Dünya Yalnız Bir Yer..

14 Haziran 2017

Dünya yalnız bir yer ve ne yaparsan yap o yalnızlığı dolduramazsın. Onunla girdiğin hiçbir savaşı kazanamazsın. Şimdiye dek kimse kazanamamıştır ki. Sen sadece onunla barışabilirsin. Ondan korkmayı bırakabilirsin. Kendi yalnızlığın senin en büyük düşmanın değil, aksine en büyük dostun. Bu dünyada yalnızca o ve sen varsın. Duyarsız ve umursamaz olmak değil bahsedilen. Başka insanların acılarına, toplumsal meselelere ya da dünyada yaşanan haksızlıklara karşı kayıtsız kalmak değil. Tek gerçek, günün sonunda, hayatın kaosundan sıyrılıp tüm ışıklar söndüğünde kalanın sadece sen ve yalnızlığın olduğundur.

O yalnızlık, gün boyu kuşandığın hiçbir maskeye, ördüğün hiçbir duvara ya da ardına saklandığın hiçbir role izin vermez. Karşısında çırılçıplak kalakalırsın. Hiçbir savunma mekanizman olmadan. Uykusuz geçen gecelerimizin, bitmek bilmeyen mide ağrılarımızın ya da aylar süren melankolik halimizin gerçek sorumlusu odur. Kalbimizi sıkıştıran, yolda görsek koşarak uzaklaşacağımız gerçeklerle yüzleştirir bizi. Ve bunların hiçbiri ne kabullenmesi ne de sindirmesi kolay şeyler değildir. Bu yüzden başka kalıplar uydururuz. “Sevgilim bana soğuk davrandı bu yüzden canım sıkkın.” ya da “Annemle kavga ettim keyfim yok.” deriz. Oysa kabul edelim ya da etmeyelim içten içe aklımızı kurcalayan başka şeyler vardır.
Halbuki o yalnızlığa ağzının payının verip sustursak her şey ne kadar da kolay olacak değil mi? Gerçekten öyle mi peki? Gerçekten, gerçekliğimizi görüp onu değiştirmek yerine -mış gibi davranmayı tercih eder miyiz? Kocaman bir yalan balonu içinde yaşamayı seçmeli miyiz? Bu kadar korkak olmamalıyız bence. Evet çok zor, uzun ve sinir bozucu bir yol bunların hepsi doğru ama bir kere deneyimlediğimiz şu hayatı olmadığımız biri gibi geçirmek daha acınası değil mi?

Her sabah uyandığımızda başucumuzdan bir maske seçip kalkıyoruz.

Hepimiz bunu yapıyoruz. Peki bu hale nasıl geldik? Sahtekarlık insanın doğasında mı var yoksa bu sonradan kazandığımız bir beceri mi? Yeni doğmuş bir bebek rol yapmaz. Çocukken hepimiz tertemiz bireylerdik. Gerçekliğimizle hareket ederdik. Sonra bir gün burnumuzu karıştırdığımız için annemiz elimize vurdu. Ertesi gün misafirlerin yanında düzgün oturmadığımız için nefret dolu bir bakışla karşılaştık. Sonra ilkokul öğretmenimiz sonra bakkal amca sonra Ayşe teyze ve böyle böyle hepimiz toplumla tanışmış olduk. Annemizin karnından çıkıp ilk çığlığımızı attığımız andan itibaren bize nasıl davranmamız, nasıl konuşmamız, neleri nerede ne şekilde yapmamız yani kısacası nasıl bireyler olmamız gerektiği öğretilmeye başlandı.
Zaman geçtikçe bu öğretilenlerin içimizdeki bir şeylerle çeliştiğini hissettik. Ve savaşımız başlamış oldu. Kendi gerçekliğimiz ile toplumun savaşı. Bir insanın doğumhaneden morga kadar götürdüğü tek savaşı budur. Ve hiç de adil işlemez. Çünkü karşı tarafın elinde çok sağlam kozları vardır ve bunları masaya sürmekten de hiç geri durmaz. Dışlanma, aşağılanma, ötekileştirilme, itilip kakılma, hor görülme…

Yanlış veya eksik taraflarımızın başkaları tarafından fark edilmesinden çok korkuyoruz. Ve sürekli bunları örtbas etmeye çalışıyoruz. Oysa çevremizdeki herkes en az bizim kadar hata yapıyor. En az bizim kadar yalan söylüyor. İnsanlar hata yapar, yalan söyler, yanlış kararlar alır, saçmalar. Bunları maskelerimizle gizleyerek çözemeyiz. Olmamız beklenen insanlarmışız gibi davranarak iyi bireyler olamayız. Önce kendi gerçekliğimizi kabul etmek zorundayız. “Evet ben bunu yanlış yaptım.” diyebilmeliyiz. O yalnızlıkla başka türlü barışmamız imkansız. Sonrası çok daha kolay gelecektir zaten..
Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları

Yeni bir oyuna başladığımızda öğrenecek çok şeyimiz oluyor. Her oyun keşfettikçe haz aldığımız, engelleri aştıkça heyecanlandığımız, öğrendikçe harika hissetti...

Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları Kariyer Macera Dolu Bir Oyun: İşte Bunlar da Hile Kodları

Yorumlar (0) Yorum Yap