Founder @ceotudent | Girişimcilik & İçerik
3 Şubat 2017
E-spor Dünyasının En Karizmatik Türk Takımı Geliyor: Royal Bandits [Röportaj]

Milyonların takipçisi olduğu ligleriyle, takımlarıyla, yatırımlarıyla eSpor son dönemlerin büyüyen sektörlerinden biri. İstanbul'un merkezinde de karizmatik bir Türk takımı var: Royal Bandits 

Biz de CEOtudent olarak Royal Bandits'i evinde ziyaret ettik. Ve takımın kurucularından Can Gürsu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Bize Royal Bandits takımının kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?

Royal Bandits orta okuldan beri arkadaş olan, gençliğinde epey süre oyun oynamış, bu işe gönül vermiş 3 kafadar tarafından kurulmuş bir takım. Can Gürsu, Çaka Bademli ve Ruşen Ekşi profesyonel hayatta finans, tasarım ajansı ve inşaat gibi çok farklı kimliklere sahip olsak da Royal Bandits için güçlerimizi birleştirdik.

Her takım gibi başarı hedefine sahip olsak da, bizim öncelikli amacımız Türkiye’deki eSpor yapılanmasına örnek olabilecek bir yapı kurmak ve sektörün gerçek potansiyelini insanlara anlatabilmek. Genç nüfusa sahip bir ülke olduğumuz için, eSpor dünyada ciddi şekilde fark yaratabileceğimiz ve uluslararası arenada ülkemizi pozitif şekilde tanıtabileceğimiz bir alan.


Royal Bandits’in diğer eSpor takımlarından farkı nedir?

Bizi diğer takımlardan ayıran en büyük özellik bakış açımız diyebilirim. 3 farklı bakış açısı olması bizi biz yapan en büyük özellik. Biz Royal Bandits’i, ideal bir spor kulübünün nasıl olması gerektiğini düşünerek yapılandırıp, yönetmeye çalışıyoruz. Finansalları, kurumsalları, sporcu gelişimi için yapılması gerekenler, tesisin sunduğu olanaklar, gerek kısa dönemli gerekse uzun zamanlı planlamalarımıza kadar aklınıza ne gelirse 360 derece bir strateji ortaya koyuyoruz. Odak noktamız oyuncularımızın birer sporcu olduğunu kabul etmek. Mücadele ettikleri alan bir oyundan çok daha öte.


Türkiye ve global hedefiniz nedir?

Türkiye’deki hedeflerimiz başarıdan daha önce, anne ve babalar başta olmak üzere bu alanda yeni eğilen marka ve şirketlere sektörü doğru anlatabilmek. Gidilecek hedefe onlarla beraber ilerlemek. Bu yapı doğru oturduğu takdirde önce ülkemizde sonrasında ise global arenada, hem ülke hem de takım olarak çok iyi yerlere geleceğimize inanıyoruz.


Sizleri nasıl takip edebiliriz?

Bizleri “rylbandits” ismiyle facebook, twitter, instagram ve twitch den takip edebilirsiniz.


Küresel olarak eSpor turnuvalarının ödül havuzu her sene katlanarak artmakta. Rekabet gitgide kızışıyor. Yeni kurulan bir takım olarak bu rekabete hazır mısınız?

Küresel turnuvaların ödül havuzunun artması bizim ve birçok takım için motive edici. Sektör büyüdükçe takımlar gelişiyor, Clippers, Miami Heat gibi NBA takımlarının yanı sıra Paris Saint Germen, Schalke gibi futbol kulüplerinin de eSpora yatırım yapması, markaların bu sektöre eğilmesine olanak sağlıyor. Biz bu rekabetteki konumlanmamızı da kendi olanaklarımız doğrultusunda yapılandırdığımız bir spor kulübü olarak kurguladık.Buna örnek olarak Gaming House’umuzu sporcularımızın rahatlıkla konaklayabileceği ve antrenman yapabileceği şekilde dubleks bir daireye konumlandırdık. Ayrıca yönetim ve oyuncular sürekli bir arada olmasın diye aynı site içerisinde menajerlerimize de ayrı bir daire tuttuk. Oyuncuların fiziksel aktivitelerini de ön plan da tutuğumuz için, sitede açık-kapalı yüzme havuzu, spor alanları ve tesisi olmasına dikkat ettik. Sporcularımıza yatırım yapmak bizim için çok önemli. Beslenmelerinden, sosyal medya yönetimine kadar bir çok alanda onlara profesyonel destek sağlıyor ayrıca sporcu psikologları, diyetisyenler ve danışmanlar ile çalışıyoruz. Bu rekabete oldukça hazırız diyebilirim.


