İç Sesimizi Duyuyor Muyuz?

İç sesimiz sürekli olarak mesajlar gönderiyor bize. İçimizdeki duyguları, düşünceleri harmanlayarak kararlar veriyor ve bu kararları dilimize iletiyor, bizim için bir karar alma süreci başlatıyor. 

Bir süre tereddüt yaşasak da, üzerinde düşünüp taşınsak da çoğunlukla bir süre sonra atıyoruz iç sesimizi bir tarafa ya da sesini kısıyoruz ve doğru bildiğimiz yoldan devam ediyoruz. İşte sorun burada başlıyor.  Savunduğumuz onlarca gerekçeyi bahane edip, iç sesimize güvenmiyor, onun gösterdiği yola bir türlü sokamıyoruz kendimizi.

Hayatımızda yaşadığımız birçok sıkıntı da bu yüzden. İç sesimiz ile yüzleşmekten korkuyoruz. Onun gösterdiği yoldan gidip, sonuçlarını göğüslemeyi göze alamıyoruz.

Bir türlü karaya çıkamayan bir denizci gibi dalgalarla boğuşup duruyoruz. Deniz durgunken sorun yok belki: ”İdare ediyoruz” ama su hep aynı kalmıyor. 
İç sesimiz bize: ”Bir karar ver” diyor. ”Bırak ya da devam et” diyor. Karar vermek, bir şeyi bir başka şeye tercih etmeyi gerektiriyor ve her şeye aynı anda sahip olmamıza imkan vermiyor karar süreci. Karar verirken de bu gerçeği kabul etmek gerekiyor.  Edemiyoruz..
Mutlu olmadığımız bir işte yıllarca çalışabiliyoruz bu yüzden. Belki her sabah ”Bu işten ayrılmalıyım” diyoruz kendimize. Masamıza bu sözle oturuyoruz: ”Hayatımı burada tüketmeyeceğim!” İç sesimiz bizi bir karar yönlendiriyor ancak biz harekete geçemiyoruz.
”Daha fazla dinlenmeliyim” diyoruz mesela, ağır geçirdiğimiz bir hastalık sürecinden sonra. ”Bir daha kendimi ihmal etmeyeceğim” . Uygulamayı bekleyen bir karar vermiş oluyor içimizdeki biz. İyileşince, dinlenme zamanını tekrar hasta olana kadar erteleyerek, kararı uygulamayı da erteliyoruz. 
”Bu ilişkiyi bitirmem lazım!” ”Bir daha bana zarar vermesine izin vermeyeceğim” Kötü bir ilişki içinde; belki defalarca  iç sesimizin verdirdiği bu kararı, sürekli olarak uygulamaktan korkarak, acı çekmeye ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz. 
İç sesimizin ifade ettiği karar cümlelerinin her birinin bir anlamı var. Bu karar cümleleri bize önemli mesajlar veriyorlar. Göremediğimiz, hayatın koşturmacası içinde ihmal ettiğimiz ”Biz” i gün yüzüne çıkarıyorlar. ”Yoruldun”, ”Yıprandın” diyorlar; ya da ”Hazırsın”, ”Hadi yola çık artık” , ”Yapabilirsin” diyorlar. 
Biz ise iç sesimizi değil, bizi sarmalına almış ”zamanı değil” lerin peşinden gidiyoruz. 

Hayatın hiç bir zaman en doğru zamanı, en iyi koşulu olmayacak. Ama zaman sorunsalı hep var olacak. Bugün veremediğimiz karar yarınımızı da ipotek altına alacak. Ve biz kaç adet yarınımız var bilemeyeceğiz hiç bir zaman. İç sesimiz bizi uyaracak ve biz her geçen gün daha fazla çaba sarf edeceğiz onun sesini bastırmak için. Bir gün susacak belki ama içimizdeki yaşam mücadelesini de alıp gidecek yanında. Belki huzurumuzla birlikte, belki sağlığımızla birlikte çekip gidecek. 
Huzurlu ve mutlu bir hayat için, tercihimizi kendimizle bir bütün olarak yaşamaktan yana kullanmamız gerekiyor. Tüm zorluklara ve zorunluluklara rağmen, iç sesimize karşı değil, iç sesimizle birlikte mücadele vermek gerekiyor.

Yorumlar (0) Yorum Yap

/