E-postalarınıza Hızlı Dönüş Alabilmek İçin Uygulayabileceğiniz 4 İpucu

Dünyada iki çeşit insan vardır klişesi ile yazımıza başlıyoruz ama sizin de bize hak vereceğinizden eminiz. E-postalarını hiç bekletmeden okuyanlar ve hiç okunmamış yüzlerce hatta binlerce e-postayı kendi kaderleriyle baş başa bırakanlar sağınızda, solunuzda, önünüzde, arkanızda rastlayabileceğiniz insanlardan oluşuyor. Peki siz hangisisiniz?

E-mailleri okumak ya da okumamak için pek çok sebebiniz olabilir. Siz hiç farkında olmadan e-mailler psikolojinizi bile etkiliyor olabilir ya da kendi içsel kavganızı e-mailler üzerinden yapıyor olabilirsiniz. Çok mu saçma geldi? Gelmesin. Yapılan bir deneyde, çalışanlar bir hafta boyunca e-maillerinden uzak tutulmuş ve kalp atışları ölçülmüş. Bir hafta sonrasında çalışanların stres düzeyinde azımsanamayacak bir düşüş olmuş. E-postalarla ilgili bir başka teori ise, aslında e-postaları okuyup okumama kararımızın bir şekilde onlar üzerinde sahip olduğumuz kontrol ile alakalı olduğunu söylüyor.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz insanlarla her yerde karşılaşabilirsiniz. Beklediğiniz dönüş de acilse, işler hafif sarpa sarıyor olabilir.

Sizler için karşıdaki insanın hızlı dönüş yapabilmesi için 4 yol paylaşıyoruz. Sonra da bir kenara geçip, işe yaraması için evrene mesaj göndermeye başlıyoruz.


1) Kısa tutun ve basit bir dil kullanın.

Evet basit bir dil, üçüncü sınıf bir çocuğun bile anlayabileceği düzeyde. Karmaşık cümleler kurmaktan kaçının. Araştırmalara göre en çok cevap alınan e-maillerin metni ortalama 100 kelime iken e-mailin konusu 3 ile 4 kelime arasında değişmekte. Eğer e-mailde karşıdaki kişinin ilgisini çekebildiyseniz, ekte daha açıklamalı olarak bir dosyaya yer verebilirsiniz.


2) Değer kattığınızdan emin olun.

Karşı tarafın ilgisini çekebilecek linkler veya ekler içerdiğinde, kişi kendini daha güvende ve size daha yakın hissedebiliyor. Bu nedenle e-postalara verilen cevapların oranlarında (yaklaşık %85!) ve cevap verilen hızda bir artma meydana geldiğini yine araştırmalardan öğrenebiliyoruz.


3) Kendinizi hatırlatmaktan çekinmeyin.

Gönderdiğiniz bazı e-postaların cevap alamamasının sebebi ise gönderdiğiniz kişinin kötü bir anına denk gelmesi olabilir. Hepimizin insan olduğunu göz önünde bulundurursak siz de böyle bir durumda gelen e-postayı cevaplamayı sonraya bırakmış ve sonrasında tamamen unıutmuş olabilirsiniz. Bu yüzden gönderdiğiniz e-postaları takip etmekten çekinmeyin. Gönderdikten 24 saat sonra, eski mailinizi de içeren, bir hatırlatma maili atabilirsiniz.


4) İstediğinizi karşı tarafa açıkça ilettiğinizden emin olun.

Soru sormaktan çekinmeyin. Hatta sorularınız çok spesifik olursa istediğinizi elde etme konusunda daha başarılı olabilirsiniz. Örneğin, bir sonraki satırda “Gönderdiğim değişiklikleri inceleme şansınız var mı?” veya “Ekli davetiyeyi açabildiniz mi? gibi cümleler kullanabilirsiniz.

Bazen yoğunluğumuz içerisinde e-maillere pek de vakit ayıramayabiliyoruz. Fakat belki 20 saniye fazla ayırarak, yanıt alma şansımızı artırabileceğinizi unutmayın. “Gönder” butonuna bakmadan, gönderdiğiniz kişiymişçesine okumanızı öneririz. Empati her şey demek!

facebook-paylas2 new-twitter-paylas2

Görüş Bildirin!

Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için
görüşlerinizi bekliyoruz