eSpor oyuncularının hem fiziksel hem zihinsel olarak yetenekli olması gerektikleri biliniyor. Siz takımınıza oyuncu ararken nasıl bir yol izlediniz? Türkiye’nin yerli oyuncu potansiyeli ne durumda? Yabancı oyuncu transferiniz oldu mu?

Yetenekli oyuncular maalesef daha önceden bir spor disiplini almadıkları için gerek takım içi gerekse takımlar arası tartışmalara zemin hazırlayabiliyorlar. Biz ne kadar gelecek vaat ederse etsin, ne kadar yetenekli olursa olsun bizim çatımız altında böyle sporculara yer vermiyoruz. Spordaki rekabet ve takım olma duygusunun centilmenlikten geçtiğine inanıyoruz. Sporcunun gerçekten de zeki, çevik ve ahlaklısı en önemli kriter.
Henüz sektör profesyonelleşme aşamasında olduğu için oyuncu havuzu hepimizin bildiği gibi oldukça küçük. Biz ilk aşamada akademi takımı yapılanmalarımızla, oyuncu havuzunun gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Ayrıca hem kişilik hem de oyun kabiliyeti anlamında Türkiye’deki oyunculara da katkıda bulunabileceğini düşündüğümüz yabancı oyuncuları bünyemize katmayı hedefliyoruz. Şu an itibariyle sadece Lol takımımızda 2 yabancı oyuncumuz var. Bu da zaten kurallar doğrultusunda izin verilen en yüksek rakam.


Bildiğimiz kadarıyla Royal Bandits; League of Legends, CS:GO ve Dota 2 kulvarlarında yarışacak. Oyun yelpazesini genişletme düşünceniz var mı?

Türkiye’de League of Legends oyununun yayıncısı Riot Games çok güzel ve profesyonel bir lig yönettiği için, neredeyse bütün eSpor takımları için LoL takımları amiral gemi niteliğinde. Ben önümüzdeki dönemde Blizzard’ın benzer bir hamle ile Overwatch ve Hearthstone’a büyük yatırım yapacağı inancındayım. Biz de bu öngörü doğrultusunda iki takımı oluşturacak oyuncular için görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Şubat ayı gibi bir engel olmazsa 2 takımında duyurusunu yapmayı planlıyoruz.


eSporun geleneksel sporlara kıyasla hem ekipman hem de tesis bakımından çok büyük finansal kaynak gerektirmediği düşünülüyor. Ülkemiz imkan ve altyapı konusunda ne durumdadır?

Bir fiziksel spor kulübü ile karşılaştırdığınızda kesinlikle katılıyorum. Ancak son dönemde dövizde gördüğümüz yukarı yönlü hareket, profesyonel bir eSporcunun en önemli gereksinimi olan bilgisayarlara ciddi şekilde yük getirdi. Bugün eSpora gönül verip bu alanda profesyonel olmak isteyen kişilerin bu ekipmanlara ulaşması o kadar da kolay değil. Bu aşamada ülkemizdeki elektronik firmalarının mevcut desteğini önce takımlar odağında, sonrasında ise sporculara yönelik olarak artması gerektiğine inanıyoruz. Normal spor alanlarında takımları yayın hakları, sponsorlar ve bilet operasyonları finanse ediyor. eSpor gibi biletin satılmadığı ve yayının bedava olduğu bir alanda, özellikle lig tarafından masrafları sübvanse edilmeyen takımların yegane desteği sponsorlar.

