçe yaşadığımız topraklar daha da çekilmez oluyor."

6
Bizi Facebook'tan takip edin.

arrow_upward