Duygularınızı Etiketleyin: Her Zaman Mutlu Olmak Zorunda Değilsiniz

9 Aralık 2020

Neşeli olmak, sürekli gülümsemek, bardağın hep dolu tarafını görmek… Bunlar sizi de bunaltmıyor mu? Bazen mutsuz olabiliriz. Güne mutsuz, halsiz, isteksiz başlamış olabiliriz. Bu durumlarda neşeliymiş gibi rol yapmak, asıl hissettiğimiz duyguları yaşamamıza engel olacağı için tehlikelidir. Mutsuzluğu, üzüntüyü yaşamak da normaldir. Bu duyguları bastırmadan yaşamak, yarınki mutluluğunuza katkı sağlayacaktır.
Çoğumuza iyi niyetli arkadaşlarımız veya ailemiz tarafından “Neşelen.” veya “Olaya iyi tarafından bak.” gibi telkinler geliyor. Bunun nedeni bizi üzgün, kızgın, endişeli veya hüsrana uğramış olarak görmeleridir. Ama aynı zamanda dalgın, kararsız göründüğümüz için de bu telkinlere maruz kalabiliyoruz. Bu durumlarda onlara “Kapa çeneni!” demeye istekli olsak da genellikle yapamayız. Bir dahaki sefere bunu yapmaktan çekinmeyin ama lütfen kibar olun
Harvard’da psikoloji eğitmeni ve Duygusal Çeviklik kitabının yazarı psikolog Susan David, “Pozitif olmak yeni bir ahlaki doğruluk biçimi haline geldi.” diyor.



David zor duygularımızı bastırmak veya ondan uzaklaşmak, sağlıklı veya yararlı değildir diyor. “Olan şu ki, bu durum dünya ile olmasını istediğimiz gibi değil, olduğu gibi başa çıkma yeteneğimizi baltalıyor.” diyor. Ve ekliyor: “Bu, daha düşük direnç seviyeleri, daha düşük sağlık seviyeleri ve daha yüksek seviyelerde depresyon, anksiyete ile ilişkilidir. Ayrıca ilişkilerimizi ve hedeflerimize ulaşma becerimizi de etkiliyor.”




Peki, bunun yerine ne yapmalıyız?

“Hüznü bir kenara itmek veya pozitifliği zorlamak yerine, bu zor duyguyu etkili bir şekilde etiketlemeye çalışın. Benim işimde, çoğu zaman insanlar nasıl hissettiklerini anlatmak için yalnızca siyah veya beyaz etiketleri kullanırlar.” diyor David. “Stres” en yaygın olan duygulardan biridir. Ancak gerçek bir darlanmanın ya da bunalmanın verdiği stres, hayal kırıklığına uğradığınızda veya yanlış işte, yanlış ilişkide olduğunuzu bilmenin stresi arasında dünya kadar fark vardır. Duygularımızı daha doğru bir şekilde etiketlemek, bu duyguların nedenini anlamamıza yardımcı olur. Ayrıca “hazırlık potansiyeli” denen şeyi gerçekleştirmenizi sağlar. Bu “hazırlık potansiyeli” bu sorunu aşmak için hedefler belirleme ve realist değişiklikler yapma yeteneğinizin aktif hale gelmesidir.



David, “Duygunuzu etiketlemeyi başardığınızda, duyguyu şefkatle fark edin. İnsanlar genellikle şefkatin zayıf ya da tembel olmakla veya kendine yalan söylemekle ilgili olduğunu düşünüyor.” diyor. “Aslında şefkat, içinde daha fazla risk alabileceğiniz güvenli bir alan yaratmanıza izin verir. Dünyayı keşfedebilirsiniz ve daha etkili olabilirsiniz. Çünkü işler yolunda gitmezse, bilirsiniz ki yine de kendinizi seveceksiniz. Yine de kendinize karşı nazik olacaksınız. Merhamet, daha etkin olmak ile ilişkilidir.”

Son olarak David şunları söylüyor: “Duygusal hikâyenin ne olduğunu fark etmeye çalışın.”. Bir gözlemci olarak hareket edin ve yaşadığınız o zor şeyin tüm boyutlarını ya da aşamalarını adlandırarak kendinizle hissettiğiniz şey arasında bir boşluk yaratın. Basitçe “Üzgünüm” demek yerine, “Üzgün hissettiğimi fark ediyorum, baltalandığımı fark ediyorum, ayrılma dürtüsünü fark ediyorum…” gibi bir şeyler söyleyebilirsiniz. Bu, değerleriniz ve niyetleriniz gibi kendinizin diğer yönlerini öne çıkarmanıza olanak tanır. Bunu yapmak aynı zamanda duygudan ziyade sizi sorumlu kılar. David, “Daha da önemlisi, olumsuz düşünceleriniz veya duygularınız olup olmadığı değil, onlara bağlanıp bağlanmadığınızdır.” diyor.
Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları

Yeni bir oyuna başladığımızda öğrenecek çok şeyimiz oluyor. Her oyun keşfettikçe haz aldığımız, engelleri aştıkça heyecanlandığımız, öğrendikçe harika hissetti...

Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları

Yorumlar (0) Yorum Yap