a.k.a. male version of bridget jones
27 Ağustos 2017
“10 Yıl Önce Hayatımı Değiştiren Bir Telefon Görüşmesi Yaptım” (TED Talks)
Konuşmasına bu sözlerle başlayan Barbara Natterson Horowitz “veterinerler doktorların bilmediği neyi biliyorlar” diyerek konuşmasına devam ederken, bizlere insanlığın boğuştuğu sağlık problemlerinin doğadaki diğer türlerde de olduğu ve bunları kollektif düşünceyle, kollektif araştırmalarla nasıl bir problem olmaktan çıkabileceğini; şehir hayatında kaybolup giderken doğayı ve doğada yaşayan diğer canlıları unutmayarak nasıl büyük problemleri ortadan kaldırabileceğimizi, özümüzü unutmadan, kibirsiz bir şekilde olayları değerlendirdiğimizde nasıl daha iyi olacağımızdan bahsediyor.
10 yıl önce Los Angeles Hayvanat Bahçesi Yetkilileri’nden aldığı bir telefon sonrasında kafasında şekillenen düşünceleriyle konuşmasını yapan Natterson; “Bazı günler hem UCLA Tıp Merkezi’ne hem Los Angeles Hayvanat Bahçesi’ne gittim. Burada benim için açıkça görülmeye başlayan şey şuydu; doktorlar ve veterinerler aslında kendi hastalarında aynı hastalıklar ile ilgileniyorlar: konjektif kalp yetmezliği, beyin tümörü, lösemi, diyabet, ALS, meme kanseri hatta depresyon, anksiyete bozukluğu, takıntı, yeme bozukluğu ve kendine zarar verme gibi psikolojik belirtiler. Şimdi bir şey itiraf etmeliyim. Karşılaştırmalı Fizyoloji ve Evrimsel Biyoloji öğrenmiş bir üniversiteli olmama rağmen, evrim teorisi üzerine uzmanlık tezi yazmış olmama rağmen, hayvan ve insan hastalıklarının kısmen aynı olduğunu öğrenmek bana bir şeylerin değişmesi gerektiğini farkettirdi.”
Kendi hastalarında teşhis ve tedavi yöntemleri üzerine düşünürken bu kadar benzerliğe rağmen neden hiç bir zaman veterinerlerin kaynaklarına başvurmadığını düşünen Natterson bunun altında yatan nedenin insanlığın kendi ırkını diğerlerinden daha üstün ve özel olduğunu kabul etmesinden kaynaklı olduğunu ileri sürüyor.
“2000 yılı civarında tıp doktorları duygusal kaynaklı kalp yetmezliğini “keşfettiler!”. Bütün birikimini barbut oyununda kaybeden kumarbaz bir babada ve düğün töreni esnasında kilise önünde terk edilen gelinde böyle tanımlandı. Fakat bu “yeni” teşhis ne yeni ne de sadece insana özeldi. Veterinerler maymundan flamingoya, geyikten tavşana kadar, hayvanlarda duygusal kaynaklı semptomları 1970’lerden bu yana tanımlamış, tedavi etmiş ve hatta engellemişler. Bu bilgiler kardiyoloji uzmanları veya acil servis doktorları ile paylaşılsaydı, kaç insan hayatı kurtarılabilirdi?” diyerek farkındalığımızı arttıran Natterson, kendini yaralama, doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası psikoz gibi daha bir çok hastalığı örnek vererek bütünsel bakamamamızın kaç insan hayatına sebep olduğunu vurguluyor.
Tıp doktorlarının kendi alanında çalışan insanlara yukardan bakmasıyla neleri kaçırdığımızı gözler önüne seren Natterson, tıp akademisi bitirmenin veteriner olmaktan çok daha kolay olduğunu; tıp doktorlarının sadece tek bir tür yani homo sapiens ile ilgili bütün bilgileri öğrendiğine fakat veterinerlerin memeliler, iki yaşamlılar, sürüngenler, balık ve kuş sağlığı ve hastalıklarını öğrendikerini, onların işinin daha komplike olduğunu söylüyor.
Sağlık alanında bu ihmal edilmiş bakış açısının iyileştirilmesi ve yerinin doldurulmasını adeta bir tutku haline getiren Natterson, Zoobiquity konferanslarında neler yaptıklarını konuşmasında açıklayarak bakış açısının ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha kanıtlıyor.
13

arrow_upward