Altyapı konusunda ise ülkemiz maalesef eksik kalıyor. Büyük şehirler haricinde düzgün bir internet bağlantısına ulaşmak oldukça zor. Düzgün bağlantınız olsa bile, oyun şirketlerinin serverları yurt dışında olduğu için yüksek ping alıp, oyun içerisinde gecikmeler yaşamanız mümkün. Bu da yabancı oyunculara online turnuvalarda haksız bir avantaj sağlıyor. Kısa süre içerisinde bu sorunların aşılabileceğine malesef inanmıyorum.


Yakın zamanda Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi geleneksel sporların öncü takımlarının e-spor takımlarına yatırım yapmaya başladıklarını biliyoruz. Bu yatırımların Türkiye deki e-spor sektörüne etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Büyük takımların eSpora açılım yapması bizi çok sevindiriyor. Artık ne işle uğraştığımızı soran insanlara ve markalara kendimizi daha rahat anlatabiliyor, insanların bu sektöre inanmalarını daha kolaylıkla sağlayabiliyoruz. Büyük kulüplerimizin sektöre olan ilgilisi yayın kuruluşlarının ve şirketlerin ilgisini beraberinde getiriyor. 2 sene öncesine kadar ikna edemediğimiz pek çok firma bugün sektörde yer almak için araştırmalarını yapmaya başladı bile. Bu gelişmeler bizim gibi pek çok insanı cesaretlendirecek ve rekabet arenasına renk gelecek diye ümit ediyoruz.


Global E-spor pazar büyüklüğünün %77 lik payını markaların bu alanda yaptıkları reklam ve pazarlama faaliyetleri oluşturmakta. Türkiye de bu faaliyetler ne durumda?

Türkiye’de LoL hariç diğer oyunlarda gelirler maalesef düşük kalıyor. Bu da sporun gelişmesinin önündeki en büyük engel. Sadece elektronik markalarının değil diğer markaların bu sektöre girmesi, takımların gelirlerinin artması gerekiyor. Önümüzdeki 2 sene içerisinde bu alanda ciddi bir büyüme olacağını bekliyoruz.


Ülkemizde 22 milyon üzerinde oyuncu bulunmasına rağmen lisanslı e-sporcu sayısı yaklaşık 5000. Bu sayıyı arttırmak için neler yapılmalı? Takımlar bu konuda nasıl bir rol üstlenmeli?

eSpor ülkemizde resmi bir spor olarak tanınmıyor. Dolayısıyla bu lisanslı oyuncu sayısı aslında havuz büyüklüğünü de yansıtmıyor. Fakat genel olarak profesyonel eSpor ile ilgilenebilen gençlerin sayısının düşük olmasının temelinde, hala eSporcuların ‘oyun oynuyorlar’ imajı yatıyor. Ailelerin desteğinin alınabilmesi bu sektörün doğru anlatılabilmesi birincil öncelik olmalı. 80li yıllarda ailelerden gelen “topçu mu olacaksın” sorusu bugün karışımıza “oyun mu oynayacaksın” olarak çıkıyor. Biz yöneticiler olarak elimizden geldiği kadar oyuncularımızın ailelerine anlatmaya çalışsak da sektörün bilinilirliğinin artması çok önemli.

Bunun yanı sıra federasyon ve esporun spor mevzuatlarına dahil edilmesi de kulüplerin ve sektörün önünü açacak diğer basamaklar. Bugün dünyanın en iyi oyuncularının yetiştiği Uzakdoğu’nun bu kadar ileride olmasının en büyük sebeplerinden birinin, eSpora henüz okul çağında başlayan teşvikler olduğunu düşünüyorum. Türkiye gibi genç bir ülkeye benzeri olanaklar sağlandığı takdirde dünyada çok ciddi yerlere geleceğimizden eminim.


Son olarak buradan bütün e-spor tutkunlarına ve takipçilerine neler aktarmak istersiniz?

Tuttukları veya destekledikleri takımlara, oyunlara ve müsabakalara sahip çıksınlar. Ellerinden geldiği kadar eSporu anlatmaya çalışsınlar. Bir de bizi de sosyal mecralarımızdan takip etmeyi unutmasınlar ;)

facebook-paylas2 new-twitter-paylas2

0

arrow_upward